şükela:  tümü | bugün
  • anlam veremediğim tutku. bir taraftan hayatlarını ilkel kurallara göre düzenlemeyi tercih eden dinciler öte yandan çeşitli amaçlar doğrultusunda seküler insanların mekanlarına akın ediyorlar.

    bu mekan bir semt olabilir. mesela bir şekilde parayı bulan akpli lümpenlerin, hemen chpli kimliği ile ön plana çıkan semtlere taşınıp kendilerini bir bok sanmaları buna örnek olarak verilebilir.

    daha dar mekanlar da olabilir. örnekse: (bkz: prensip gereği tesettürlü bayanları istemeyen otel). şimdi bu otel belli ki müslümanlardan bıkmış insanların nefes alabileceği bir yer olma hedefinde, ama müslümanlar arsızca buraya girip eğlenmek istiyor. ben olsam utanırım ve istenmediğim yere girmek için uğraşmam.

    bence kendilerine ait olan mekanların düzenlenmesinde kullanılan çöl kurallarından sıkılıp nefes almak istiyorlar. ama bu iş böyle olmaz. benim bu insanlara naçizane tavsiyem islam'ı bırakmaları yönünde. islam'ı bırakın gitsin. dinsizlik; mekanlarıyla, içecekleriyle, kıyafetleriyle harika bir şey.

    edit: oha amk! aşağıda malın biri yine çok pis mağdur olmuş. tamam lan tamam, sen gel :) ama sadece sen gel. kalabalık yapmayın.
  • gece kulupleri en buyuk orneklerden biridir.
  • düzgün insanlara özenmeleri sebebiyle oluşan durum...
  • aslında seküler mekanlara tutkulu değillerdir.

    her zaman uyguladıkları çekirge sürüsü taktiğini uygulamaya çalışmalarıdır.

    beğenmedikleri, uygun bulmadıkları ortamlarda çoğunluğu sağlayıp, ele geçirip, dönüştürme hedefi içermektedir.
  • mesela bu eğilimin bir sonucu olarak beyoğlu, eski anlamını kaybeden mekanlardan biri olmuştur.
  • görünmez bir kast sitemi var ülkemizde.(belki de görünür ) ve açık konuşmak gerekirse dindarlar ruhen bu ülkenin zenciliğini üstlenmiş durumdadır. onca siyasi başarı kemikleşmiş komplekslere şifa olmuyor. rte nin 'monşer' söyleminin altında pekala da bu durum var. kendi aralarında bile sınıfsal bir yapı oluşmuş durumda. siyasi güç sahibi aileler ve zengin dindarlar, yoksul dindarlarla aralarında farklı bir yaşam tarzını çoktan inşa etti. kendilerini artık mutevazi, dindar bir hayatın içinde görmüyorlar. açıkçası tam da 'yüzünü batı'ya dönenler' le aynı yerde olmak istiyorlar. cb. nin saray saplantısının altında da bu dürtü var gibi. evet. malum kesim kendi köhne mahallesini sevmiyor artık. mazide kalan hayat katlanılır gibi değil, o yüzden hem dindar kalmak ama hen de seküler hayatın devasa memelerinden doyasıya emmek istiyorlar.. .
  • bir yandan içindeki baskıyı azaltmak, diğer yandan mağdur olma çabasından gelen tutku.

    "aaa, ne ayıp" derken, iç ses; "keşke benim de sevgilim olsa"

    ve,

    "birileri laf atsa, saldırsa da, mağdur olup, internette yayınlasam"
  • anlaşılmayan bir şey yok. yobaz denilen tayfanın büyük çoğunluğu kırsal kesimden gelen ve hep kaliteli yaşamın açlığını çeken kesimler.
    yıllarca ayıp günah diye yaşayıp en çomar yerlerde ve hayat standardında yaşayan güruhun içindeki aşağılık kompleksi kolay kolay yenebileceğini mi sanıyorsunuz ? içlerindeki nefret bile kıskançlığın tezahürü.

    milletin mayoyla denize girdiği, yediği, içtiği, sıçtığı ve eğlendiği turistik mekanlarda niye son yıllarda islami tatil mekanları açılıyor sanıyorsunuz ya da hep modern kesimlerin yaşadığı yerlere birilerinin imam hatipler açıp kentsel dönüşüm yağmasıyla kendi güruhunu oralara (başta da kadıköy) itelemesine ?
    hele yok suyu akmıyor yok çöpü toplanmıyor palavrasıyla izmir nefretine ?

    kısacası bu aşağılık kompleks kolay kolay gitmez ...
  • tek kelime: özentidir.
  • analize davet etmektedir.

    yalnız, "yobaz" kelimesini kullanmayı sevmiyorum. yanlış. aşırı dindar ve muhafazakarların, diye düzeltiyorum.

    iki örnek ile özetlenebilir;

    (1)

    taksim'i de tipik bir arap şehrine (götüme) benzettildikten (ümraniyeleştirildikten) sonra, muhafazakar mahallelerden insanların her fırsatta kadıköy'e akmaları. kendi renksiz, betonlaşmış ve "güvenli" semtleri ve siteleri dururken neden kadıköy'ü tercih ediyorlar? çünkü, kadıköy, sunduğu özgürlük ve eğlence imkanlarının yanı sıra, halen işgal edilmemiş kamu alanlarına da sahip.

    muhafazakar kardeşimiz, kendi mahallesi ve hatta türkiye için son derece katı kuralların dayatılmasını isterken, kendisini özgür hissedebileceği yegane mekana, kadıköy'e geliyor.

    kızdığı ve düşman ilan ettiği insanların ona bulaşmayacağını, yaşam tarzı ve inancı yüzünden kadıköy'de dayak yemeyeceğini ve kendisini gerçekten insan hissedebileceğini biliyor.

    ama sorsan, koyu reisçi. gidip ak parti'ye oyunu verir.

    (2)

    ülkesinde en muhafazakar ve dini kuralların ağır bastığı rejimi isterken, batı avrupa'da gidip solcu sendikalara üye olur, sol partilere oy verir ve solculardan medet umar.

    aslında, herkes her şeyin farkında. kimse çomar momar falan değil. toplumsal kötülük, bireylerin de işbirliğini gerektirir.

    not düşünüz ve siz de üzerinde bir düşününüz lütfen.

    bu arada, kemer'deyim. deniz falan şahane. ama, rahat battı kıçıma. istanbul'a gelesim var, kankişkolar...