şükela:  tümü | bugün
  • yıllarca yüzünü görmemişken, gözde değil hatırda kalan ilk aşktan bir mesaj gelir. konuşulur, yaşadığın şehre geleceğini söyler laf arasında. zaten aradan geçen yıllarda hep o ilkte kalarak yaşadıysan, belki görürüm diye kalabalık sokaklarda insanların yüzlerine bakarak yaşadıysan geleceği güne kadar olan süre geçmez. bir yandan da zaten gidecek, kaçacak diye önemsemeye çalışırsın o sürede.
    gel gelelim gün gelir çatar. yer zaman belli olur. haldun taner sahnesinin önü 4te. erken gelirsin 15 dakika. hemen gidip de beklemezsin. orayı gören bir banka oturur beklemeye başlarsın gözün orada. zaman gelince kalkar ayağa gidersin. beklersin. 15 dakika yarım saat 45 dakika. gidemezsin de oradan, ayrılamazsın ya iki dakika sonra gelir diye. sonra kendi başına düşünemediğinden arkadaş aranır.
    -gelmedi
    -salak mısın siktir git eve.
    tam binersin dolmuşa telefon çalar. iskelede beklemektedir. inersin koşarsın oraya. önce görürsün uzaktan. öylece izlemek geçer aklından.
    sonra gidersin yanına bakarsın yüzüne. öyle bir sarılırsınız ki aradan 5 yıl geçtiğini anlamazsınız. sanki araya hiç zaman girmemiş gibi.

    senden sonra diye başlayan cümleler, benden sonra diye başlayan sorular.
    hepsi geçer. hepsi bir yere bağlanır.

    (bkz: başka yerde başka zaman)
  • senelerce görüşmediğin kuzenlerinle görüştüğünde iki kelime ettikten sonra yaşadğın sessizlik gibi bişidir
  • ayyy bu muymus? ben boyle hatirlamiyordum dedirten onca sene hatiriniza gelmeyen olumsuz ozelliklerin hepsini topluca gorebilmenize verilen bir sanstir. o kadar zaman ilk ask milk ask diye hep bir torpil durumu gectiginizin yuzunuze acimasizca carpilisidir. bilincli olarak yapilmadiysa sorun yoktur , bilinci olarak bulusunuyorsa gereksizdir.
  • abimin başına gelen şey.. gerçekten yıllar sonra.. kendi açımdan düşününce umutlansam mı üzülsem mi bilemedim..
    18-20 sene önce sanırım, abim bi almanla tanışmıştı. evlenecek gibiydiler, annemle ablam olmaz dediler. ortalığı ayağa kaldırdılar. sonra evlenmediler, abim askere gitti, geldi. arada konusu açılsa da bi daha hiç görüşmediler. dün baktım, kadın türkiye'ye gelmiş, facebook'tan abimi bulmuş öncesinde. ikisinin de çocukları var şimdi, abim eve götürmüş tanıştırmış (orasını anlamadım, telefonda görüştük sadece bu konuyu). vapurda resim çektirmişler falan. abim keşke sen de olsaydın en azından tercüme yapardın birbirimizi anlardık dedi. zamanında sözlükle kitapla geziyodu ama şimdi tek kelime kalmamış tabi. öyle ya da böyle güzel şey olsa gerek. ben 2 yıl sonra görüşmüştüm, güzeldi, daha evlenmemiştik ikimizde. ikimizin de hayatında başkaları vardı ama. bizimkini onlar bilmedi, tanıştırmadık kimseyi kimseyle.
  • yapılmaması gerekendir. bırakın anılarda yaşasın, hatırlayınca gülümseyecek bir kişi olarak kalsın aklınızda.
  • yıllar sonra o zamanda ki acemilik ile şu an da ki deneyimli halinin farkına varmaktır..
  • 25 yıl aradan sonra yaşadığım durumdur. çok güzel ve özeli bir andır. gerçi bir süredir facebook'tan görüşüyorduk. kendisi evli, iki kızı var ve abd'de yaşıyor. benim de iki kızım var. istanbul'a geldi ve 3-4 saat görüştük. kızlarından birisi yanındaydı. 25 yıl önce ayrıldığımızda kim derdi ki ... acaip bir şey.

    insanların görününü elbette değişiyor ama tavır, bakış ve ifade değimiyor.

    (bkz: bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin)
  • 10 yıl sonra görüşmüştüm. esasında hiçbir beklenti içerisinde değildim. ki zaten beklenti içerisinde olmak da çok saçma olurdu. onca yıl geçmiş ben değişmişim, o değişmiş. zaten platonikti. biliyordu ama hiç konuşmamıştık. ergenlik yıllarımı mahvetmişti ama suçlu da göremezdim. neticede çocuktuk.
    görüşmeye çok heyecanlı şekilde hazırlandım. neden heyecanlı olduğumu kendime sıkça sorduğumu hatırlıyorum. neden? ben de bilmiyordum. hislerim mi depreşti yoksa merak mı nedir? çözemedim.
    ama rahat olmam ve bu kez konuşabilmem gerekiyordu. beklenti içerisinde olduğumdan değil elbet. en azından o sayfayı, yarım kalmış sayfayı kapatabilmek için.
    buluştuk. yalnız gelmedi. bir arkadaşı ile gelmiş. bu biraz garip gelse de o heyecan içerisinde problem etmedim. o yıllara dönüp bir sürü şey anlattım. keyifli ve güzel çocukluk anıları olarak. oysa aaa öyle mi haha yapma ya gibi çok irite edici tepkiler almak yavaş yavaş gerse de beni umursamadım.
    velhasılı kelam yaklaşık 1-1,5 saat konuştuk. hatırımda kalan yanındaki arkadaşının anlattıklarıma, o günün hislerine çok daha fazla saygı duyan tepkiler vermesi olmuştu. ben buna mı bir şeyler hissetmiştim? bunu mu önemsemiştim? onca gece bunu mu düşünmüşüm? dedirtmişti.
    sayfa kapandı evet. ancak; ne kadar saçmasapan gözüktüğü ve hayalkırıklığı olduğunu bilmiyorum hiç idrak etti mi?
    sonrası mı? yine görüşürüz elbette diyen kendisi olsa da bir daha görüşmedik. üstelik görüşmek istemiyorum artık diyemeyecek kadar nezaket yoksunu olduğunu da öğrenmiş bulundum. telefon numarasını değişti ve olmayan iletişim tamamen koptu.
    sanırım 1 sene ya da 2 sene sonra evlendiğini tesadüfen öğrendim. tipi gördüğümde benden son notunu da aldı.
    bu da böyle bir kezban aşkı anımdır.