şükela:  tümü | bugün
  • başlangıçta düşük gelir, düşük tasarruf ve düşük yatırım düzeyindeki bir azgelişmiş ülkenin tüm çabalarına karşın süreç içerisinde yine benzer bir düşük gelir, düşük tasarruf, düşük yatırım ve düşük gelir düzeyinde kalacağını ileri süren ve r. nurkse tarafından geliştirilen azgelişmişliği açıklamaya yönelik kuram.
  • sadece makroekonomik düzlemde değil, aileler ve bireyler ölçeğinde de görülebilen, kabaca yoksul ailelerin çocuklarına sağladıkları ekonomik, kültürel ve sosyal imkanların kısıtlı olmasından dolayı, o çocukların da yetişkinliklerinde yine yoksul kalacaklarını, bu döngüden kurtulmanın çok zor olduğunu anlatan tabir. fırsat eşitliği kavramı ile bağıntılıdır.

    ayrıca (bkz: negatif gelir vergisi)
  • kapi gibi gorunmez elimize saldiran kuramdir. gorunmez el zamanla makro anlmda degisimlerimikroyu da etkileyecegini, yani buyuyen ulkedeki fakirlerin de daha zengin olacagini soyler. ulkeler icin de gecerlidir. bana cok mantikli gelmez bu yuzden cycle of poverty
  • nurkse der ki "bir ülke fakir olduğu için fakirdir" bu olayı anlatırken verdiği örneğin haklılık payı var yalnız adamın aklına peki zengin ülke neden zengin diye sorular geliyor. yani ilk başta zenginsen zengin devam edersin, fakirsen fakir devam edersin kimse başlangıçtaki durumunu değiştiremez mi demek istiyor? piyasa da hiç mi fakirlikten kırım kırım kıvranan fakir ülke, şimdi zengin(kalkınmış) olmadı?
  • türkiye nurske'nin tipik örneklerinden birisidir. türkiye fakirlik kısır döngüsü e girmiş ve bir türlü bu kısır döngüyü ne makro ne de mikro düzeyde kırabilmiştir.
    nurske'nin fakir olduğun için fakirsin teoremini dikkate alıp fakirliği yenebilen ender ülkelerden birisi israil'dir.
    bunu nasıl başardıkları da sır değildir.
    bu kısır döngünün kırılabilmesi için düşük gelire, düşük tasarrufa veya düşük yatırıma bir dış müdahale şarttır.
    israil bu kısır döngüyü düşük yatırıma müdahale ederek kırmıştır. özellikle tarımsal endüstriye yapılan müdahale bu fakirlik kısır döngünü israilin kırmasını en büyük nedenidir. yatırımlar istihdamı arttırmış, istihdam gelir düzeyini yükseltmiş, gelir düzeyi yükselince tasarruflar artmış, tasarruflar artınca yatırımlar artmıştır.
    nurske fakirlik kısır döngüsünü tanımlarken çözümü de sunmuştur aslında.
    türkiye yıllardır bu kısır döngü içerisinde boğuşmaktadır. bu kısır döngüyü nasıl kıracağının yolunu bir türlü bulamamıştır.
    yıllardır anlatılan güney kore modeli, israil modeli vb örnek modellerin fakirlikten nasıl kurtulduğuyla ilgili çözümleri bilse bile uygulamada başarılı olamamıştır.
    yatırım anlayışı yol, köprü olan bir ülkede de fakirlik kısır döngüsünün kırılmasını beklememek lazım.

    çünkü fakir olduğumuz kadar aptal olduğumuz için fakiriz.
  • yoksulluk kadar yoksunluk da bir sosyal kontrol aracıdır. kitleleri yoksullaştırmadıkça veya bazı yapay ayrımlarla hakları olandan mahrum etmedikçe kitle kontrolünü sağlayamazsınız. çünkü itaat ancak ödüllendirilirse anlam kazanan ve şartlanma ile devamlılık kazandırılan, öğrenilebilen, insan doğasına aykırı bir durumdur.

    insanca ve kaliteli yaşamaya dayanan refah toplumlarında ne cephede ölecek asker, ne çöpü toplayacak çöpçü ne de seks işçisi bulamazsınız, hepsi ya kırsaldan gelmiştir, ya toplum tarafından dışlanmıştır ya da göçmendir, onları da sisteme profesyonellik ile bağlarsınız.

    artı değer ne demekti? artı değer dünyadaki zenginliğin kaynağıydı.