şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: fazla mesai)
  • çalısanın elindekini bitirip rahat bir nefes alacagını sandıgı, lakin isverenin satın aldıgı emekten maksimum fayda saglamak üzere biten isin yerine yenisini sapladıgı bir tempodur. yanılgı, islerin biteceginin sanılmasıdır. acil tedavi için paul lafargue cihetinde tembellik hakkı konusu incelenmelidir..
  • (bkz: sürmenaj)
  • (bkz: uykusuzluk)
  • iş yaşamı şizofren eğilimler gösterir çoğu zaman.

    gün olur deliler gibi, sabahlara kadar süren çalışmalar olur. iş tanımınız net olsa dahi bir hizmetli gibi kendinizi paket yaparken ya da fotokopi çekerken ya pul yapıştırırken bulabilirsiniz.

    gün olur öyle yavan, öyle relax öyle gereksiz bir gündür, evde olsanız daha verimli, daha üretken olabilirsiniz.

    ayrıca şöyle bir teamülden de bahsedilir iş çevrelerinde. ne zaman ki iş, koşturmacayı, aceleyi, paniği teşviklese o günler az hata yapılır. ne zaman ki gevşek bir işgünü geçirilsin o vakitler insanlar arada derede evlerini, tatillerini, hülyalarını düşünüp hata yaparlar.

    kar amaçlı bir şirkette çalışan herkes yoğunluğu baştan kabul etmiştir aslında. dernek, hayır kurumu vs olsa yoğun tempoya kolaylıkla hayır denilebilir*.

    işte insana dönük olarak bu yoğun temponun bir sonucu da şudur: insanlar yoğun tempolarda patavatsız laflar edebilir, önemsizdir, yoğunlukta kaynar gider, alınmaz kişi. oysa sakin bir günde laflar delicidir, iğneleyicidir normalden, acıtır.
  • bir kere dizginleri kaptırınca oluşması muhtemel durumdur.
    "kişi eşek olduktan sonra, semer vuran çok olur" şeklinde de açıklanabilir.
  • "imdat!" denilse bile kimsenin duymadigi mesayi saatleri.
  • klasik televole tarzi program geyigi baslangici soz obegi.

    "yogun is temposu nedeniyle aska vakit bulamayan unlu manken bilmemene..." diye devam eder hatta.
  • (bkz: office space)