şükela:  tümü | bugün
122 entry daha
  • bilet parasını üstteki arkadaşa verelim. gitmiş kadar olduk.
  • 7 yıl sonra şener şen'in sinemaya dönüş yaptığı film. genel itibariyle güzel bir film olmasına rağmen 7 yıllık aradan sonra daha iyi, efsane bir film bekliyordum. maalesef yol ayrımı, eşkıya, muhsin bey gibi efsane bir film olamayacak.

    --- spoiler ---

    belki sinemada bir tekniktir bilemiyorum ama iç mekan çekimler hep loş ortamda çekilmiş ve bu izlerken beni çok yordu. oyuncunun yüzünü seçeceğim diye kör oldum, içim daraldı.

    --- spoiler ---
  • konusu guzel, islenisi guzel, biraz duragan ama asla sikmayan veeee rutkay aziz'li olanlari en keyifli sahneleri olan film. ayrica ne yalan diyeyim, ruhsar öcal yerine sermin hürmeriç'i aradi gozlerim.
  • henüz filmi izlememiş dostlara tavsiyem, borges'in anlar şiirini filmden önce mutlaka okumalarıdır.
    şener şen,rutkay aziz,nihal yalçın...
    orhan veli,hasan ali toptaş...
    allah şener şen'e de yavuz turgul'a da uzun ömür versin.
  • klişeler klişesi bir senaryo, hiçbir yere varmayan konuşmalar ve bitmek bilmeyen, yine de hiçbir şey anlatmayan uzun sahnelerle bezenmiş vasat altı bir film.

    bu filmde emeği geçenlere sesleniyorum: kardeşim azıcık şu küçük dünyalarınızdan çıkın da bir bakın dünyada neler oluyor. yönetmenler ve oyuncular hangi akımların peşinden koşuyor, bu sektörde son on yılda neler olmuş? arjantin'deki yeni nesil yönetmenler neler yapıyor, iran sinemasının geldiği son durum ne, ispanya'da millet neler deniyor, daha bunun fransası rusyası var... biraz kafanızı kumun altından çıkarın da beyninize oksijen gitsin. 2017 yılında yaptığınız filme bak, verdiğiniz kör göze parmak demodeler demodesi alt metne bak mına koyim ya. zalim patron-gariban işçi klişesinin ekmeğini yiye yiye bi bitiremediniz. cidden aklınıza gelen yeni hiçbir şey mi yok? insanda biraz utanma olur. süresi de 2,5 saat... pes!

    kısacası dostlarım, sinemada izlemeye değmez. zaten 2-3 ay sonra pazar akşamı tv8'de yayınlanır, reklam aralarında şöyle bi bakarsınız. o da genel kültür olsun diye. buralarda bu filmi öven herkesin de... neyse.
  • --- spoiler ---
    vicdan arapçada vecede kökünden gelir içinde bulunan demek kendileri insanın içinde bulunan demek. bunun üstüne kurulu bir hikaye, acımasız bir patron bir kırılma anı ile bir araba kazası sonucu ölümden dönmesiyle işte içinde bulunan bu vicdan ayyuka çıkacaktır ve film boyunca onun peşinden koşacaktır. yani kahramanımız mazha bey ve antogonistimiz ise yine mazhar beyin kendisi, bolca yeni hayat göndermelerinin içinde bulunduğumuz filmde mazhar bey bu yeni hayatında geçmiş günahların telafisi için bulduğu çözümün peşinden koşup durmaktadır.
    yeni hayat göndermeleri basitti olmamış ikinci göze çok sokulan şey ise bisiklet ama onu güzel yedirmişler hikayeye en başından beri vardır bisiklet takıntısı mazhar beyin travma öncesi ona nefreti vardır iş yerindeki bisikletli çalışanı istemez yolda ne zaman bisikletli biri görse gözlerini alamaz travma sonrası ise bu nefret bir özleme dönüşür tekrar oraya dönmek isteyen bir mazhar bey vardır belki de her şeyi onun için yapar hisselerinin tamamını o bisiklete yatırır mal varlığını o bisikleti almak için harcar ve sonunda kavuşur da bisikletine
    filmde diğer dikkat çeken şey ise mazhar bey dışındaki herkes tam bir klişe sanki arebesk filmine gönderme yapıyor yavuz turgul hele kötü anne karekteri yeşilçamın tüm kötü adam klişelerini döküyo ortaya
    neyse kötü çok şey varda yavuz turgul filmini bir kere izleyip hemen bu kadar eleştirmemek gerek.
    şener şen tabi ki çok iyi izlettiriyor kendini başlarda o soğuk havası bunaltıyo ama sonra biraz daha yeşillik serpiştiryo. neyse izleyin filmi bir yavuz turgul filmini izlememek ayıptır günahtır yakşamlar
    --- spoiler ---
  • yavuz turgul sadece şener şen için rol yazmıyor anlaşılan. mazhar'ın galatasaray lisesinden arkadaşı bohem ve şiir sevdalısı altan karakteri rutkay aziz için yazılmış gibi. müthiş bir performansla oynuyor her iki usta da.
  • filme ve (bkz: rutkay aziz) e sallayanlara aldırış etmeden gidin ustaları gönül gözüyle ve büyük bir keyifle izleyin. şiddetli tavsiyedir.
  • açılın ağır konuşacağım:

