şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: sirnasik)
  • iticilikte sınır tanımayan, nefret ettiğim insanların sıfatı.

    tanışalı iki gün olmamışken canımlı cicimli konuşmalar, aptalca ve gereksiz sevgi gösterileri, zırt pırt sarılıp öpmeler, pişmiş kelle gibi sürekli gerzekçe sırıtmalar, ikide bir bana iltifatlar yağdırmalar, yıllardır arkadaş olduğu kişinin dedikodusunu iki gündür tanıdığı bana yapmalar, zeka ve mizah kırıntısı içermeyen esprimsiler yapıp çirkin bir sesle kahkaha atarak kulak tırmalamalar, tüm bu iticilik karşısında yılışığı sessizce izleyip "nasıl bir fırsat yaratsam da kalkıp gitsem? şunun elinden hangi bahaneyle kurtulsam acaba?" diye düşünerek acı çeken bana bakıp "aaa, çok sessizsin sen" diyerek üstüme gelmeler... öfff... daha fazla devam edemeyeceğim, yazarken bile tiksindim. kesinlikle sevgiye dayalı davranışlar değil bunlar, safi yapmacıklıktan ibaret. eğer bu davranışların temelinde gerçekten sevgi olsaydı bu anlaşılırdı. sizi gerçekten seven birinin sevgisi, böyle abartılı tavırlara hiç gerek kalmadan hemen anlaşılıyor zaten. en azından ben, (belki de sezgilerim güçlü olduğu için) gerçek sevgiyle yılışıklık arasındaki farkı anında hissederim.

    arkadaşlık, dostluk, sevgililik kavramlarını böyle vıcık vıcık bir zemine oturtan sayısız dişi ve erkek var. türkiye'de "samimiyet" denilince akla dürüstlük, içtenlik, dozunda sevgi değil de yılışıklık geliyor maalesef. böyle sırnaşık, yalaka, laubali insanlar bana hiç güven vermiyor. yanlarındayken boğulduğumu hissediyorum. en ufak bir fırsatı bile değerlendirerek road runner hızıyla yanlarından hemen kaçıyorum. çakal gibi peşime takılıyorlar, yine kaçıyorum. onlarla bir arada olup sosyalleşmektense(!) yalnız başıma kaliteli vakit geçirmeyi tercih ediyorum. istedikleri kadar "soğuk" desinler hakkımda, umrumda değil. içi boş, sevgiye dayalı olmayan vıcık vıcık ilişkilere ihtiyacım yok. hal böyleyken asosyalliği kötü bir şey olarak tanımlıyor insanlar. insan ilişkilerinin lağım çukurundan hallice olduğu böyle bir dünyada belli başlı kişiler (ebeveynler, sevgili, birkaç dost vb) hariç hiç kimseyle yakınlık kurmamak çok daha huzurlu ve güvenli.
  • zamanın birinde köyümüzde evin tüm ahalisi ovada mantar yemiş, zehirlenmiş, öleyazmışlar. şansa orada bulunmayan eniştesi anama -biraz da labbak konuşurdu- 'geriye ikimiz kalıyorduk. ne'derdik gari?' diye laf tutturmuş. yılışık eniştenin isteyişinden iyi melemesi varmış. her şeyi bir bir anlattığı babam, geriden geriye ifrit olmuş, çok hırslanmış. anam hep edilgeni veya dikkatlisi olduğu maceralarını eksiksiz babama anlatışı ve sadakatıyla güvencedeymiş, sigortalıymış gibi atlatıyordu.

    margarete:
    "düşündüm kendimde bir uygunsuz durum,
    taşkınlık, yılışıklık mı gördü?
    yoksa, ona, kolayca yaklaşılır*,
    yılışıkça görüşülür, gibi, bir koz sandı,
    açıkça şunu da söyleyim! nedir bilmiyorum,
    içimde size karşı bir yönelme var,
    bir kımıldama başladı, şurası kesindir ki
    kendi kendime kızıyorum size kızamadığımdan." goethe - faust (çev. ismet zeki eyuboğlu)

    (bkz: yılışmak), sırnaşık
  • kendisine mi ait bilmiyorum ama "akrabanın görgüsüzü, zenginin vizyonsuzu, cahilin okumuşu, sevgilinin bencili, arkadaşın içten pazarlıklısı, yeni tanışılan kişinin yılışığı hiç çekilmiyor." diye bir söz, nejat işler imzalı olarak dolanıyor sosyal medyada. artık söz kiminse; özellikle de yılışık kısım için söylenende çok haklı. ve benim de en irite olduğum insan tipi.
  • anadolukavağı'nda yoros kalesi'ne çıkarken lojmanlardan önceki virajın sağında kalan inşaat malzemesi satan vatandaşların canımın içi köpeğinin adı.
    kendisini delice sevdiren bu köpeğin adını sahibine sordum. yılışık deyince her şey yerine oturdu.
    ama çok tatlı şerefsiz.
    edit: seni alıcam yılışık.