şükela:  tümü | bugün
  • çoğu kişi hapse girdiğini bilir de, cinayetten girdiğini bilmez. güzel kadınlarla beraber olduğu da iyi bilinir ancak kadınları dövmek gibi bir huyu olduğu bilinmez. iyi filmleri alkışlanır ama tek mermiyle yirmi kişiyi devirdiği "anadolu western" filmleri görmezden gelinir.

    sevmek ya da nefret etmek de fikir sahibi olmakla aynı önemli koşula bağlıdır, o da bilgi sahibi olmak.

    yılmaz güney'in iki türlü sevmeyeni vardır. birincisi benim gibi ideolojik sebeplerden tamamen bağımsız olarak kişiliğini ve / veya filmlerini sevmeyenlerdir, ancak yılmaz güney dünya sinema tarihinde önemli bir yer edinmiştir, bizim kendisini beğenmememiz de bunu değiştirmeyecektir.

    bir de tamamen siyasal sebeplerden dolayı nefret edenleri vardır ki onlarla mantıklı bir tartışmaya girmek mümkün değildir. benim sevmemem sadece kişisel bir zevk meselesiyken, isterseniz zevksizlik de diyebilirsiniz tabii ki, onların sevmemesi saf nefrettir.

    ancak sevenlerinde bilinçsizlik oranı maalesef daha fazladır, hangi filminin nesini seviyorsun gibi sorularla sıkıştırıldığında "bizdendir, severiz" şeklinde açıklanır güney taraftarlığı*.

    avrupalı bir sanatçı olsaydı yılmaz güney, hayatının bütün detaylarını biliyor ve tartışıyor olurduk. ancak yılmaz güney'in bizde ne kadar muazzam tabu olduğunu, ilk güney eleştirinizde uğradığınız saldırılarla hemen öğrenirsiniz. sağcılar isminin anılmasını neredeyse ayıp sayarlar, solcular da isminin yanında olumsuz bir şey söyletmezler.

    en anlaşılmazı da nazım hikmet şiirlerinin yılmaz güney filmlerinden daha özgürce tartışılabilmesidir.

    kubrick olsun, guevera olsun, neruda olsun hiçbiri tabu değil dünyada halbuki. onlar daha mı önemsiz adamlar?

    michael jackson'ın sübyancı çıkması ihtimali, billie jean'in tarihin en iyi pop şarkılarından biri olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. jackson'ın da, bu şarkının da sevmeyeni çoktur ama bunun pek bir önemi yoktur.

    karalanmasını ya da yüceltilmesini değil, herhangi bir sanatçı gibi tartışılabilmesini dilediğim sayısız insanımızdan biridir.
  • bir insan devrimci olabilir. hatta büyük bir devrimci, haklı bir fikrin önde gelen bayrak taşıyanı da olabilir.

    buna karşın, söz edilen kişi adi bir cinayet işlemişse, yaptıklarının ettiklerinin hiçbir önemi olamaz. yılmaz güney, tartıştığı suçsuz bir adamı çekip vurmuş, öldürmüştür. bunu yaptıktan sonra tanrı olsa ne yazar?

    savunması da süperdir hani; "karıma sövdü, ben de öldürdüm"... tahrik var değil mi; kızkardeşini öldürüp; "namusumuza zeval getirdiği için vurdum" diyen namus bekçilerini hatırlatıyor insana.

    canına kastı olmayan bir insanı öldürüp, yurt dışına kaçan bir katildir yılmaz güney. devrimci olsa ne olur, olmasa ne olur? yüreği mangal olsa ne olur, olmasa ne olur?

    niye öldürdün lan o gencecik çocuğu? tüküreyim senin devrimciliğine...
  • bir insanin siyasi gorusunun isledigi cinayeti bile ortebilecegini gosteren adamdir.

    yilmaz guney filmografisinin cogunu izledim. hepsi de on numara filmler. adam bu is icin dogmus yani. ama filmlerinin guzelligi kusurlarini kapatmak icin kullanilabilir mi? yani diyelim ki su anda en begenilen aktorlerden biri olan sener sen hakkinda karisini dovuyor haberleri duyulsa, her kafasi attiginda belindeki silaha sarilsa, ustune ustluk bir adami oldurse yine gelip savunacak misiniz?

