şükela:  tümü | bugün
  • boşanmanın getirdiği maddi sonuçlardan biridir.

    tmk 175/1 uyarınca (bkz: türk medeni kanunu), boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

    yine aynı maddede belirtildiği üzere yoksulluk nafakasının şartları şunlardır:

    1-taraflardan birinin talepte bulunması: hakimin yoksulluk nafakası verebilmesi için taraflardan birinin başvurması gereklidir, hakim re' sen yoksulluk nafakası kararı veremez. talebin boşanma davası sırasında ileri sürülmesi şart değildir. (tmk 177)

    2-talep eden kişinin kusursuz ya da daha az kusurlu olması: mk 175 taraflardan birinin tamamen kusursuzluğunu değil, daha az kusurlu olmasını arar.

    3-nafaka isteyen eşin yoksulluğa düşmesi: nafaka istemekte olan eş, çalışma gücünden yoksunsa ve başka bir geliri ya da serveti yoksa yoksulluk nafakasına hak kazanır. yoksulluk nafakası isteyen eşin emekli maaşı yada malları varsa bunların onu yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığına bakılması gerekmektedir.

    4-takdir edilecek nafakanın bunu ödeyecek olan eşin mali gücü ile orantılı olması: ödeyecek olan eşin mali gücü yoksulluk nafakasının üst sınırıdır yani nafaka yükümlüsünün ödeme gücü, talepte bulunanın yoksulluk içinde olmaması için gerekli miktardan az ise hakim ödeme gücüne uygun olan miktara karar verir.yükümlünün ödeme gücü yoksa yoksulluk nafakasına karar verilemez.

    yoksulluk nafakası talebi eğer boşanma davası sırasında ileri sürülmüşse buna karar vermeye yetkili görevli mahkeme boşanma davasına bakan mahkemedir. eğer yoksulluk nafakası boşanma davasından sonra ayrı bir mahkeme ile isteniyorsa yetkili ve görevli mahkeme davacının (nafaka alacaklısının) yerleşim yeri aile mahkemesidir (tmk 177).

    tmk 175 e göre nafaka süresizdir. taraflardan birinin ölümüne kadar devam eder. ana kural bu olmakla beraber tmk 176/3 uyarınca belli hallerin bulunması durumunda nafakanın daha önce sona ermesi öngörülmüştür.
  • güher pekinelin de ercan arıklı dan ayda 10.000$ kadar bir yoksulluk nafakası istemesi de ercan arıklının ölümünden sonra coğu gazeteye konu olmuştur.
    (bkz: oha)
    (bkz: ebenin amı ali sami)
  • evliğin boşanma ile sona ermesinin mali sonuçlarından birisi de yoksulluk nafakasıdır. türk medeni kanununun (tmk) 175. maddesinin 1.fıkrasına göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. nafaka alacaklısı, isterse, elbette nafaka talebini belirli bir süreyle sınırlayabilir. nafakanın süresiz olarak ödenmesinin talep edildiği hallerde, mahkemenin -kanundan doğan bir zorunluluk olarak- bir süre sınırlaması olmaksızın nafakaya hükmetmesinin gerekip gerekmeyeceği, ya da nafakayı belirli bir süreyle sınırlandırma konusunda hâkimin takdir yetkisinin olup olmadığı hususu tartışmalıdır. yargıtay ve öğretideki baskın görüş, hâkimin nafaka süresini sınırlama konusunda bir takdir yetkisi olmadığını kabul etmektedir. yargıtay’ın bu uygulaması, ömür boyu nafaka ödeme yükümlülüğünün, bazı hallerde, özellikle kısa süren ve çocuksuz evliliklerde, nafaka yükümlüsü aleyhine hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurmasına yol açmıştır. yaşanan mağduriyetler nedeniyle, yoksulluk nafakasına süre sınırı getiren olası bir kanun değişikliği, aile bakanlığının ve parlamento komisyonunun gündemine gelmiştir. bu makalede yoksulluk nafakasının süresi, de lege lata ve de lege ferenda olarak değerlendirilmektedir.

