şükela:  tümü | bugün
  • ingilizcesi repetition compulsion olup freud efendinin başının altından çıkmış bir kavramdır. kısaca "kişinin başına gelen travmatik bir tecrübeyi bir şekilde benzer koşullarda tekrar yaratıp tekrar yaşayarak travmanın yol açtığı nevrotik etkileri gidermeyi amaçlaması" şeklinde tanımlamak mümkün. misal bir trafik kazası geçirdiniz ya da işte başınıza buna benzer beklenmedik bir felaket geldi diyelim, takip eden zamanlarda sık sık bu felaketi düşünüp şöyle yapsam böyle olmazdı şeklinde kafanızda bin tane senaryo kurmanız da, rüyanızda zaman zaman bu felaketi yeni baştan yaşamanız da bu yineleme zorlantısının bir sonucudur. aynı şekilde popüler bir örnek olarak berbat bir ilişki sonrası sizi mutsuz edeceğini bile bile gidip aynı insana yapışmanız ya da aynısını bulamıyorsanız onunkilere mümkün mertebe benzer özellikler taşıyan birilerini aramanız da hep bu "aynı şey olsa bu sefer sıçmam, kesin hakkından gelirim ya da en azından ağzıma bu kadar sıçılmaz" sanrısının bir sonucudur, anlıycağınız bir nevi yenilen pehlivanın güreşe doyamamasıdır...
  • yineleme zorlantısı tamamen bilinçdışı yapılan hareketlerde ortaya çıkar. travma en alakasız hareketlerin yinelenmesiyle tekrar eder ve bilinç düzeyine çıkmaya çalışır.
  • (bkz: ölüm itkisi)
    (bkz: todestrieb)
  • repetition compulsion örneği olarak ilişkiler de verilir. "alkolik/dayakçı babanın kızının alkolik/dayakçı koca bulması" örneği mesela. (bkz: #4996740)
    eğer hep aynı biçimde ilişkiler yaşıyorsanız "hep manyaklara denk geliyorum", "hep aynı şey oluyor", "bak yine oldu", "x de böyle yapmıştı y de böyle yaptı" vb. cümleler kuruyorsanız repetitive compulsive bir döngüdesiniz demektir. -"yineleme zorlantılı bir döngü", hahah çevirisi garip geldi kusura bakmayın-

    özetle zihin -bilinçdışı diyelim- aslında travmanın olduğu yere gidip o travmayı çözmek ister. o travmayı çözebilmek için farklı yöntemler denemek gerekir. zihin bu sayede travma sonucunda yaşadığınız nihai duyguyu -hatta öğrenmeyi- değiştirmeyi hedefler. ancak davranış paternlerini -bu paternin de bir türkçesi vardı, "örüntü"ydü sanırım- değiştiremediği için aynı olaylar tekrarlanır. bu noktada travma halen çözülemediğinden aynı durumların ve duyguların tekrar tekrarı gerçekleşir.

    travmayı aşabilmenin yolu önce o travmayı yaratan koşullara benzer koşulları yaratmak sonra da kendi davranış patternini değiştirerek sonuca etki etmektir. ancak bu böyle sözcüklere döküldüğü kadar kolay diildir. zihin -bilinçdışı-, sürekli olarak ilk aşama olan "travmayı yaratan koşullara benzer koşullar yaratma" işinin hakkını verir ancak ikinci kısım yani "davranışı değiştirmek" kısmı işte o kolay diildir. dolayısıyla sonuç değişmez. tekrar ve tekrar aynı olayların, ilişki biçimlerinin, hislerin ve çaresizliğin içinde bulur kendini kişi.

    biraz aşı gibi, aşı da diil de yan etkisi kuvvetli bir ilaç gibi düşünmekte fayda var. zihniniz -bilinçdışınız- sizin gerisini de getireceğinizi ve bu kez makus talihinizi yeneceğinizi umarak size aynı koşulları yarattırır. ya işte diğer seçeneği seçeceksiniz ya da ilelebet aynı seçimleri, paternleri tekrarlayarak travmanıza gömüleceksiniz.
    aynı şeylerin yaşanmasını sağlayan sizsiniz. çünkü aslında -farkında olmasanız da- değişmek ve değiştirmek istiyorsunuz. bunun için de değişik bir şey yapmanız gerekiyor. bu da cesaret istiyor. çünkü acı bağımlılığını yenme ve yüzleşme cesareti gösterildiğinde aynı başlayan şeyin sonu değişebilir ve böylelikle ders alınmış olacağından travma atlatılıp bir sonraki adım düşünülebilir.

