şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bu unutulmazların en büyük nedeni şu anki çocukların tüketim çılgınlığıdır. internet, oyunlar, bilgisayar, cep telefonu, playstation, psp, xbox ve akla hayale gelmeyecek çeşit oyuncak. ulan biz örümcek adamı izlemek için kıçımızı yırtarken geçen dükkana bir çocuk geldi kolunda bir örümcek adam oyuncağı ağ fırlatıyor yahu.

    şimdi sen kibrit kutuların üzerindeki kağıtla veya sokaktan topladığın gazoz kapağı ile oyunlar icat etmiş bir nesile üye isen bugünkü tüketim manyaklığını gördüğünde geçmişini tabiki hatırlayacaksın.
  • başlığı görünce duygulandım.yoksulluk bence insana bağşedilen yüce bir değerdir.herşeyi sorgulatır,maneviyatı çok yukarlardadır,samimidir,yaptığın şeydeki tadı zevkin doruğundadır,hayatla,insanla,inancınla,nefsinle,kalbinle ilişkin çok manalı-anlamlıdır.hele sobada kaynayan suyla duş almak(yıkanmak-çimmek) yokmu? arkadaşının evine ateri oynamakiçin gidicekkentopuktan yırtık çorabının olduğu aklına gelip caymak yokmu,mahalle maçlarında,misket turnuvalarında,tasolarda yaşanılan ve çok değerli heyecan yokmu işte beni benden alan faktörler.iyiki fakir doğmuşum be sözlük ne mutlu fakirim diyene.iyi dersler arkadaşlar sağol.haa bide şunucilalıyımda ayıpolmasın: niçe diyori yokluk büyük varlıktır azizim yeter ki farkedebilesin.
  • yıllar sonra bile hatırlandıgında her daim iç sızlatacak unutulmazlardır.
    ben çocukken bir ara ekonomik krize girmiştik ki, benim harçlıklara yansıması fena olmuştu bu durumun.
    çocukken en büyük zevkim boyalı kalemlerdi. çok severdim. sınıftaki bir elemanı çok sevmemin nedeni güzel boyalara sahip olması, çok sevmememin nedeni ise yine güzel boyalara sahip olmasıydı. anlayacagınız boya benim için bir statü şeysiysi. bende sahip olmalıydım ama nasıl?
    bir hafta belki daha fazla harçlık biriktirdim. okul da simit yemedim, gazoz içmedim. bir haftanın sonunda beğendiğim boyaları almak için arkadaşımla okulun yanındaki kırtasiyeciye gittik. ben heyecanla işaret ettim "bunlar işte!!!" diye. adam hemen çıkardı ve ekledi "5000 lira". ben elimi cebime attım, evden gelinceye kadar on kere saymıştım paramı ki tam 5000 liraydı. parayı büyük bir sevinçle uzattım ama satıcı "bu 4000 lira" dedi. geri verdi parayı. o kadar çok saymaktan düşürmüştüm 1000 lirasını ki, moralim çok bozuldu. yanımdaki arkadaşım , uzun zamandır para biriktirdiğimi bilen arkadaşım "ben alayım o zaman boyaları" dedi ve aldı. benim moralim iki kat bozuldu ki, o andan sonra kızla bir daha hiç biryere gitmedim.
    sonuç olarak,kim demiş çocuklar kapitalist olmaz diye be, kapitalizm çocukken empoze ediliyor. bir ömür boyu da katmerleniyor.
    koca adam oldum da hatırladıkça için sızlar, birinin yoklugundan kendine çıkar saglayan insanların var oldugu bir toplumda yaşamak, can yakıcı azizim.
  • bu öyle bir içselleştirmeye dönüşüyor ki gün gelip paraya kıyıp da çok heveslendiğin bir şey alınca böyle bir iç sıkıntısı, pişmanlık hissi... sanırım böyle böyle mutluluğu kendimize fazla olarak görmeye başlıyoruz. biz de "millet olarak acıyı seviyoruz" hikayesi var ya; işte bu hisle bir alakası da olmalı diye düşünüyorum. bi araştırmak lazım.
  • yoksul değildik ama harcamalarımızda dikkatli olmamız gerekiyordu.

    bakırköy'de carousel'de toys r us'a (o zaman "toytaras" derdim) gider; özellikle akülü araba, yakıt pompası ve oyun evi kocaman oyuncakları isterdim. fakat her seferinde hemen hiçbir şey almadan çıkardık toytaras'tan.

    şimdi diyorum; eğer bir çocuğum olursa hangi oyuncağı isterse alayım. boğazımdan kısmam gerekse de. içinde uhde kalmasın, ne istiyorsa, nasıl istiyorsa oynasın. çünkü büyüyünce erişse bile kıymeti olmuyor.
  • tabakta yemek bırakmamak, bırakamamak.
  • -üzeyir amca ekmek geldi mi? 150 gram peynir.

    her sabah bakkalda tekrarlanan diyalog başlatıcı. unutulmazlardandır örneğin.

    üzeyir amca'nın peynir tadı da damağımda. kireç gibi ama lezzetli.

    sen oradayken başka müşteri gelir. komşundur zaten o da. (paraları var onların. ya da onların annesi ev almak için para biriktirmiyor, babasının bıraktığı parayı rahat rahat harcıyorlar.)
    -üzeyir amca salam alıcam 250 gram.

    beyninden vurulmuşa dönüyorsun. dolaptan çıkıyor kalınca gövdeli salam. kesiyor koca bıçağıyla üzeyir amca. markasını bile bilmediğin, ne eti olduğu belirsiz salama bakıp tadını tahmine çalışıyorsun.

    ülker çikolata var tahta raflarında üzeyir bakkal'ın.
    sen onu ancak bayram harçlıklarınla alabilirsin. şimdilik belki bir çokomel. ekmek ve peynirinle eve doğru. köşesi mutlaka koparılır. abi evde. her kahvaltımızın sevimsiz konukları peynir ve reçel için şarkı besteliyor.

    çocukken ne çok yürürdük. sağlıklı yaşamak için değil. minibüs parası yok.
    hiç değilse çizme olsaydı? yürürken çamur olmazdı külotlu çoraplarım.

    neyse, bunu başka bir gün anlatırım.
  • bir çikolatalı gofretin tadının nasıl mükemmel olabildiğini bilmektir.