şükela:  tümü | bugün
  • kardiyolog prof. dr. gülümser heper'in şoke eden açıklaması.

    küresel ilaç kartelleri ve tıp endüstrisinin dünya çapında sağlık hizmetlerini kontrol ettiğini belirten heper, "bu sisteme direnen ülke küba'da sağlık hizmetleri ücretsiz, devlet tarafından karşılanıyor, bu yüzden birçok hastalık yok. söz gelimi ne kolesterol hastalığı ne de kolesterol ilacına küba'da rastlayamazsınız" dedi.

    --- spoiler ---

    "yıllardır doktorum, ilaçla iyileşen hastaya rastlamadım, ilaçlar hastalığı bir süreliğine uyutuyor, hastalık sonra tekrar nüksediyor. ben hastalarımı uyarıyorum, ne olur bana hasta olarak gelmeyin. hastalıklardan korunmaya çalışın. koruyucu tedavi hastalığın tedavisinden daha önemlidir."

    --- spoiler ---

    kaynak
  • bunu anlamak için pek de doktor olmaya gerek yok, çok basit bir bakkal mantığıyla düşünmeniz yeterli;

    bir ürün satıyorsunuz ve müşteriniz onu aldıktan sonra tekrar hiçbir ürününüze ihtiyaç duymayacak. gerçekten onu vitrine koyar mısınız ? yoksa kullanıcıyı onlarca ürüne bağımlı/mecbur hale getirip, rutin olarak parasını mı alırsınız. kimse sizin iyi ya da kötü olmanızı umursamıyor, kendi çıkarını düşünüyor sadece.
  • churchill 1940 yılında ağır bir akciğer enfeksiyonu geçirmektedir. o dönemde, sanırım 1940 senesi, enfeksiyonların sonucu ölümle sonuçlanmaktadır.
    flemming deneysel olarak antibiotiği geliştirmiş fakat insanlar üzerinde henüz kullanışmamıştır.
    churchill'e penisilin'in henüz deneysel aşamada olduğu ve insanlar üzerinde denenmediği ve ilacı kullanmazsa öleceği ama kullansa da ilacın başarısız olma ihtimali anlatılır. ve churchill ilk pensilini kullanır, hayata döner.
    churchill'e verilen penisilin 1 dozdur. yani bir kaç mg.
    bugün ise tonlarca antibiyotik yutup, yine de iyileşemiyoruz.
    bir çok üründe kontrollü eskitme uygulanır. ilaçlar için de tıp endüstrisi benzer bir uygulama yapıyor muhakkak.
    evet bakteriler de evrimleşti, buna itiraz etmiyoruz, lakin ilaç endüstrisi hocanın da dediği gibi asla masum değildir ve ilaçların bir şekilde satılmasını arttıracak kontrollü bir uygulamanın varlığına inanmak için sebep çok.

    edit: durun la durun, yazdığım hikaye bir şehir efsanesiymiş. ben de ciddi ciddi yazmışım.
    special thanks to @delafuente

    https://winstonchurchill.org/…aved-churchills-life/
  • yıllardır insanım birçok ilaçtan fayda gördüm.
  • buna bir nevi (bkz: plasebo etkisi) de denebilir hastaya doktor bi ilaç verdiği zaman hasta o ilacın ona iyi geleceğine inanıyor, inanma içgüdüsü vücudu iyileşme açısından hepimizin bildiği gibi çok önemli, çoğu ilacın aslında hastalığının çaresi değildir özellikle o salak güya enerji veren haplar (bkz: supradyn all day) (bkz: pharmaton) reklamlarda öyle bi algı veriyorlar ki sanki ex atmış gibi koşup haraket ediyorlar.

    edit: yahu ne salak adamlar dedirttiniz en sonunda, adamın biri yazmış kanser ilaçlarımıda mi plasebo, yok kolestrol ilaçlarıda plasebo, doktorun yazdığı şeyi anlamamak için biseyler mi içiyorsunuz merak ediyorum hastalıklardan korunma korumadan bahsediyor bende bu tarz ilaçların psikolojik olabileceğini söylüyorum! iyi oldu! 'kolun kırılsın hastaneye gitme bunlar plasebo etkisi kendi kendine iyileşir' mi diyecegim?

    edit2: kolestrol, tansiyon, kalp rahatsızlığı ve fıtık gibi suan sokaktan çevirdiğiniz bütün insanlarda bulunan hastalıkların bundan 200 yıl önce(sanayii devriminden önce) kac kişide görüldüğünü söyleyebilirimi? yediğimiz şeylerde içtiğimiz şeylerde kaçında katkı maddesi yok?
  • yüzde yüz haklı bir açıklamadır. trilyonlarca doların hakim olduğu bir sektör istediği her şeyi yaptırabilir.

    meslekten bir kaç gün men edilmek üzeresiniz gülümser hocam, naptınız :(
  • "ama yıllardır da yazıyorum"

    diye bitirse tam deli diyeceğim de bu haliyle yarım akıllı bir açıklama olarak kalmış.
  • talihsiz bir açıklama. bu hekim gündelik yaşantısında da umarım hiçbir hastaya ilaç yazmıyordur. eğer yazıyıorsa da ciddi anlamda söyledikleri ve yaptıkları çelişiyor demektir. yine daha önceden ilaç yazmış olduğu hastalarını da zor bir duruma sokmaktadır.

    diğer taraftan koruyucu sağlık hizmetlerinin çok önemli olduğu kısmına sonuna kadar katılıyorum. hastalığı ortaya çıkmadan önlemek her zaman bir sağlık sisteminin en çok üstünde durması gereken ve bireylerin de en çok arzuladığı şey olmalı.
  • bazı hastalıklar için kısmen doğru ama ilaçsız ve tedavisiz iyileşemeyen hastalıklar da var ki hepsini genelleyemeyiz. tıpçı değilim ama ister istemez bazı sorular geliyor aklıma. kanser gibi hastalıkların çok çeşitli sebebi var örneğin. çok sağlıklı bir hayat yaşıyor olan insanlar da yakalanabiliyor bu hastalıklara. belli bir nedeni yok. bu durumda o kişinin ilaç ya da diğer tedavi yollarından başka çaresi kalmıyor. hastalanmamak en doğrusu tabii ama bazen akla hayale gelmedik hastalıklar insanın başına gelebiliyor ki bunun doğal yaşam ile de ilgisi yok.
    ilaçlar bazen hastalığı iyi etse de yan etkileri bile pek çok başka hastalıklara da sebep olabiliyor. en güzeli dendiği gibi hiç hastalanmamak ama insan vücudu da sürekli çalışan bir organizma olunca bu da mümkün olmuyor.
  • modern tıbbın ilerlemesi yavaş gibi görünse de, her bilimsel olan gibi, kesin ve güvenilirdir; ortalama insan ömrü uzuyor, çoğu kronik hastalıkta yaşam süresi ve kalitesi yükseliyor ama ilaç devleri de sosyal devletin olmadığı yerlerde sigorta firmaları ve onların üzerinden kişileri, sosyal devletlerde ise merkezi sağlık kurum/kuruluşlarını sağıyorlar. sosyal devlet şemsiyesi altındakilerin hastalıklarını kabullenmiş olarak mutlu ve uyumlu yaşama şansları daha fazla, ama beklentilerini realize ederlerse elbette.

    (bkz: michel foucault)
    (bkz: the birth of the clinic)

    ayrıca;
    (bkz: panacea)
    (bkz: jenerik ilaç)
    (bkz: ulusal ilaç)