    pratik yapan bir piyano öğrencisi gibi düşünün. takıldığı yeri aşmak için defalarca en başından başlar. siz aynı parçayı dinlemekten cinnet geçirirsiniz ancak takıldığı yeri geçmesi için giriş kısmını da defalarca tekrar etmesi gerekecektir. nihayet doğru çalarsa bir sonraki takılacağı yere kadar ilerler. yeniden takılırsa da parçanın başka bir kısmından yineleyerek devam eder.

    zihin aslında sizi istemsizce gelişime doğru zorlamaktadır. ama işte parçanın aynı yerinde ne kadar takılacağınız size bağlıdır. (komşuların cinneti de.)

    repetition compulsion özetle, bir iyileşme isteğidir. ancak gerisi getirilemezse daha da ağır bir travma yaratır -bunu da bilerek yapar bir yandan, çünkü acının şiddeti arttıkça değişime yönelme mecburiyeti ya da olasılığı da artacaktır-, bu daha ağır travmanın size değişim için itici güç sağlamasını umar, yeniden aynı koşulları oluşturursunuz kendinize, bu sefer de olmazsa daha ağır olur travmanız, daha da sertini oluşturur benzer koşulların -dolayısıyla ilişki örneğinden gidiyorsak eğer, davranışınızı değiştiremiyorsanız varacağınız son manyağın diğerlerine kıyasla en manyağı olması olasılığı hayli yüksektir-. e hala davranışınızı değiştirmiyorsanız repetition compulsion'la uslanmayanın hakkı kötektir -demiyoruz tabi bunu-

    bilinçdışınız sizi iyileştirmenin bir yolunu bulur. ama işte bir iki el atsanız da bunca yıpranmasanız iyi olur.
  • bence "yineleme takintisi" diye cevirsek daha isabetli olur. cok acayip bir sey lan bu. freud'un cok buyuk bir adam olduguna delalet ediyor.
    gerci tam nasil izah etmis onu simdi hatirlamiyorum bak.

    neyse siktiredin, sunu dinlesek ya, sekiz haftadir falan dinliyorum madem neden beraber dinlemiyoruz?
    http://www.youtube.com/watch?v=lhy-5-ujdme
  • (bkz: snooze)
  • ben bu olguyu back to basics olarak algılıyorum biraz.

    mesela, enstrümanına hakim olmaya çalışan bir müzisyen kendini yetersiz gördüğü koşullarda hep en temel egzersizlere dönüp en yavaş tempoda bu egzersizleri tekrarlar babam tekrarlar. bu tekrarlar ve sonrasında gelecek olan pratik iyileşme sayesinde gelişeceğini ve dahası mükemmeleşeceğini düşünür. ki mümkündür de.

    insanoğlu da biraz böyle değil mi işte aziiğzim.
  • türkçe'ye "tekrarlama saplantısı" olarak çevrilebilecek olan bu kavram, eskiye rağbet olsa bitpazarına nur yağardı sözünü çürütmeye and içmişçesine geçmişte yaşanan davranışı tekraralamaya, geçmişi yeniden yaşamaya yönelik dürtüye atıf yapar. gereksiz işler bunlar.
  • bu dongunun icinde oldugunu farketmek her zaman o kadar kolay olmayabilir. cunku icinde bulunulan surecler cok alakasiz olsa da ayni olan bu sureclerin kisiye kendini nasil hissettirdigidir. bu dongude misin soyle anlayabilirsiniz. su anda en baskin duygunuz nedir? haksizliga ugramislik? yetersizlik? birine kendini duyuramama, adeta duvara carpma? utanc? sonra gecmiste de (ozellikle cocukluk yillarinda) bu duygular sizin icin oncelikli ve yogun muydu onu dusunun durustce. eger oyleyse gecmis olsun, bir repetition compulsion dongusu icindesiniz demektir. yalnizca duyguyu degistirerek cikabilirsiniz icinden, bunun sonucu olarak once davranislar, sonra da icinde bulundugunuz durum degisecektir.

    bir de her zaman aynisini yasayip degistireyim olayi degildir bu. yaylari cikmis, yipranmis, rahatsiz sert bir koltuk dusunun. o koltuga oturmayi seviyorsunuz her ne kadar rahatsiz olsa da cunku alisiksiniz. bildiginiz koltuk. bunlar da bilindik, alisik oldugunuz hisler. ne kadar kotu olsa da konfor alaninizdasiniz. yeni seyleri deneyimlemek ise cesaret ister.