şükela:  tümü | bugün
2725 entry daha
  • tyt türkçe sorularını çözdüm. sınav anında değildim ve yanımda rezene çayım vardı. o yüzden kaç doğrum var, bana kolay geldi mi gelmedi mi kimsenin umurunda olacağını sanmam. zaten yersiz. ben sadece aydınlanmaya geldim. çünkü her sorunun cevabı tamam, sadece 23.soruyu kafamda oturtamadım. soru kısaca şöyle:

    bir tane muşmula suratlı şirket antropoloğu var. kurumsal firmada çalışan insanların davranış kalıplarını inceliyor. şirket olması betondan orman denerek özellikle vurgulanıyor. işte bu muşmulanın çalışma alanını soruyorlar. doğru cevap da şu ikisiymiş:

    ıı. kurumsallaşmış şirketlerdeki çalışanların bireysel
    başarı elde etmek ve grup içinde yükselmek için
    geliştirdiği stratejiler

    ııı. belli bir sektörde çalışanların bir grup kültürü
    geliştirmesini sağlayan kişisel ve sosyal dinamikler

    ıı bariz şekilde doğru ama ııı neden? belli bir sektör çok geniş bir tanım. tarım sektörü olabilir. hayvancılık sektörü olabilir. turizm sektörü olabilir. bunlar içlerinde herhangi bir kurumsallık -şirket/beton bina- barındırmıyorlar. ve bizim muşmula suratlımız şirket antropoloğu. hakikaten merak ettim. aydınlatmanızı rica ederim.
  • (bkz: #109594213) paragraf sorularında paragraf dışına çıkarak düşünemezsiniz. örnek bir cümle vereyim. "kundaktaki bebek nefes almakta zorlanıyordu." cümlesinde şunu diyemezsiniz: yaa kundaktaki bebek diyor ama belki bu bebek emekleme çağlarında? bu olmaz. cümleye bağlı kalmanız lazım. paragraf sorularında yorum yapılmaz. basit düşünecekseniz. kundaktaysa emeklemiyor. kundaktaysa yürümüyor. kundaktaysa koşmuyor. bitti bu kadar.

    sınavdaki soruda da belli bir sektöre tarımı, hayvancılığı, bilişimi vesaireyi katamazsınız. tarım geçiyor mu soruda? hayır. bilişimle ilgili olabilecek teknoloji ya da bilgisayar "kelimesi" geçiyor mu? hayır. o zaman sektör çok geniş de olabilir diye düşünmemelisiniz.

    "bu betondan ormanda insanların iş dünyasında ayakta kalmak için hangi rekabet içgüdülerine güvendiklerine..." cümlesi ikinci öncülü, "bireysel ve örgütsel hareketlerinde..." cümlesi de üçüncü öncülü anlatıyor.

    ne diyor üçüncü öncülde?

    "sektörde çalışanların grup kültürü geliştirmesi."

    peki ikinci cümlede ne diyor?

    "örgütsel hareket."

    yani aynı şeyi söylüyor.

    edit: ikinci ve üçüncü yazımı düzeltildi.
  • 2019 mezunu ve 2020'de de ikinci kez şansını denemiş birisi olarak açılın bu sınav hakkında konuşmak en çok benim hakkım. bayağı uzun bir yazı çıkacak ama okuyun amk üniversite sınavı paragraf sorularına da hazırlık olur hem.