    (bkz: http://dergipark.gov.tr/iuhfm/issue/39991/475487)
  • istanbul barosu kadın hakları merkezinin yoksulluk nafakasına dair uzun ama güzel açıklaması.
    şu sıralar yoksulluk nafakası ile ilgili yeni bir düzenleme yapılıp kadınların mağdur edilmesine yol açılmak isteniyor malum. kadın hakları merkezi bunun üstüne bu açıklamayı yaptı.

    yoksulluk nafakasında yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç yokturistanbul barosu kadın hakları merkezi basın açıklaması son günlerde kamuoyuna ve basına yansıyan yoksulluk nafakasının süreli hale getirilmesi için yasal düzenleme yapılacağı yönündeki hazırlıklar merkezimiz tarafından dikkatle ve endişeyle takip edilmektedir.

    yoksulluk nafakasında yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmadığı medeni kanunun 175. ve 176. maddelerinin doğru okunduğunda anlaşılmaktadır.

    yoksulluk nafakasını düzenleyen medeni kanunun 175/1 maddesinde; “boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir” denilmek suretiyle kusuru ağır olan eşin yoksulluk nafakası alamayacağı ve yoksulluk nafakasının, nafakayı ödeyecek kişinin mali gücü oranında belirleneceği belirtilmiştir.

    kamuoyunda yaratılmaya çalışılan algının aksine yoksulluk nafakası her koşulda süresiz değildir. medeni kanunun 176.maddesinde belirtildiği gibi nafaka alacaklısı öldüğünde veya evlendiğinde nafaka kendiliğinden ortadan kalktığı gibi, fiilen biriyle evli gibi yaşadığında, yoksulluk durumu ortadan kalktığında (miras kaldığında, kadın kayıtlı ya da kayıtsız çalışmaya başladığında, kadına herhangi bir gelir bağlandığında), haysiyetsiz hayat sürdüğünde mahkeme kararıyla kaldırılabilmektedir.

    ayrıca mali durumun değişmesi durumunda ödenen nafakanın azaltılabilmesi ve kaldırılabilmesi de şu anki yasal düzenlemeyle mümkündür. kaldı ki 176. maddede durumun gereklerine göre irat olarak ödenebilen nafakanın toptan olarak da ödenebileceği açıkça hükme bağlanmıştır. bu bakımdan hakim nafakanın bir defada ve toplu olarak ödenmesine karar verebilir.

    yoksulluk nafakası sadece kadın eşe değil erkek eşe de tanınmış bir hak olup uygulamada daha çok kadınlar lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin nedeni toplumumuzda mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizliği sebebiyle kadının evlilikte ve boşanma sonucunda yoksullaşmasından kaynaklanmaktadır.

    eğitim, iş, siyasal katılım ve gelir paylaşımında cinsiyet eşitliğinin olmadığı, “kadının yeri evidir”, “en az 3 çocuk yapın” gibi söylemlerle bilinçli olarak eğitim ve çalışma hayatının dışına itilen kadına, boşanma gündeme geldiğinde “git çalış, kendi başının çaresine bak” şeklindeki söylem ve düşünceler ve buna hizmet edecek yasal düzenlemeler ne derece hakkaniyete uygundur?

    yoksulluk nafakasının süresiz olarak takdir edilmesi nedeniyle birçok nafaka yükümlüsünün mağduriyetine neden olunduğu yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. asıl büyük ölçüde yaşanan mağduriyet, açlık sınırının 2.107 tl olduğu ülkemizde çok cüzi olarak takdir edilen ve büyük çoğunluğu da tahsil edilemeyen yoksulluk nafakası alan kadınlar cephesinde yaşanmaktadır.

    uygulamada çekişmeli boşanmalarda hüküm altına alınan nafakaların büyük çoğunluğunun 150-300 tl seviyesinde kaldığı da bilinen bir gerçektir. kaldı ki bu cüzi nafakalar dahi tahsil edilememekte, nafaka yükümlüsü tarafından ödenmek istenmemektedir.

    gerek duyulan korku nedeniyle gerekse icra masrafları yüzünden ödenmeyen nafakaların çoğu icraya dahi konulamamaktadır. baromuzun adli yardım dosyalarında nafaka icraları büyük yer tutmakta olup, ne yazık ki büyük çoğunluğu tahsil edilememektedir. icra kanalıyla yapılan tahsilatlarda ise nafaka üzerinden harç kesilmekte ve icra masrafları alınmaktadır. bu durum nafaka yükümlüsünün borcunu arttırmakla beraber kadının tahsil ettiği yoksulluk nafakasının ise iyice azalmasına sebep olmaktadır.

