şükela:  tümü | bugün
  • gorebileceginiz en agir yarali, hasta kisilerin tedavisinin yapildigi bolum. genelde solunum makinesine bagli hastalar filan burda olur. geceligi cogu hastanede 1 milyar civaridir.
  • (bkz: reanimasyon)
  • doktorlarin biz burda azrailin isini engelleriz, gideni yari yoldan dondururuz dedigi yer.
  • devlet hastanesinde: 70 ila 120 arası
    özel hastanelerde;
    bakırkoy incirlide 1.2 milyar civarı
    vatan istanbulda 2 milyar civarı
    florance n. de 1.2 ila 2.5 civarı
  • çapa'nın (bkz: norosirurji)bölümünün yoğun bakım ünitesine iyileşmesi için yatırılan hastalar burada yatan diğer hastalardan enfeksiyon kaparlar. hiçbir steril kuralına uyulmaz. neticede hastanızı kaybedersiniz ve doktorlara neden diye sorduğunuzda "bilmiyoruz" diye bir cevap alırsınız. (bkz: mrsa)
  • insanların, özellikle de hasta yakınlarının işin ciddiyetini bir türlü kavrayamadıkları ünite. yoğun bakımda yatan hasta için ziyarete gelenlerin %90'ı ilk 2 dakika içinde o beklenen "görebilir miyiz? bir görseydik?" sorusunu yöneltiyorlar. sevilen bir insanın hayatının tehlikede olması demek, yakınlarının hastane dönemi boyunce ölümlerden ölüm beğenmesi demektir ve dışarıdakiler kendilerini çaresiz hissederler. sanki yoğun bakıma girip hastayı gördükleri zaman her şey yoluna girecekmiş gibi gelir, sanki içeride tıbbi olarak bir şey yapılmıyor da, hasta çaresiz bir şekilde yatıyor gibi hisseder insan. o kargaşa içinde bunları hissetmek gayet doğal fakat kimse olaya öbür yönünden bakmak istemez*. tutalım ki yoğun bakım ünitesinde 10 tane yatak var, her hastaya iki kişi girse ziyaret için; eder 20 kişi. bu steril olmayan 20 kişide türlü türlü aktif/inaktif mikrop var; tek bir kişinin hapşırması bile oradaki hastalar için tehlike oluşturuyor. peki allah muhafaza içerideki hastalardan biri içeri gelen ziyaretçilerden enfeksiyon kaparsa ne olacak? yakinen yaşadığım bir olaydan yola çıkarak cevap veriyorum; zaten yaşam mücadelesi veren vücut daha da zayıflayacak, belki vücutta aktif olmayan virüsler aktif hale gelecek ve belki de hasta hayatını kaybedecek.. aynı dakikalar içerisinde ise yoğun bakımdaki hastasını görmüş olmanın mutluluk ve kendini tatmin etmenin rahatlığıyla o hapşıran vatandaş hayatına devam ediyor olacak..
  • insanı fazlasıyla etkiler. bırakın hasta olarak orada bulunmayı, hasta yakını olarak bulunsanız da kendinizi sorgulama ihtiyacı hissediyorsunuz. burada yatan hastalar öncelikli, ağır durumda bulunanlar ya da ameliyat olmuşlardan ibaret olduğu için, insan kendi sağlığının ne durumda olduğunu düşünmeden edemiyor.

    her karede inleyen, sızlayan ve bir sürü bilmediğiniz aygıtlarca kontrol altında tutulan onlarca kişiyi bir arada görmek hiç kolay değil. bir insanın düşmek isteyebileceği en son yerlerden birisidir. diğeri ise ameliyat masasıdır. hastane psikolojisi çok zor olduğu için, bu psikolojiye kendinizi hazırlamanız ve altından kalkmanız biraz dayanıklılık istiyor.

    özellikle, yoğun bakım hemşirelerinin işleri oldukça zor, sabır ve bilgi gerektiren bir meslek. hasta kişi ruhsal yönden çöküntü geçirebileceği için iyi birer terapist hatta arkadaş gibi olmalılar. keza doktorlar içinde aynı şeyler geçerli. burada hasta olarak yatmak, insana büyük bir tecrübe oluyor. çünkü yaşamla ölüm arasındaki ince çizgilerin bulunduğu yerdir.
  • ''görmüştüm seni bir kaç saat önce bekleme odasının camından. tahmin ettigimden daha kötü degildin. biraz uzak, biraz soguk... hatta içine kapanık bile denebilirdir senin için. konuşmaktan çok susmayı, dinlemeyi sevdigin söylenebilirdi.
    gözlerini hayata kaldıgı yerden devam etmek üzre acan misafirine ve tenine çizilmiş dikine kısa çubukların verdigi acılarının getirilerine oldukca naziktin, yardımcıydın. ah dese, bir ah senden çıkar, yankılanırdın. bünyende çalışanlara duyurmak için konugunun sesini, elinden geleni yapar, ardına koymazdın.
    derin bir nefes alışta bile kımıldayan vücudu şımaranlar listesine alır, eyvah ögretmene söylüycem nidalarınla etraftakileri uyarırdın.
    gündüz aydınlık, gece karanlıktan az aydınlık ve gündüze nispeten daha sessiz olurdun.
    incelenecek ve görülenlere anlam verilecek çok şeylerin oldugundan, bir uyanık bir uyur halde olanların meraklı bakışlarına alışkındın. onlar izlerken ve seni keşfederken, sen içinden gülümserdin.
    kurupasta ve meyva suyu ikramın yoktu belki ama pamukla su servisin fiks menündü.
    ''saatler mi durmuş yoksa zaman mı'' anlarımın şahidiydin.
    memnun kalmadıgımdan degil ama bir daha gelmek- görüşmek istemedigimdin.
    olmadı, yine karşılaştık...
    olmadı, yine karşılaşıcaz... yine sırlarımız olacak.''

    yogun bakım;hastaya bakımın yogun olarak yapıldıgı yerdir.
    annenin işi çıktıgında, evine bırakılan güvenilir bi komşu teyze şevkatindedir. uyuyabilesiniz diye sizi ayaklarında bile sallar. sallar da ninnisiz ne kadar uyumaya alışıksanız o kadar...
  • hala umudun olduğu yerdir. dışarıdan bakıldığında yaşamdan farklı bir atmosferi olan tanımlanamayan bir ara geçiş bölgesidir sanki. ölen bir hasta için 50 dakika uğraşılıp hayata döndürüldüğü yerdir* ya da daha uzun yıllar yaşayabilecek bir insanı saatler içinde öldürebilecek bir yer. kaderin belirlenebildiği, belki de değiştirilebildiği yerdir. çalışanları içinse bir iştir sadece, stresli, zorlu bir iş. birinin hayatını kurtarmanın onlar için ne ifade ettiğini anlayamadığım, keşfedemediğim, sıradan, önemsiz bir olaymış gibi bahsedildiğini duyduğum, ama belki de içlerinde fırtınaların olabileceğini öngördüğüm, iç dünyalarının da bir ara geçiş bölgesine ait olduğunu düşündüğüm insanların çalıştığı bir birim.