    cocuklugum yumurtalik ilcesinde gecti, yilmaz guneyin hakim sefa mutluyu oldurdugu o sahildeki gazinolara cok gitmisligim var. olayi ilcede yasayanlardan ve oranin tatilcileri olan ve cogunlugu benim de yasadigim ceyhan'dan gelen insanlardan dinledim. yilmaz guney'in, hakkindaki tv programlarinda anlatanlarin hafiften gulerek "hehe yilmaz da cok hasariydi, cok iyi silah kullanirdi" gibi soylemlerine hic ters dusmeyen tavirlarini o gecede sergiledigine suphe yok. coluk cocuk dolu bir gazinoda silah sesi kaydedecegim diye sarhos bir halde ates eden bir adamin nesini savunuyorsunuz kardesim? kendini bir an oradaki insanlarin yerine koy. cocugunla, ailenle bir gazinoda otururken herifin biri kalkip silah sikiyor keyfi bir sekilde. o kursun gelip cocuklarina, esine, sana saplansa bu adam senin gozunde hala tanri olarak kalacak mi?

    sonucta bazilarina gore "devrimci" olan bu adam, silahsiz bir adami yakin mesafeden, bilerek ve isteyerek oldurdu. oyle devrim mucadelesinde de degil ha, icki masasinda, sirf kendisine milletin ortasinda ates etme dediler diye. bugun sirtini ulkucu mafyalara dayamis unlulere demedigini birakmayan adamlarsiniz cogunuz. cok mu zor dogrulari konusup yilmaz guney'in bir maganda oldugunu soylemek? solcu katil, ulkucu katilden daha mi erdemli?

    bu yazdiklarimdam sonra burada gelip bana da fasit diye car car otecek adamlarin tumunun toplamindan daha solcuyumdur. ama bazilari gibi vicdanimi kiraya vermedim. bugun turkiye solunda idollestirilecek onlarca oyuncu, yazar, yonetmen var, fakat yilmaz guney bu adamlardan biri olma firsatini yumurtaliktaki o gazinoda birakti benim gozumde...
  • "hakimin yanındaki kardeşi; ”çirkin kral silah sıkacak!” diye seslendi. hakim ayağa kalktı; “o çirkin kralsa ben de yumurtalık kralıyım, silah sıkarsa tutuklarız” dedi. hakimin çok alkol aldığı davranışlarından belli oluyordu. aynı anda yılmaz güney art arda havaya üç el ateş etti.” gel lan! tutukla.” diye karşılık verdi. hakim bu duruma çok sinirlendi ve güney’in yanına gelip küfür etti. bu arada gazino işletmecisi ve çalışanları araya girip hakim mutlu’yu gazinodan çıkarıp sahile indirdiler. hakim giderken; ”silah sıkan adamın avradını... yaparım!” diye küfür ediyordu... yaklaşık 150 metre uzaklaştırdılar. yılmaz güney ise çok sinirlenmiş tir tir titriyordu.
    ortalık tam yatıştı derken sefa mutlu koşarak geldi ve demir sandalyeyi kaptığı gibi yılmaz güney’e doğru savurdu. aynı anda da yılmaz güney elindeki tabancasını sefa mutlu’ya doğrultup, tetiğe bastı. tek bir mermi sıktı. göz bebeğinden girdi, arkadan çıktı. hakim alnından vurulup, yere yığılmıştı… gidebilirdi, kaçabilirdi, kaçmadı..."

    isterse dünyanın en güzel filmlerini yapmış olsun, bu onun incir çekirdeğini doldurmayacak bir mesele için katil olduğu gerçeğini değiştirmez. sırf sanat icra ettiği için suçuna rağmen bir insanın toplumda yüceltilmesi demek, toplum vicdanında suçlunun geldiği yere ve toplumdaki konumuna/mevkine göre muamele görmesini tasvip etmek demektir.

    bunca sene, o hakimin ailesi, sadece öldürülen kişinin yasını değil, öldüren kişinin toplumda yüceltilmesinin acısıyla yaşamıştır, sadece bu bile türk toplumunun ne kadar şekilci olduğunu gösterir. benzeri bir durum güneş k. olayı için de geçerlidir, sanatçı egosuna kurban edilenin kimliğinin hiç önemi yok çünkü suç işleyen sanatçıysa suçu, icra ettiği sanatı uğruna gözardı edilebilir.
  • "gozumun onunde cekip vurdu cocugu. ne gunahi vardi ki, ne yapmisti ona?" diye anlatmasaydi o gorgu sahidi bana, ben de pek sevecektim belki onu. ama cinayet isledi... sonra kacti, ne oldu? kahraman...

    bunu kimseye anlatamazsin ki. cunku devrimci, cunku halk cocugu, cunku ezilmislerin yaninda.

    o cinayet ani da hep farkli anlatilir, hep o hakli cikarilir. ama oyle mi gercekten?.. hic gorenden dinlediniz mi?.. hic olen gencin yakinlarindan dinlediniz mi?.. dinlemediniz biliyorum.