    öncelikli hedefim benim gibi sınava girip istediği sonucu elde edemeyeceğini daha en başından fark etmiş ve sınavı iyi geçmemiş olanlar. burada yazılanlara kulak asmayın. sınav günleri ve daha bu sabaha kadar hatta hala birazcık burayı, çeşitli internet sitelerini okuyup okuyup ben de çok ağladım ve ağlıyorum ama şunu söylemeliyim ki bu site hep böyleydi. buradaki yazarlar her sene sınavlarda hep en yüksek netleri yapar her sene "çok kolaydı yapamayan okumasın zaten bir zahmet."yazarlar ve kendilerini tatmin edip günlük hayatlarına geri dönerler. hepsi üniversiteyi birincilikle bitirir, en güzel kız ve erkekler bunlardır. en çok maaşı da onlar alır. küçüklüğümden beri bu siteyi okurum her sene bu böyledir. bir tane" sıçıp batırdım. " yazan göremezsiniz doğru düzgün. buradaki insanlar empati yoksunu. öğrenci psikolojisinden de hiç anlamıyorlar varsa yoksa kendi egoları. şimdi size olayları kendi hazırlık sürecimden örneklerle anlatacağım:
    ben ilk sınava girişimde psikolojik ve eğitim olarak sınav için hazır değildim, sınava hazırlığa yönelikten çok kendime yöneliktim ve sınava bunları bilerek hiç heyecanlanmadan girdim. aldığım sonuçlar da çok şaşırtıcı değildi o yüzden. sonra birçok dershaneye gittim, görüştüm ve birine kaydoldum. sırf istediğim gibi bir eğitim alıp işlerin istediğim gibi olması için evimden 27 km uzaklıktaki, farklı bir ilçedeki dershaneye kaydoldum. aslında zaten gidebileceğim dershaneler de hep o taraflardaydı başka şansım yoktu. bu öyle bir şeydi ki trafiğe yakalanırsam sırf gidişi ya da gelişi 2,5 saati bulabiliyordu bazen. günde en az 3 saat genelde 4 saatim yolda geçiyordu. sınava hazırlanırken derslerden geri kalmayayım diye hastaneden gidip sonucumu alamadım mesela ve şimdi de insan hastaneye gitmeye korkuyor. yani hastaneye gitmeme neden olan şeyin durumu nedir ne değildir ben hala bilmiyorum. bazen soru çözüm saatleri oluyordu ki evden çıkışım dokuzu gelişim onu bulabiliyordu. bütün bunlar olurken ödevlerimi otobüste yapıp derslerime otobüste çalışmaya çalışıyordum çünkü bazen eve gittiğimde çok yorgun oluyordum. dershanemdeki hocalar da her ne kadar kaliteli eğitim verseler de onlar da öğrenci psikolojisinden çok anlamadıkları için haklı olsalar bile baskıcı hatta bazen aşağılayıcı bir yöntem izliyorlardı ki özellikle zaten yeniden hazırlanıyorum, bir senem gitmiş kafasındaki öğrenciler bilir bu çok yıpratıcı bir durum. hem yeniden hazırlanmanın stresi, hem aileye maddi manevi yük olmanın stresi, hem hocalardan azar yemeden dersleri ve ödevleri yetiştirme çabası, hem sınava hazırlık çabası, hem netler yükselmeyince girilen stres, çok vakit kaybediyorum ya daha da kaybedersem korkusu... ilk dönemde netlerim bir ara sürekli sabit gelince "sanırım bir yıl daha kaybedeceğim bir türlü yükselmiyorlar. aileme ne derim?" diye arkadaşlarıma içimi açtığımı ve ondan birkaç deneme sonra netlerim yükseliş gösterince nasıl mutlu olduğumu ve dershanede kopya çekme olayları olduğu için hocalar o sıralar herkese kızdığından içime içime üzülerek kutladığımı hatırlıyorum ben. o dönem insan çok hassaslaşabiliyor. herkesten, her şeyden etkilenebiliyor. ben de öyleydim. ama diğer dersler için yeterli çalışacak vakti bulamadığım için çok stresteydim mesela bu sefer de. arada dershanede kalıp tekrar etmeye çalışıyordum ama ne kadar verimli olduğu da tartışılırdı. sonra netlerim arada küçük düşüşlerle güzel şekillerde yükselmeye devam etti ki ingilizce'de tam da en önemli konulara - okulda düzgün eğitimini alamadığım hatta bazılarını hiç almadığım - derslere gelince virüs çıktı ve bumm dershane kapandı. başta online derslere girme meselesini algılayamadım, zorlandım. sonra ne de olsa açılır diye sadece derslere girip çıktım hocalar olmadan çalışmakta zorlandım, dersleri biraz saldım. bir ay bekleme süremden sonra bir türlü açılmayınca bazı günler oturdum manyak gibi deneme yaptım kendime. günde üç deneme yapıp bir de sabah erkenden uyanıp soru çözdüğüm anlar oluyordu ki kendimi harap hissediyordum ama nedenlerinden biri de araya girdiğimizde netlerimin tekrar düşüş yaşamış olması ve o düşüşte sabitlikle ilerlemesiydi. bu beni strese sokuyordu. bir ara süreyi uzattılar ki inanılmaz rahatladım, biraz daha ders çalışmaya sürem var sandım, dershanem açılır sandım sonra tekrar geri aldılar neye uğradığımı şaşırıp oturup sinirimden ağladım mesela. bir ara soru çıkarttırmam gerekti ama pdfi sadece kızılay'da vardı sokağa çıkmam yasak