    kadın iş dünyasında çoğunlukla dezavantajlıdır. tüik’ in 6 mart 2019 ‘da açıkladığı hane halkı işgücü verilerine göre 2017 yılında erkeklerin istihdam oranı %65,6 iken , kadınların istihdam oranı %28,9’dur. yani ülkemizde kadınların iş hayatına katılım oranı erkeklerin yarısından bile azdır. işveren kadın yerine erkek işçi çalıştırmayı tercih etmekte, kadın kolay iş bulamamakta, çalışma imkânı bulsa bile ucuz veya ücretsiz kreş imkânı yok denecek kadar az olduğundan aldığı düşük ücretin büyük bölümü bakıcıya ve kreşe vermek zorunda kalmaktadır.

    bir kurumda kadro hakkı önceliği evi geçindirdiği zihniyetiyle çoğunlukla erkeğe verilmektedir. erken yaşta evlendirilen kadın eğitim hakkından da yoksun kalmaktadır.

    eğitimsiz ve hiçbir mesleki tecrübesi olmayan kadının boşanma ile birlikte iş bulma olasılığının sıfıra yakın olduğu abartısız bir gerçektir.

    toplumsal cinsiyet eşitliği sıralamasında 149 ülke arasında 130.sırada yer alan türkiye’nin yoksulluk nafakasıyla gündeme geldiğinde refah seviyesi yüksek avrupa ülkeleriyle karşılaştırılması ne derece doğru ve haklıdır?

    kadının istihdama katılımının ve sosyal desteklere ulaşımının yüksek olduğu bu ülkelerdeki nafaka uygulaması ülkemize emsal alınamaz. yoksulluk nafakası konusundaki mevcut yasal düzenleme yerinde olup, aksi düşünceyle yoksulluk nafakasında süre sınırı getirmek boşanmayla yoksulluğa düşecek kadın için büyük ölçüde mağduriyete neden olacak ve kadın şiddet gördüğü bir evliliğe ve erkeğe katlanmak, sessiz kalmak ve bu evliliği sürdürmek zorunda bırakılacaktır.

    sonuç olarak ;
    kamuoyunda yaratılmaya çalışılan algının aksine şu anki yasal düzenlemede nafaka süresiz değildir. yukarıda da belirttiğimiz gibi kaldırılma, değiştirilme, azaltılma şartları mevcut yasayla düzenlenmiştir.

    yaşanan mağduriyetler mevcut yasal düzenlemeden değil uygulamadan kaynaklanmaktadır. yargının takdir hakkını hakkaniyete uygun kullanarak oluşan mağduriyetleri önlemesi mümkündür.

    imzaladığımız uluslararası sözleşmeler ve anayasayamızın 10. maddesinde de belirtildiği gibi toplumumuzda hala dezavantajlı bulunan kadın lehine pozitif ayrımcılık yapmak adaletin bir gereğidir.

    yoksulluk nafakası talep eden kesimin büyük çoğunluğunun kadınlardan oluştuğu gözetildiğinde yoksulluk nafakasında süre sınırı getirmenin pozitif ayrımcılık bir yana hakkaniyete aykırı uygulamalara neden olacağı tartışmasız bir gerçektir.

    kadının cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanan dezavantajlı konumu düzeltilmeden ve sosyal devlet gerekleri yerine getirilmeden mevcut yasal düzenlemede değişikliğine gidilmesi kadının mağduriyetini artıracaktır.

    böyle bir düzenleme sadece boşanan erkeğin hayatına rahat devam etmesine yönelik olup, kadının uğrayacağı mağduriyeti yok saymak, kadını yoksullukla mücadelede yalnız bırakmak demektir.

    yoksulluk nafakasının süreli hale getirilmesi kadının haklarının gaspıdır ve kadına yönelik ekonomik şiddettir.

