şükela:  tümü | bugün
  • şu ana kadar hakkında hiç entry girilmemiş olması ilginç.

    o zaman güzel bir tanımlama gerek.

    ahmet bin hanbel'e göre: "nefsinin arzu ettiği gayrumeşru bir şeyi sırf yaradandan korktuğu için terk etmektir"
  • yiğitlik vurmayla, züğürt ağalık* vermeyle. ya vur kurtul, ya ver kurtul.

    "yiğitlik bir dakika daha dayanmaktır." norveç atasözü. başka bir kaynağa/söyleme göre çeçen atasözü.

    "sen sanıyor musun ki aramızda hala yaşayan, ölmez bir yiğitlik hatırası bırakmayı ummasalardı, alkestis admetos için ölür, akhilleus patroklos için canını verir, sizin kodros krallık oğullarına kalsın diye ölüme atılırdı!" eflatun - symposion (diotima'nın ağzından)
  • günümüz turkiye'sinde karşılığı, şu başlıktaki entry sayısında bile görüldüğü üzere az bulunandır.
  • sokakta sevgilisinden dayak yiyen kızı manyamış sevgilinin elinden alıp, kadına saygı duymak zorundasın diyerek manyamış sevgiliyi dinlene dinlene dövmek yiğitliktir bence. 30 kilo adamım amk, nereden geliyor bu deli cesareti bu deli kuvveti bilmiyorum.

    ha bu yiğitliğin karşılığını nasıl mı aldım? kız kendini toparladı, bırak sevgilimi gerizekalı diye götünü yırttı kan revan oturduğu kaldırımda.

    arkadaşlar , yanaşın bir önerim var.

    (bkz: siken yaranır)
  • (bkz: tarık akan)
  • "bir dilde bir mefhumu ifade için kullanılan kelime sayısı ne kadar kabarıksa o dili konuşan miletin o mevzuda o kadar büyük bir hayatı var demektir.

    türkçede mesela yiğitlik ifade eden kelimeler böyledir.

    er , eren, yiğit, alp, batur, med, bahadır, cesur, kahraman, cılasın, dilaver, dilir, yavuz, yaman, arız (ırız), kakız, arslan, börü, efe hatta kabadayı ve deli gibi, türkçe veya türkçeleşmiş daha nice kelime, bizde türlü kahramanlıklar için kullanılan sözlerdir."
    * *
  • resûlullah efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “muhakkak allâhü teâlâ, sâlih bir müslüman sebebiyle komşularından yüz hane halkından belâyı elbette def eder.” (taberânî, el-mu’cemü’l-evsat)

    peygamber efendimiz (s.a.v.), “kul, müslüman kardeşinin yardımında olduğu müddetçe allâhü teâlâ da o kulun yardımında olur.” buyurdular. ebû ali ed-dakkâk (rah.) şöyle dedi: “bu ahlâk, kâmil manada ancak resûlullah efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem)’de olur. zîrâ kıyâmet günü herkes ‘nefsî, nefsî’ deyip kendini düşünürken resûlullah efendimiz (s.a.v.) ‘ümmetî, ümmetî’ buyurarak; ümmetini isteyecektir.”

    ahmed bin hanbel’in (rah.) oğlu şöyle dedi: “babama yiğitlik nedir? diye soruldu. o da ‘nefsinin arzularını, allah’tan korktuğun için terk etmendir.’ dedi.”

    kur’ân-ı kerîm’de ashâb-ı kehf’e “yiğit” denilmesi, rablerine îman ettikleri içindir.

    yiğit, putları kıran kimsedir. her insanın nefs-i emmâresi kendisi için put mesâbesindedir. hakîkî yiğit, nefsinin hevâ ve hevesine muhâlefet edendir. yiğitlik, kardeşinin hatalarına tahammül ederek ona yumuşaklıkla muâmele etmektir.

    yiğit, intikam alan değil, insaflı olandır. yiğitlik:

    • güzel ahlâktır.

    • başkasına karşı kendinde bir fazîlet ve üstünlük görmemektir.

    • hazret-i allâh’ın rızâsı için nefse düşmanlık etmektir.

    • müslümanlara eziyet etmemek ve onlara ihsanda bulunmaktır.

    • sünnete sarılmaktır.

    • vefâkâr olmak ve haddini bilmektir.

    şakîk-i belhî hazretleri, cafer-i sâdık hazretlerine “yiğitlik nedir?” diye sordu. “bu hususta sen ne diyorsun?” deyince şakîk-i belhî (rah.): “bir şey ihsan edilirse şükrederiz; ihsan edilmezse de sabrederiz. işte yiğitlik budur.” dedi. bunun üzerine câfer-i sâdık (r.a.) hazretleri: “bizce yiğitlik şudur: bize birşey ihsan olunursa îsar (ikram) ederiz; mümin kardeşlerimizin ihtiyacını kendimizinkinden daha üstün tutarız ve onları kendimize tercih ederiz. ihsan edilmez, men edilirsek de şükrederiz.”

    -alıntıdır-