    evet efendim, ben dinledim... sevmiyorum onu, o krali...
  • nebahat çehre'ye sorun isterseniz o yere göğe sığdıramadığınız muazzam sanatçı, ezilenin yanındaki kubist yönetmeninizi.

    kadın döven, kadına hakaret eden, kadını meta olarak gösteren bu adam 2 devrim lafı etti mi kendisini kahraman zannediyorsunuz. kusura bakmayın da böyle karaktersiz bir adamı kahraman yapan beyninizi sikeyim sizin ben.
  • yumurtalık hakimi sefa mutlu'yu 13 eylül 1974 günü öldüren şahıs. 19 yıl hapis cezasına çarptırılmış ancak cezasını çekmeden birtakım şahısların yardımıyla hapishaneden kaçmıştır. sonrasında gittiği fransa'da mide kanserinden ölmüştür.

    hakim sefa mutlu'nun o gece kendisine karşı herhangi bir öldürme kastı olmamıştır. endişe filminin çekimleri için bulunduğu yumurtalık'taki gazinoda, montaj silah sesi kendisini kesmemiş olacak ki filmde kullanacağı silahını denemek için ateşlemeye kalkar. ancak orada bulunan genç hakim sefa mutlu (o yıllarda yanılmıyorsam 30-31 yaşlarındadır) buna itiraz eder. çünkü orası meskun alandır ve silah ateşlemek yasaktır. çıkan tartışmada yılmaz güney sefa mutlu'yu yakın mesafeden ateş ederek öldürür.

    olaya tanık olanlar yılmaz güney gibi eli silahlı bir adamdan haklı olarak korkmuş olacaklar ki, neredeyse herkes tuvalette olduğunu beyan etmiştir. hatta olay yılmaz güney'in yeğenine yıkılmak istenmiş ancak yeğeninin de çelişkili ifadelerinden yalan söylediği ortaya çıktığından yılmaz güney tutuklanmıştır.

    katillere övgü geleneğinin ilk örneklerindendir. devrimci sıfatını hak edecek herhangi bir icraatı yoktur. çektiği filmlerin büyük bir kısmı hiç bir kalitesi olmayan 3. sınıf vurdulu-kırdılı filmlerdir. yakışıklı değildir. kral hiç değildir. cüneyt arkın'ın, tarık akan'ın, ayhan ışık'ın, ertem eğilmez'in olduğu bir memlekette kral, efsane vs. olabilecek belki de son kişidir.
  • katildir.
  • gerçek bir vatan sever, yaban ellerde kaçak katil damgası alnında yaşamaktansa yurdunda ölmeyi seçerdi diye düşündüren kişi. pasa kadın döven, adam vuran, silahla olur olmaz yerde ateş eden birinin sadece solcu olduğu için yerlere göklere konamaması da ayrı bir sosyolojik vakadır ki ders alınmalıdır kanımca. sadece düşüncemi aktarayım dedim amaç ölenin ardından konuşmak değil elbet. allah rahmet eylesin.
  • eline ezme fırsatı geçtiğinde ezen kişilerden. film setinde kadın döven, kadına kurşun sıkan, sevdiğini iddia ettiği kadına otomobille çarpan bir barzo.
    şu adamları övmeyin bu adamlar habis urdur bu toplum için.
    bir insanı öldürmüş cinayeti üstlenmesi için yeğenini karakola göndermiş lakin polisler gerçeği ortaya çıkarmıştır.
    olayın tüm görgü tanıkları tuvaletteydik diye yalan söylemişlerdir. çünkü o pavyonun tuvaletleri en fazla 2 kişiye hizmet verebilecek durumdayken tüm tanıklar tuvaletteydik diye yalan söylemişlerdir. sonra da o tanıklar yıllar sonra bu barzoyu haklı çıkarmak için hakim şöyle dedi böyle küfür etti diye yalan söylemişlerdir.
    katildir, insana düşmandır, hayvana düşmandır.
    iyi ağlasın diye çocuğa tokat atar, atın ölümünü göstermek için havyanı öldürür.

    edit: biri de demiş ki arabayla çarpıp öldürdüğü çocuğun babası bile o öyle şeyler yapmaz diye o'nu savundu diyor. işte bu kafa şu kafalardır.
    http://www.milliyet.com.tr/…--17-olu-gundem-973506/
    http://www.haberturk.com/…z-kopuk-banyosunda-olmedi
    http://alkislarlayasiyorum.com/…z-cirpsa-da-raziyiz