    bizler istanbul barosu kadın hakları merkezi olarak, gerekçelerini açıkladığımız nedenlerle mevcut yasal düzenlemede değişiklik yapılmasına ve yoksulluk nafakasına süre sınırı getirilmesine karşı olduğumuzu bildirir, uğradığı veya uğrama ihtimali bulunan şiddet nedeniyle sesini duyuramayan yoksulluk nafakası alacaklısı kadınlar adına mücadelemize devam edeceğimizi kamuoyuna saygılarımızla sunarız.

    istanbul barosu kadın hakları merkezi
  • psikolojik sorunu olmayan, fiziksel bir sağlık problemi olmayan bir kadın hayatta kalmak istiyorsa çalışmak zorundadır. bu kadın erkek farketmeksizin dünyanın kanunudur. ancak günümüzde görülüyor ki; üniversite mezunu, herhangi bir sağlık problemi olmayan en az 1 yabancı dil bilen bireylerin boşandıkları kocalarından astronomik tutarları bulan nafakalar aldığını görüyoruz. böyle insanların ortada olmaları toplumsal ahlak konusunda sorun yaratmakla beraber "boşanmacılık" konulu meslek dalını ortaya çıkarmıştır. özellikle gençlerin dilinden düşmeyen kezban kavramı yine kanunların düzgün olmayışı, 12 adaları isteyen yeni gelin hezeyanları, beyin hücresi öldüren dizilerin toplum üzerinde yaptığı olumsuz algının bir sonucu olduğunu istanbul barosu kadın hakları merkezi kavrayamamış sanırım.

    kimsenin kadın düşmanlığı yaptığı yoktur ancak kadın haklarını komisyonunun yaklaşımını tamamen kendi çıkarları doğrultusunda görüyorum.

    tutarı ne olursa olsun bir bireyin eski karısına boşandığı günden ölene kadar yoksulluk nafakası ödemesinin akla sığan bir açıklaması yoktur. bu şekilde bir yaklaşımı savunan gerek avukat, gerek kadının akıl sağlığının yerinde olduğunu düşünmüyorum. tedavi edilmeli ve topluma kazandırılmalıdır. bu süre zarfında gerekirse toplumdan tecrit dahi edilmelidir.

    devletin yasa tasarısı incelendiğinde maksimum nafaka süresinin evlenilen süre kadar olduğunu görüyoruz. mesela 5 sene kalınan evlilik sonrası hakim 2 sene nafaka da ön görebilir. örnek vermek gerekirse 5 yıl boyunca evli kalmış çocukları olmayan bir çiftin boşanmasına bakalım. boşanma konusu şiddetli geçimsizlik... iki tarafta üniversite mezunu ve çocukları yok. boşanma sonrası kadının herhangi bir psikolojik veya fiziki sağlık sorunu yoksa çalışması konusunda herhangi bir engel yoktur. bu süre zarfında hayata tutunması konusunda tabi ki 6 ay dan az olmamak kaydıyla nafaka verilebilir. bu hayatta her olasılığı değerlendirmek gerekir. unutmayalım ki ; bu kadının kocası da vefat edebilirdi. o süre zarfında kimseden nafaka alamamakla beraber zor bir süreçle karşılaşabilirdi.

    devlet salak değildir ve kimseye bedava para vermez. siz sanıyor musunuz devlet mevcut nafaka süresi bittiğinde kendi üstleneceği nafakayı sorgusuz sualsiz ödemeyi ? boşanmış kadının canını çıkaracak, sağlık kontrolü yapacak, psikolojik testlere tabi tutacak, kadının neden çalışmadığını ve nafakaya muhtaç olduğunu sebebini araştıracak. o kadını işkur'a kaydedecek. işe gitmesini sağlayacak ve bunlara uymazsa devlet tarafından nafaka falan vermeyecek.

    evlilik iki kişinin rızası ile ıslak imza atılarak yapılan bir anlaşmadır. kimse kimseyi zorlamıyor. evlilik boşanmak üzere yapılmaz. ancak kimse de hayatın bize nasıl sürprizler çıkaracağını tahmin edemez. bu yüzden boşanma uygulaması vardır. ancak bu uygulamanın amacı yürümeyen bir evliliği bitirerek iki bireyinde kendi hayatlarına özgür şekilde devam etmeleridir. bu hayatta verilen her kararın bir sonucu olacaktır. boşanma kararı isteyen çiftler bunu unutmamalıdır. boşanmak mı istiyorsun ? artık kendi hayatın ve kendi yaşam koşulların olacaktır. bunu kabul etmen gerekir.

