şükela:  tümü | bugün
  • her şeyin çok çabuk değişebildiğini insanın yüzüne tokat gibi vuran arkadaştır.
  • çok değişmişseniz, yeniden tanışmanızı gerektiren arkadaştır. istek, olanak, fırsatların olması gerekir.

    edit: sanırım bu giri sevilmemiş.
    yıllar sonra kaç yıl acep? 5 yıl mı? 10 yıl mı? yoksa 20 yıl mı? biraraya geldiğinizde, güldüğünüz şeylerin artık ortak olmadığını farkediyorsunuz. o gülerken siz gülmüyorsunuz. ya da tersi. yeni beğeniler de edinmişsiniz, ve bunları da paylaşmıyorsunuz. dünya anlayışınız artık iyice farklılaşmış. o da katılaşmış. ne olacak o zaman? bu kadar bilgiyi elde etmek zaten bir tür "tanışma"dır. ayrıca, eski "samimi" duygularınız da artık "samimi" değil. daha da derinleşemez bu arkadaşlık, ne eskisi gibi, ne de yeniden. olanak da yaratmazsınız, fırsat da kollamazsınız. iki yüzlü olamazsınız zaten diyerek de sizi uyarmayacağım.
  • bir iki saniye anlamsızca bakışmalar, ardından gelen samimiyet... dillere destan!

    http://vine.co/v/mjki99mf2bi
  • çok eski ve cok sevdiğim ancak şartlar, yıllar, diğer insanlar nedeniyle senede 1 doğum günlerimizde küçük bir kutlama mesajı attığımız arkadaşım ile karşılaşıp sohbet ettik azıcık.
    "havuç" dedi bana.
    yıllar önce samimi olduğumuz insanları bugünümuze yerlestirememiz bundan kanımca. geçmişte kalan sen ile muhatap sanıyorlar hala kendilerini ancak bu sürede büyüyüp değiştiğinizi göremiyorlar ya da gördükleri değişim yalnızca beden ve saç renginizden ibaret oluyor.
  • vakti zamanında yaşattığı travmanın bilinçaltımda hala taptaze olduğunu, bir dakika bile sürmeyecek ve karşılıklı olarak görmezden gelinen bir karşılaşmada, boynumdan süzülen ter damlacıkları ve girdiğim kitapçıda aynaya baktığımda gördüğüm kireç gibi yüzümle anladım.

    birini umarsızca kırarken iki kere düşünün. kimsenin kimse üzerinde böyle izler bırakmaya hakkı yok.
  • olay bugün akşam sularında oldu sözlük. o kadar değişik hissettim ki. mevcut duygu tosarması ile tekrar enrty girme isteği doğdu. neyse daha fazla uzatmadan konuya giriyorum gençler...

    bugün ev arkadaşım geç gelecek idi o yüzden bizim çirkinler çirkini köpeği işetme görevi bana düştü.

    evin hemen dibinde ki parka buram buram kokan gübre dökmüşler. haliyle duramadım, hem bizim sıpaya da kıyak olsun diye ilerde ki büyük parka götüreyim dedim, demez olaydım. olaylar zaten o an patlamaya başladı; parkın girişinde 3 adet kocaman dogo arjantin reis üstüme üstüme geliyorlar* ve bizimki onlarla oynamak için koşuyor ***lakin bu 3 koç yiğitin hiç oynamak gibi bir niyeti yok. baya baya koparmaya geliyorlar.. sahipler fark etti allahtan. tabi minik kerter hemen konuya girdi;

    - hocam merhaba, bizim ufaklık oynamak istiyor ama sizinkiler ne derler?
    +cinsiyeti nedir?
    -erkek
    +(en arkadan geleni göstererek) hocam normalde sıkıntı olmaz, hatta iyi olur baya da bu baya sıkınıtlı bir erkek, arıza çıkar çok net.

    nasıl bir topuk yaylası yaptım hayal edemezsiniz... parkda içerilere doğru ilerledikçe karşıma çıkan köpekler, sanki anlaşmış gibi semtin tüm arıza köpekleri idi.. bizimki de aynı mal abi oynayacam diye koşuyor üstlerine doğru... neyse daha sonra tatlı bir golden gezdiren karı-koca denk geldi. biraz oynadılar falan ama tanıyacak gibi oldum adamın eşini bir yerden tanış geliyor ama gözünde kocaman güneş gözlüğü var, soramazsın da o an. adam kalkıp azımı burnumu kırsa hakkı yani. neyse he hü diyip devam ettim. tabi daha sonra birçok iş geldi başıma falan da o olaylar konumuz değil.

    abi dönüyorum geri eve gitmek için. baktım bu tontik çiftimiz banka oturmuş sigara içiyor. dedim hem bi ateş isterim hemde yenge gözlüğü çıkarmış, tipine bakarım, boşu boşuna da tribe girmem. abi bi baktım bizim fakülteden falangül. okul bitmeye yakın erasmus gibi birşeyler yapmıştı, zaten daha okul bitmeden de evlenmişti sanırım. hatta düğününe çağırmıştı da gidememişmiydim birşeyler olmuştu. geçmiş zaman..

    tanıyamadı beni, haklıydı tabi belki de 5-6 yıldır adam akıllı görmüyorum. hem yanında eşi var kaç yıllık. hiç tanıştırmadığı birine "bey bak bu da bizim kerter, ay nasıl da özlemişim, gel sana bir sarılayım" demesi çok saçma olurdu. demez miydi eşi "kim la bu lavuk hiç bahsetmedin" diye. la zaten kız hatırlamadı**`:yok lan bildiğin tanımadı işte.. kendi kendine neyin tribine giriyorsun`enişte ile kısa dialoğumuz oldu. bizim kıza da el salladım uzaktan. 5 dakika oturup kaçtım zaten. canım sıkılmıştı...

    yaşlanmışım sözlük o kampüs kafeteryasında goygoyuna kahve falı bakıp, dedikodu yaptığı, beraber sıçtın mavisi gecelere göğüs gerdiği kerter değildi abi, en azından onun saçı vardı mesela. o kadar çökmüşüm ki son 5 yıl içinde kız tanıyamadı bile... zaten son zamanlarda karşılaştığım tüm insanların ilk söylediği laf "abi ne kadar çökmüşsün" yada "kanka yaşlanmışın la bildiğin" şeklinde olduğu için alıştım ama eski samimi arkadaşının seni tanımaması baya koyuyormuş sözlük...