olduğundan gidip de alamadım kaldı öyle o kaynak mesela. başka bir ara ders çalışmak istesem de çalışamadım alt komşumuz kendini akıllı sanıp bu süreci fırsat bilerek sabah 9-10'dan gece 9'a kadar bir hafta boyunca sanki sesler kafamın içindeymişcesine tadilat yaptırdığı için. sık sık başımızın üstünde güm güm evde futbol oynayan üst komşunun kızıyla torunu vardı. tam sınav gecesi günü yan komşumuzun temizlik yapası gelmiş gece onun sesini kesmesini gergin gergin bekledik yoksa uyarmaya gidecektik örneğin. bu süreçte zaten havadan nem kapıyorsun her ses ölüm gibi geliyordu ve komşularım sağ olsun sık sık uykusuz kalıyordum ve dikkatim dağılıyordu. yine de son 2 ayda yapılan çoğu denemede özellikle türkçe ve ingilizce kısmında güzel bir yükseliş yaşamış ve düşürmemiş, kendimce belli bir yerde kalmıştım mesela. üstelik öyle ya da böyle arada salarak arada canıma hiç acımadan, gerekirse en sessiz vakit diye uykumdan vere vere uyumadan çalıştığım anlar olmuştu yani emek açısından içim de rahattı. ama sınavdan önceki günlerin gecelerinde ağlamaya engel olamadım mesela. ne zaman sınavı ve o anı düşünsem içim daralıyor ve nefesim kesiliyordu ya aksilik olursa diye. sonuçta bir yılım gitti, ailem emek verdi, ben emek verdim. ya biraz daha vakit kaybedersem gibi korkular fazlasıyla sarmıştı beni. benim için öyle de oldu. iki günde de sınav öncesinde sakinleştirici almama rağmen ydt sınavında son 40 dakika elim ayağım titreyerek çözdüm. sıfır abartı bildiğimiz tir tir titreyerek çözdüm. sınavdan çıktığımda ne yaptığımı bilmiyordum. tytde heyecanlandım ve bundan kaynaklı aceleci ve hızlı davrandım, bazı soruları yanlış okumuşum, bazılarının üstünde fazla durmuşum ve zamanı ayarlayamamışım ve son bir kez bakıp öyle işaretleyim dediğim sorularımı unutup işaretlememişim. üstelik bu süreçte yaşadığım gerginlikten dolayı stresten sık sık baş ağrısı, mide ağrısı yaşadım, yediğim yemekler midemi yaktı, bol bol ağladım ki sınav öncesinde de sonrasında da ne zaman düşünüp strese girsem midem bulanıyor ve kusasım geliyor. sizin burada aşağılayarak yazdığınız o sınav yüzünden ben istediğim gibi olmadı nasıl yapamadım böyle bir şeyi emeklerime nasıl yaptım diye iki gündür ağlayıp sızlanıyorum mesela. istediğim yerlere gidebilecek seviyeye gelmişken şimdi kötünün iyisini bulmaya çalışıyorum. eğer sizler gibi çoktan iş güç sahibi olmuş olsaydım, okulumda istediğim eğitimi almış ya da bunun için zamanında çeşitli fırsatlar bulsaydım, evimde kahvemi yudumlayarak soruları çözmüş olsaydım, kaybedecek bir şeyim olmasaydı tıpkı ilk sınav senem gibi o dönem için kaybedecek bir şeyimin olmayacağını bilmenin hissiyle, insanların ve kendimin kendine verebileceği hala biraz daha süre olduğunu bilmenim hissiyle rahat olabilirdim, bu sınava kolay diyebilir ve daha rahat çözüp daha yüksek netler çıkarabilirdim ama emeklerle ve streslerle geçirdiğim bir senenin sonunda stresimi, heyecanımı, sınav esnasında onların neden olduğu hataları, olanları düşündükçe ve bu yazılanları gördüğümde sadece kendime kızıp ağlıyorum. benim durumumda olan da birçok öğrenci vardır eminim. çok kolay sanıyorsunuz genç bir insanın emeklerinin karşılığını alamayacak olmasının verdiği acıyı. sırf heyecanına, psikolojiye yenik düşmeyi ve emeklerinin, üniversite hayallerinin çöpe gitmesini çok kolay sanıyorsunuz. sınava girmeden önceki netlerime bakıyorum bakıyorum ankara'da mutlaka ama mutlaka sadece bir üniversite tutacak bile olsa tutar ve ankara'da kalırdım diyorum. şimdi batan bir ekonomiye sahip ülkede içten içe hiç istemesem de bu sınav sonucuyla ne olur ne olmaz diye hem en kısa zamanda iş sahibi olabilmek adına hem de sevdiğim insanların bakış açısına göre biliyorum ki elimde olan tek seçenek kötünün iyisini seçip kendimce hiçbir zaman gitmek istemediğim üniversitelere gitmek olacak ve oralarda okurken yine de sınava hazırlanmaya çalışacağım yeniden ve yeniden. belki sonuç aslında öyle kötü gelmez sonuçta hala belli değil ya da belki öyle olsa bile birkaç yıl sonra buralara bakar gülerim tabii ama emin olun şu an gülmüyorum. benim durumumda olan kimse gülmüyor. çalışmadığını sandığınız o öğrenciler gecenin bir vakti defteri eline alıp sizin götünüzde pireler uçuşuyorken tekrar yapmış da olabilir. biliyorum çünkü ben yaptım. aşağıladığınız o öğrenciler saçma sapan bir süreçte sınava girdiler. dolayısıyla arkadaşlarım benim gibiyseniz üzülmeyin. buradakiler hep böyleydi. şu olanları hep görmezden geldiler.