    nafaka konusunun bu kadar beter hale gelmesindeki büyük kilometre taşlarından biri avukatlardır. gözü para hırsı bürümüş şekilde gerek kadını, gerek erkeği gaza getirip boşanma süreçlerindeki dönen paralar ile ne yazık ki toplum büyük şekilde zedeleniyor. her avukat böyle yapıyor demek aptalca olduğu gibi avukatlar asla böyle bir yaklaşıma girmiyor denmesi aynı derece aptalcadır.

    herhangi bir sağlık sorunun yoksa çalışacaksın arkadaşım. cinsiyet farketmeksizin bir işe girip çalışacaksın. hayat standartlarından memnun değilsen kendine bir kariyer hedefi koyacaksın. zengin kocayı gütmeyi veya boşanıp ölene kadar ayda astronomik nafaka alırım hayalleri kurmayacaksın. o evlilik bittiği gibi kendi özel hayatında ne halt edersen onu edeceksin. benim bir yaşam standardım var mağdurum diyip ayda 5 bin tl nafaka istemeyeceksin.

    büyük bir çoğunlu 150-300 tl olan nafakalar diye şark kurnazlığı yapan istanbul barosu kadın hakları komisyonuna bir öneri sunayım o zaman. ön ayak olsunlar ve yoksulluk nafakası asgari ücretin %75'ini geçemesin olarak düzeltme yapsınlar. madem çoğunluğu 150-300 tl gibi komik tutarlarmış buna herhalde. tabi böyle bir şey yapmaya cesaret etmeyi geçiyorum o cümleyi dahi kuramayacak kadar iki yüzlülerdir.

    ayrıca nafaka konusunda yapılan bir diğer uyanıklık çocukların kullanılmasıdır. kimisi hem kendi hem çocukları için nafaka isterken kimisi de kendisi için istemeyip sadece çocukları için ciddi tutarlar istemektedir. şunu açıklığa kavuşturmak gerekiyor. çocuk hem annenin hem babanındır. sorumluluk ortaktır. boşanma sonrası evladın statüsünde bir değişiklik yoktur ve olmayacaktır. ancak çocuklar bir fırsat kapısı olarak görülmemelidir. kendi ayakları üzerinde durabilen, çağdaş ve onurlu bir kadın boşanmış olduğu adam ile gayet güzel çocukların masrafını paylaşarak o çocuğa bir hayat hazırlabilirler. unutulmasın ki; özellikle sevgili kezbanlara bu lafım... çocuk sizin hayat sigortanız, evliliğinizin garantisi veya gelir kapınız değil sizin kanınız canınız ve evladınızdır. bunu nafaka taraflı gelir kapısı olarak kullanmak ahlaksızlığın dik alasıdır.

    toplumdaki gençlerin evlenme konusunda eskiden ev geçindirme konusunda korku yaşardı. şimdi ise bir boşanırsam kadına ölene kadar para öderim korkusu yaşıyor. sizin böyle bir adaletsiz yaşatmaya ne hakkınız var ? yaptığınız ve ateşini sürekli harladığınız bu hatalı davranışlar silsilesi yüzünden evlilik kurumunun kutsallığını yerle yeksan ettiniz. bir gelir kapısı, hayatın kurtuluşu veya nafaka konulu boşanmacılık meslek dalını yarattınız.

    çevremde gördüğüm neredeyse her ay 2 asgari ücret karşılığı nafaka ödeyen adama "beyefendi nafaka 150-300 tl yi geçmiyor" diye söyleyen avukatın yerinde olmak istemem açıkçası...

    eski kimliklerde medeni hali kısmına boşanmış kadın dul değil gayet bekar olarak yazdırıyor. aynı kadın boşandığı için işe girdiğinde daha düşük maaş almıyor. ayrıca herhangi bir işverenin cinsiyeti bahane ederek kadına daha düşük ücret gibi yaklaşım yapması kanunlara göre suçtur ve çok ciddi cezası vardır. ee madem ? kadının çalışmasında engel yoksa, çalışmalıdır.

