şükela:  tümü | bugün
  • turgut uyar şiiri.

    güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan
    dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar

    dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan
    kürdistan'da ve muş - tatvan yolunda bir yer kanar

    muş - tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsan
    eşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar

    sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsan
    portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar

    bir yolda el ele gideriz, o yolda bir gün usanırsan
    padişahlar ve muşlar kanar, darülbedayiler kanar

    muş - tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne ki
    orada her zaman otlar otlar ergenlikler kanar

    el ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen
    benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar
  • bazı yollar(ol’mak için çıkılan yollar) yok’uşa çıkar.

    küçükken gördüğüm rüyaların yarısında -sisifos misali çıktıkça yeniden düştüğüm- yokuş çıkardım.
    diğer yarısında da ellerim kollarım tutulmuş bana vuran kişiye vurmaya çalışır vuramazdım.
    uyanınca, ellerimi bacaklarımı rüyamdaki gibi tutulmuş mu diye kontrol ederdim.
    uyurken, rüyalarımda hep çaresizdim. uyanıkken daha çok.

    gözümü açtığım yer güneşe bakmazdı. griye çalardı hep gün.
    sessiz olmalı, mümkün olduğunca az şey yapmalı.
    bazen sadece var olmak bile yetiyordu bedenimde oluşacak morluklara.
    korkuyordum ama kabullenmiştim. kendimce yorumlar yapıyor, hak ettiğimi düşünüyordum sonunda.
    kimse dokunmasa moraran yerlerime aklıma bile gelmiyordu zaten.

    dünya böyle bir yer. güvenli değil.
    seni bu dünyada en çok seven, en çok sevdiğin insanlar herkesten çok canını acıtabiliyor.

    her neyse. hiçbir önemi yok artık. eskisi kadar duygu uyandırmıyor anılar.
    unutmanın tanımı bu benim için.
    ama kendime yamadığım dikenlerim var.
    dikenlerimi sivrileştiren böyle ağırlığınca anım var.
    dikenler arttıkça gül olmaktan çıkıp kirpiye dönüşüyorsun.
    kim dokunsa dokunana batıyorsun, kendine batıyorsun.
    kanıyorsun.
    daha az acı çekmek için hep uzakta duruyorsun.
    dikenlerin izin verdiği mesafede.

    yokuşa çıkan yolun eteğinde dolanıp duruyorsun.
  • "el ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen
    benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar"

    hiç tanımadığım görmediğim insan turgut uyar...

    kendisi iyi ki var.
  • http://i41.tinypic.com/24v3zag.jpg

    (haziran 2013, taksim'deki fransız konsolosluğun duvarı)
  • ağırdır. sen insanoğlu binlerce yıl kanar, ağlar, kusar, bütün zehirleri atamazsın zihninden, kolektif bilincinden; anlatamazsın derdini. uyar anlatır.
  • turgut uyar'ın aynı isimli şiirinden yola çıkarak yayın hayatına atılan dergi. gülün aslında dikenleriyle barışık olması gerektiğine inananların bu filize cansuyu vermeleri dileğiyle beklemekteyiz elbette ki. muş-tatvan yolundan geçen herkesin otuz üç kurşun, açık atlas ve yokuş yol'a şiirlerinden sonra bu dergiyi de anmaları ne güzel olurdu halbuki.
  • ''güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan
    dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar

    dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan
    kürdistan'da ve muş - tatvan yolunda bir yer kanar''

    şu dizelerin anlamı üzerine bir saniye bile düşünmeden (hoş düşünse ne olcak. kendisi insan görünümlü faşobaz .) bir saniye kafa yormadan oradaki kürdistan sözcüğüne takılıp kalmış faşobaz ları görmemizi sağlamış turgut uyar şahanesi.

    ama şu dizeleri alıp başkalarına sevgi kelebeği modunda yavşamayı bilirsin

    ''el ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen
    benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar''

    yok arkadaşım yok. gezi'ye, sivas'a, maraş'a gelince aydınsın, hümanistsin, entelsin falan ama ne zaman içinde kürtlükle ilgili bir şey duysan içindeki küçük faşist hortluyor. bir metnin, bir dizenin, bir cümlenin anlamını çözmeye bile acizsin. senden böyle meseleleri anlamanı bekleyende kabahat. ben sizlerden umudumu kestim. ne tarih, ne felsefe, ne sosyoloji biliyorsun, okumuyor, merak etimyorsun, ama her ortamda bildiğin iki felsefik cümleyi, iki politik çözümlemeyi, iki kitap bir film adını sayıklamaktan geri kalmıyorsun. berhavasın kardeşim, ziyan ve zararsın. turgut uyar'dan çek elini bari be faşobaz
  • fuat saka söyler..biz dinleriz..

    muş ovası dümdüz yemyeşil bir ovadır..baharda toprak canlanır. karıncalar ortaya çıkar..yeşilin içinden bir başka yeşil fışkırır. gelincikler sarar ovayı..tatvan'dan muş'a giden yol da düzdür. düzlükte gezinen besili atlar vardır..ucu bucağı görünmeyen deniz mi yoksa ova mı verelim deseler ovayı tercih ederim. ben o ovaya dağınık şekilde kerpiçten köy evleri kuzular serpiştiririm..ovadan yeni pişmiş tandır ekmek kokuları yayarım..işte böyle bir yol ve ova üzerinden ister yaya ister arabayla tıngır mıngır giderken okurum ben bu güzel şiiri..şiir barut kokar şiir çiçek kokar şiir hayata dairdir.

    yolda önümü eşkıyalar keserse onlara ne veririm diye ürkekçe düşünürüm. belki anlarlar benden zarar gelmeyeceğini..malan barkır'ı ıslıkla çalarak devam ederim..yol üzerinde ki köylerden birinin bahçesinde küçük bir çocuğu annesi bağır çağır leğenin içinde harlı suyla yıkıyordur belki ha..ağlayınca kafasına tasla vuruyordur falan..gülümserim yoluma devam ederim..yer yer yeşilliklerden yer yer tozlu yoldan yürürüm. çimenlere basınca "dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan" diye geçiririm içimden..bahar ayında yürüyorsam belki bir meyve ağacına denk gelirim. " portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar" dizesinden oturur bir tütün sarar gelip geçen arabaları izlerim. kendi kendime konuşurum..hayalim de ki yari düşünürüm..yoktur öyle biri ama var gibi düşünürüm..olsaydın da birlikte yürüseydik bu yolu diye içlenirim..yokluğuna bir of çekerek son dizeleri okur giderim..
    "el ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen
    benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar"
  • artık dergisi de var. şiirden yola çıktıysa demek.
    (bkz: http://yokusyola.com/)