şükela:  tümü | bugün
  • yoksulların yoksul, zenginlerin zengin kalmasının nedenidir.

    edit: başlık nasıl başıma kalmış ya, buraya yazan 6. yada 7. kişiydim halbüse.tek kalmışım üstelik.
  • (bkz: bill gates)
    (bkz: konu kilit)

    edit:burda tam ilk entry ile bu entrynin üstünde rampris2 adlı yazarın entarisi vardı, ben kilitleyince konuyu silmiş.
  • dogru tespittir.
  • temel dursun'a sorar
    t: iki evin olsa birini bana verir miydin?
    d:verirdim.
    t: iki araban olsa birini bana verir miydin?
    d:verirdim.
    t:iki gömleğin olsa birini bana verir miydin?
    d:hayır.
    t:neden?
    d:çünkü iki gömleğim var.
  • doğrudur, yanlıştır aradan 1400-1500 yıl geçmiş bir hikayeyi yazmak istiyorum bu konu hakkında.

    --- spoiler ---

    cömertliği dillere destan olan hatim-i tai’ye derler ki:
    - kendinden daha cömert birini gördün mü?
    - evet gördüm.
    - kimmiş o?
    - yetim bir gence misafir olmuştum. bana bir koyun kesip ikram etti. koyunun bir yeri çok hoşuma gitti. yemin ederek (burası çok lezzetliymiş) dedim. genç, dışarı çıktı. on koyunu varmış. birini daha önce kesmişti. dokuzunu da şimdi kesmiş. benim sevdiğim kısımları pişirip önüme getirdi. ben olanların farkında değildim. giderken kapının önündeki kanları görünce sitemle sordum:
    - on koyunun onu da kesilir mi?
    - sübhanallah bunda şaşılacak ne var? bir şey sizin hoşunuza gitmiş. bunu yapmak da benim gücüm dahilindedir. bunu sizden esirgemem hiç uygun olur mu?

    bunu dinleyen arkadaşları tekrar sorarlar:
    - yetim gencin ikramına karşılık siz de ona bir şey verdiniz mi?

    hatim-i tai der ki:
    - verdim ama pek mühim sayılmaz.
    - ne verdiniz?
    - üç yüz deve ile beş yüz koyun.
    - o halde sen ondan daha cömertsin.
    - hayır o genç benden daha cömerttir. zira o malının tamamını verdi. ben ise malımın çok azını verdim. bir fakirin, yarım ekmeğinin tamamını misafire vermesi mi mühimdir, yoksa bir zenginin sürüsünden bir deveyi misafirine ikram etmesi mi?
    --- spoiler ---
  • zenginlere örnek teşkil etmesi içindir. zenginler haklarında "bunların birbirlerine hayrı yok." demesin diye. cömertlik iyi bir huydur, erdemdir. erdem sahibi olmak ise yardım edilecekler listesinde basamak atlatır o kişiye. diyelim ki zenginsiniz ve fakirlere yardım edeceksiniz, cömert bir fakire mi yoksa cömert olmayan, cimri ve açgözlü bir fakire mi yardım ederdiniz?

    zenginler, birbirini kıran, birbirinin kuyusunu kazıp kötülük içinde olan fakirlere yardım etmezlerdi. fakirler bunu bildikleri için her zaman iyi ve cömert olma eğilimindedirler. kendilerine itiraf etmezler ama bunu, iyiliklerinden yaptıklarını düşünürler, söylerler ama öyle değildir. kendileri bilmeseler de, kendilerine itiraf etmeseler de, farkında olmasalar da bu, böyledir. evrimsel bir eğilim bu, bir dürtü belki de. içten içe her fakir şöyle düşünür: "biz birbirimizi korumaz, kollamaz ve birbirimizin elinden tutmazsak kimse bize yardım etmez, ezildikçe ezilir, yokolup gideriz."
  • sonradan görme ve ahlak dışı yollarla bu sınıfa dahil olmuş zenginler için doğru. ancak iyi bir soydan gelen ve nesiller boyu varlıklı eğitimli olan bir ailenin mensubu olan birinin cimri olması söz konusu olamaz. böyle biri için cimrilik prestij sarsıcı ve ahlak dışı bir durum olur. hatta bilakis böyle insanlar hizmetkarlarını onore etmekten memnun olurlar. bahşiş verme geleneği de bu soylulardan gelir. bahşiş fakirlerin veya orta sınıfın anlayacağı bir kavram değil. onlar sadece ayıp olmasın diye verirler ancak bir soylu hizmetkarlarını onore ederek geleceğe yatırım yapar ve soyunun saygı görmesini sağlar.
  • kesinlikle doğru önermedir.
    alışkanlık hale gelmiş olan para biriktirme hali bir ömür devam eder aldıklarının hep daha fazlasını isterler ve bu böylece gider.
  • azdan az, çoktan çok gitmesiyle açıklar kimisi de.
  • "birlikten güç doğar." atasözüyle açıklanabilecek durum. hangi birlik peki?

    fakirler ve güçsüzler birliği. bütün fakirler birbirlerini kollamak zorundadır. yoksa zengin ve güçlüler karşısında bir askerini daha kaybetmiş olurlar. bu gizli birliğin üyeliği ve kuralları fakirlere default olarak gelir, her biri doğduğunda bu birliğin varlığını ve kurallarını bilir. içinde bulunduğu ya da üyesi olduğu grubu koruyup kollamak güdüsüdür bu. fakirlerin zenginlere beslediği ama genellikle, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde açığa vurmadığı gizli düşmanlığın sebebi de budur. aynı durum zenginlerde de söz konusudur. bu gruplar arasındaki gizli çatışmayı kimse inkar edemez. zengin zengini, fakir de fakiri kollar.

    bu çatışma hali iyi ve doğru kullanıldığında rejimler değişir, yeni rejimler oluşur. rusya'da bu çatışma üzerinden komünizm kuruldu. çıkış noktası fakir halkın kendi kendini fakir ama eşit bir şekilde yönetmesiydi. bu sistem de zamanla kendi güçlü ve zenginlerini yaratınca kaçınılmaz olarak sistem çöktü, en başa dönüldü.

    şimdi ise tam tersi bir durum söz konusu, zenginlerin hükmettiği ve yönettiği bir sistem: kapitalizm.