    şark kurnazlığını ve ahlaksızlığı bırakın. burada sıkıntılı bir durum var. maksimum süre sınırlaması yapılması gerekiyor. kadının çalışmamasını kötü niyetli olup olmadığının denetlenmesi gerekiyor. boşanma eylemi sonrası gerçekten iki tarafında kendi hayatlarına dönmeleri gerekiyor. bu değişim gerçekleşecek, seve seve gerçekleşecek...

    istanbul barosu kadın hakları komisyonu 150-300 tl nafakayı örnek gösteriyor ancak hiç bunlardan bahsetmiyor. 5 bin tl 10 bin tl gibi yoksulluk nafakası tutarları tam anlamı ile akıl tutulmasıdır. insanların aklı ile dalga geçmektir. 1 ayda 10 bin tl para kazanan insan yoksul falan değildir.

    yoksulluk nafakası asgari ücretin %75'inden daha fazla olmamalıdır. zengin kocadan boşanınca benim hayat standartlarım var diyen kezban o hayatı kocası sayesinde kazandı ise boşanırken de onu bırakmayı bilecektir. çocukların bakımı ve masrafları ortak olmalıdır. çocuk nafakası b planı olmamalıdır. zengin olan adam zaten çocuğuna güzel bir hayat sürdürmek için elinden geleni yapar ve bunda eski eşinin parası yeterli değilse bunu önemsemez bile... eski eş artık eski eştir ancak evlat ölene kadar evlattır.

    fazla yazdım gene... bu memleket bu kadar çarpık bir adalet ile nasıl ayakta kalıyor ? sanırım cevabını hiç öğrenemeyeceğim...
  • saçma sapan ve suistimale açık olan nane. çocuk varsa onun için istenen iştirak nafakası ile karıştırılmamalı; yoksulluk nafakası mahkemenin kendi insiyatifine kalan, bir tarafın geliri daha az diye verilen nafakadır.

    iyi de bir tarafın gelirinin daha az olmasının faturasını veya cezasını niye diğer tarafa çıkartıyorsunuz? daha da kötüsü bu cezayı neden ömür boyu şeklinde uyguluyorsunuz? çocuk için istenen iştirak nafakası o çocuk çalışma yaşına geldiğinde biterken bu yoksulluk nafakası niye asla bitmiyor?

    bu uygulama çalışmamaya ya da az çalışmaya teşviktir. çalışmamaya ya da az çalışmaya teşvik edilen tarafın da annelik yapması beklenen -ancak o an anne falan olmayan- kadın tarafı olduğu bellidir.

    devlet kadınlara "evlen ve yan gelip yat" hizmeti sağlamış oluyor. patriyarki diye kafa ütüleyen feministlerin dediklerinin tam tersi olan kadınların erkekleri ezdiği bir toplum düzenlemesi ortaya çıkıyor.

    (bkz: matriyarki)
  • kayıtdışı istihdam ve nikahsız beraberlikler ile suistimale açık kavram.

    halk dili ile beleş para gelirken neden çalışıp evlensin ki zaten bu insan.
  • kaldırılması durumunda kadın cinayetleri'nin azalacağı iddia ediliyor.

    uzmanlığım değil. sosyolog ve hukukçulardan oluşan bir komisyon tarafından değerlendirilmeli.

    bu nafaka türünün boşanma sonrası erkekte bir haksızlığa uğramışlık hissi yarattığı kesin (eşini, çocuğunu ek olarak parasını kaybediyor)

    en azından bu algının değişmesi için boşanma sonrası kadınlar sosyal hayata katilana, iş bulana kadar işsizlik fonundan 1 yıllık işsizlik maaşı ile desteklenmeleri degerlendirilebilir.
  • kadın cinayetlerinin sebebi değildir. hiçbir şey caniliğe kılıf olarak gösterilemez.

    yoksulluk nafakasının hakkaniyete aykırı olduğu ve bu alanda düzenlemeler yapılması gerektiği açık. ancak o iş başka bu iş başka. en fazla bu nafakanın boşanan çiftler arasında inorganik bir bağ kurduğu iddia edilebilir ki bu da asla cinayet, dövme vb cahil eylemlerine bağlanamaz.