şükela:  tümü | bugün
  • trt trabzon radyosu yapımcısı ve çiçeği burnunda taze spikeri. ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi mezunudur. trt'ye girdikten sonra amatör olarak belgesel çalışmalarına girmiş, ankaralı olmasına rağmen yıllardır yaşadığı trabzon ve doğu karadeniz bölgesi ile ilgili çeşitli görsel ve radyoya yönelik işitsel çalışmalar yapmıştır. haftada bir kaç gün 3 saat boyunca yerel yayında ve aynı günler saat 13.00-14.00 arasındaki radyo 4 ulusal yayınında tiyatrocu bir baba sahibi olmasının avantajlarını sergilemesi dinlenebilir.
  • şu ara solgun ateş'i çeviren çevirmen. hatta tadımlık: http://yigityavuz.blogspot.com/…anto-1den-alnt.html

    itiraf ediyorum, geçen sene iletişim yayınları twitter'dan seniha akar'ın çevirdiğini duyurduğu için şaşırdım yiğit yavuz'un işi devralmasına. ancak twitter hesabıyla pek bir benimsedim kendisini. yeni çeviriyi heyecanla bekliyorum!

    darısı bend sinister'ın başına!
  • çeviri işine yaklaşımı ve bunu zevle yapmasıyla gönlümde taht kurmuş pek sempatik kişi. özenerek takip ediyoruz efenim.
  • 5 gün önce aşağıdaki tvitleri atıp bugün tomris uyar'ın nabokov çevirisini eleştiren iyi bir çevirmen, ama tutarsız tvitçi:

    "celal üster bunu hep yapıyor galiba: çevireceği kitap üzerinden eski çevirmene sataşmayı yani. bu kez yazar borges. "

    "c. üster'in eleştirilerinin doğruluğu-yanlışlığı değil mesele. mesele, yeni çevirmenin eski çeviriyi kötülemeye tenezzül etmesi."

    "bir şey daha söyleyeyim: c. üster, yazının sonundaki sözü en başa koysun: yani çeviride koca bir cümle eksikse, önce yayınevini eleştirsin."
  • 1999 yilinda asiri alkollu kapicimizin, eve gelen 50 yasindaki misafirlerimizi rus kadini zannedip, aslinda alkolsuzken sevdigi abime silahiyla havaya dogru ates ettigi bir gecede tanidim onu. olaya sakin bakisi, makul davranisi ve ankaradan gelen yalniz bir trabzon sakini olmasina ragmen gece yanimiza gelip bizi teskin eden tavirlariyla kalitesini belli eden bugunun iki cocuk sahibi tatli insani kirk yilda bir sigara icen beni elimde sigara ile gorunce babamda bile yasamadigim tatli bir mahcubiyeti yasatti bana. oysa buraya kadar hersey ne guzeldi be abi.
  • tweetleri feedback almayınca zırlayan çevirmen. finnegans wake çevirisi duyurulur duyurulmaz, kendisi için alışılagelmiş bir durum çeviri eleştirilerinin olumsuz ve alaycı bir ifade taşıması; hatta henüz tek sayfa dahi açmadan buna start vermesi. aylak adam yayınları ve çevirmenin cesaretini yermeye başlamış kendileri.

    bu çükübik entelektüelimsinin tüm değer yargılarını nabokov üzerinden temellendirmesi de ayrı bir çömezlik. nabokov üst düzey bir edebiyatçıdır fakat edebiyatçıların söyledikleri yalnızca kendilerini bağlar. aynı nabokov dostoyevski'yi de gömer.

    hayır bu çeviri işi başarısız olabilir ama bunu tam anlamıyla keşfetmek adına bir süzersin, tahlilini yaparsın. finnegans wake çevirilerinin 2016 yılına denk gelmesi tesadüf değil. her şeyden çok ses getirme ve yayıncılıkta bir adım öne geçme mücadelesi olacak. sel yayınları da kitabın çevirisini tamamladığında, çeviren yakın çevresinden değilse yiğit yine başlayacak yüksekten atmaya. sanırsın ülkedeki tek çevirmenler bunlar.

    ah be yiğit yavuz, ah be atom parçalar gibi yabancı kelimeleri parçalayan çevirmen.
  • frankenstein çevirisinin intihaliyle ilgili ortaya çıkan tutumunda biraz daha naif bir şeyler aramak zorunda hissettiğim çevirmen.

    çok makul bir biçimde, kesinlikle haklı olarak emeğinin hiçe sayılmasına tepki gösterdi. bunun için yayınevine bir mail atmaktan, ulaşmaktan ya da editörünün söylediği gibi yayıneviyle iletişime geçmesinden önce tweet attı, usulüne laf ediyorum ama aslında hakkım olmadığını bilerek. fakat ardından bir kuşağın sorununu dile getirme hakkını kendinde gördüğünde, bu kuşaktan iyi bir şey çıkmayacağına dair ithamlarında meselenin akıbetini hiç merak etmez oldum. intihal, bir suçtur ve bir kuşakla başlamamıştır zira, kendisi bunu bilecek yaşta.

    ardından kendisinin konuyla ilgili röportajını duydum, onu okumadan önce merak ettim, tekrar dönüp baktım. yayınevi tarafından kabul edilmiş intihalin kendisi tarafından ortaya çıkarılmış olmasının haber değerinin fark edilmediğine, umursanmadığına dair söyledikleri tuhaf geldi. neden bu kısım sahiden mühim olsun ki? meselenin bu kısmı bize tam olarak ne söyler? ancak çok iyi bir çevirmenin intihali fark etmek konusunda yetkin olabildiğini mi?

    anlamadığım bir şey olduğunu düşünüp yine kendisinin başka romanlarla, başka çevirilerle ilgili söyledikleri önüme düşene kadar umursamadım. fakat ne gerek var, dedim yine. nitelikli çeviri, eksik çeviri, bir başka yayınevinin yayımlamakta olduğu çeviri, iyi edebiyat eseri, türkiye edebiyatı konularında bu kadar üstten, bu kadar rahat ahkâm kesmeye ne gerek var? eserin teknik tarafına dair tek kelime edemeyecek olmasına rağmen salt ona hitap etmediğinden ya da bir şey söyleyebilmek hırsından iyi/kötü diye yorum yapabilenle bizi ayıran ne? işte umarım bir röportajda bunu da sorarlar. sahiden, "her şey yüzeyselleşiyor", huzursuzluk içinde izliyoruz, doğru.
  • martin eden çevirisi su gibi akar, epey güzeldir. bu büyük romanın tadını sonuna kadar alırsınız.