    not: cümlelerim allak bullak olabilir yazım yanlışlarım olabilir o yüzden şimdiden özür dilerim uykulu uykulu yazdım.
  • sinava benim gibi hasta olup girenler varsa asil mucadeleyi o an da zaten bir verdim. her an olecek gibi hissettigim anlar yasadim. gercekten calisan emek verenler kesinlikle kazanir, sorular celiskiliydi ama zor degildi, pragraglarin cogunda zaten cevaplar sakli oluyor, hizli okuyan hizli dusunebilir, zaten zihin çelişecek sorular olacak ki rakipler elensin, minimum düzeyde öğrenci alalim derdinler, yoksa 2 milyon öğrenci üniversiteye gitsin demiyor sistem. çalışan kazanir, calismayan da söylenir bu sinav icin. edebiyatta eserleri bile sormamislar duz mantik yillarin sorulariydi. matematik çözülecek bir seviyedeydi. tarih ve coğrafya yoruma dayali birkac tane çerez soru bile vardi. fen bilimlerinden 15 net rahat cikarirdiniz ayt icin de. umarim emeginin karsiligini alir tum ogrenciler kendim de dahil.
  • artık bu başlığı takip etmenin gereği kalmadı beyler bayanlar sadece moralinizi bozar o kadar takipten çıkın.
  • üstteki arkadaşa katılıyorum. sizi şu başlığa alalım artık.
    (bkz: yks 2021)
  • arkadaşlar tekrar sınava girmeyi düşünenler varsa size önerim bekleyin. ben tekrar girdim. 2019'da sınavı pek sallamamıştım ama yine de çok emek vermiştim. sınavdan çıktım cevapları açıklandı ama bakmamıştım yanlışlarımdan korkmuştum. eminim benim yaşadığımı yaşayanlar vardır. yeterince stres olduk daha da bünyeyi zorlamaya gerek yok. açıklanma gününü bekleyin. zaten sıralama içinize sinmediği an kararı alıyorsunuz. misal ben sonucumun olduğu ekrana baktıktan 2 dakika sonra karar vermiştim. başta hep yanlış bir karar gibi gelecek, hatta pişmanlık çektiğiniz de olacak. ama zamanla daha iyi bir sonuç aldığınızı göreceksiniz. ben buna karar verdikten 5-6 ay sonra anksiyeteye ve depresyona yakalandım. bundan da hiç utanmıyorum. her yönden çöktüm. tüm arkadaşlarımın sevinç içinde sonuçlarını kutlaması, hiçbirinin arayıp sormaması, diğer bir sürü problem üst üste gelmişti. sadece aylar önceydi. hepsini azmimle yendim. şu an sadece moralinizi yüksek tutmalısınız. ve evet bir arkadaşın başlıkta yazdığı o uzun entryi okuduktan sonra kendi yaşadıklarım gözümde canlandı. ondan yazmak istedim. bu yıl sonucum iyi geldi. ama geçen seneki halimi bir ben bilirim. demem o ki günler geçer, tüm problemler biter. yeter ki sabırlı olun. ve herkes mükemmel yapmadı, ilk bine yine ilk bin girecek yüz bin değil. o yönden fantastik şeyler düşünmeyin.
  • iyi ki öylesine girmiştim iyi ki hala hiçbir şey değişmemiş
  • sayısalda sıralamaların “doğal” regresyonundan şaşmayacağını söyleyebilsek de eşit ağırlık alanının matematiklerinin altüst olduğu sınav senesi.
    hem sosyal1’in hem de ileri düzey matematiğin kolay* olması ayt netlerinin muvazenesizce artmasına neden oldu. öyle ki 70 ayt netinin altı, öğrenci için adeta düşeceği bir cadı kazanı. düşük ayt netinin affedilmediği, tyt’nin belirlediği bir tm sıralama tablosu bekliyorum.
26 entry daha