şükela:  tümü | bugün
  • eskiler bahseder bundan, onlar yaşamışmış*.
    bi' de yıldırım marka askı.
  • yildirim isimli birine kapılan kızın aşkına verdiği isim.
  • başıma yıldırım düşmedikçe aşık olmayacağım anlamına gelir
  • cogu kisinin cocuklukta en az bir kere basina gelmis sonu olmayan ask cesidi
  • bir anda begenip asik olma durumu. ben bunu yasadim, simdi de ayni kisiyle evliyim. sanki ilk tanistigimda buna karar vermisim gibi hissediyorum. yani sonucta boyle olup evlenilebildigine gore oldukca olagan bir durum.
  • wislawa szymborska nın bir siiri.

    yıldırım aşkı

    ikisi de emin.
    birbirlerine bağlandıklarına bir anda.
    böylesi emin olmak güzel de
    emin olmamak daha güzel.

    daha önce tanışmadıklarına göre
    aralarında hiçbir şey olmadığını sanıyorlar.
    belki ta eskiden, yanyana geçtikleri sokaklar,
    koridorlar, basamaklar ne derler buna peki?

    sormak isterdim onlara,
    anımsıyorlar mı acaba,
    belki döner bir kapıda
    hani bir gün yüzyüze?
    bir “özür dilerim” sıkışık kalabalıkta belki?
    ya da bir ses telefonda “yanlış numara”?
    - ama biliyorum yanıtlarını.
    yo, anımsamıyorlar.

    uzun zamandan beri
    rastlantının onlarla oynaması
    şaşırtırdı kuşkusuz onları.

    ama hazır değil henüz,
    onlar için yazgıya dönüşmeye
    bir yaklaştırıp bir uzaklaştırıyor onları,
    yollarını kesiyor,
    kahkahasını tutup, bir kenara sıçrıyordu
    rastlantı.

    imler vardı, belirtiler de,
    varsın anlaşılmasınlar, ne var ki bunda?
    belki üç sene önce,
    geçen salı belki
    bir yaprak,
    hani uçan omuzdan omuza?

    yitirilen, bir kenara kaldırılan bir şey vardı.
    çocukluğun çalılığında bir top belki, kim bilir?

    kapı tokmakları, ziller de vardı,
    hani belki bir gün
    dokunmanın örtüştüğü bir sonraki dokunmayla.
    emanette yanyana duran valizler belki.
    ya da aynı gece görülen tek bir düş,
    kalkar kalkmaz belirsizleşen hani.

    her başlangıç çünkü
    bir devamdır aslında,
    olayların defteri ise
    hep yarı açık durur.
  • genellikle ölümle sonuclanır, bunların otopsilerinde kalp yerinde bir avuç kül bulunur.
  • insana herşeyi unutturan, onu yepyeni bir hayata inandıran, tüm dünyaya meydan okuyabilecek gibi hissettiren, siyahla beyaz arasındaki çizgi gibi keskin, siyahla beyaz arasındaki geçiş kadar ani olay.
  • en inanmadığın anda seni bulandır...