    öncelikle notum: 3 / 10. ayrıca muhsin bey en çok beğendiğim türk filmi olabilir (belki şimdi izlesem o kadar sevmem diye düşünüyorum bu filmden sonra, orası ayrı).

    --- spoiler ---

    - eğer yıl 2017 değil de 1957 olsaydı, bu konuların çok daha iyi işlendiği binlerce film yapılmamış olsaydı, 1941 yapımı citizen kane'i hiç izlememiş ve rosebud araklamasını (gönderme değil maalesef) hiç bilmemiş gibi yine de beğenebilirdim belki.
    - kaza sahneleri, mahalledeki çatışma sahnesi, ödül töreni vb. uzayan bir liste yapabilirim; hepsi o kadar sahte ve amatörce çekilmiş ki başkası adına utandım. (bkz: başkaları adına utanmak)
    - nasıl bir lens kullanımı varsa artık, dandik türk dizisi izliyormuşum gibi hissettim film boyunca.
    - film ortalama zeka altı insanlar için yazılmış herhalde çünkü her şeyin uzun uzun açıklanması izleyiciyi aptal yerine koymaktan başka bir şey değil.
    - semboller, ah o semboller: bisiklet, kolye, yeni hayat... sen citizen kane misin, the maltese falcon musun? olmuyor, olamıyor.
    - hele o tablolar...
    - volvo çok güvenli araç. tamam.
    - sinema ile tiyatro farklı şeylerdir. birinin bunu yavuz turgul başta olmak üzere oyunculara söylemesi gerek.
    - aile de olmamış. bu insanlar şimdiye kadar hiçbir şey konuşmamış da birdenbire mi her şey konuşuldu?
    - kimse babasıyla konuşurken saat 14'te buluşalım demez, hatta kimse saat 14 demez.
    - alkol problemi olan biri nedense iyi aile çocuğu izlenimi bıraktı bende.
    - kendisinden 2 yaş büyük kadını anne rolünde oynatmak izleyiciyi aptal yerine koymaktan başka bir şey değil.
    - anne rolündeki kadın çok kötü oynuyor. türk dizisi zengin ve kötü annesi olmuş tam.
    - besim karakterinin sinirlendiği sahne hiç inandırıcı değil, bir insan bu kadar sinirlenip bağırıp sonra hiçbir şey olmamış gibi fazla gittim demez. dese bile sesi, eli titrer. daha gerçekçi olur.
    - rutkay aziz, sen koca bir gereksizsin azizim. bir insan hep aynı karakteri oynamasından ölüm sahnesinin dandikliğine hiçbir şeyini sevmedim bu karakterin.
    - nur'un gemisi dünyanın en itici yeri olabilir herhalde. birden ayşecik çıkacak ve herkes hayat sevince güzel şarkısını söylerek dans edecekler sandım, öyle olmadı ama yine de dans ettiler, etmez olaydılar.
    bkz: https://www.youtube.com/watch?v=khpolb_zfew
    - kör adem, satılmış doktor, hakim aşırı inandırıcılıktan uzak, kötü yaratılmış karakterler.
    - filmde solculara, kürtlere, alevilere bir selam çakılmış ama konuyla pek alakası yok. derinlik de yok. olmamış.
    - filmin nerede durduğu belli değil, aslında filmle verilmek istenen mesaj da net değil. eğer parayı boşver, eşitliğe bak ise, neden bana besim karakterinin söyledikleri daha mantıklı geldi? bir şirketin çalışanları illa hissedar olmak ve yönetimde söz sahibi olmak zorunda mıdır? meritokrasi neden kötüdür? bunu yapıp çalışma koşullarını iyileştirince şirket daha sağlıklı finansallara sahip olacaksa aslında işçilere iyilik mi kötülük mü yapılmış olunur? kısacası ucuz fakir edebiyatı, geçiniz. kalitelisine canımız feda. (bkz: ladri di biciclette)
    - bu filmi izledikten sonra the irishman'i heyacanla beklemiyorum artık. kurtların kocayınca kuzulara maskara olması nedensiz değildir belki de. umarım yanılırım.
    - bu laflarım da şener şen'e:
    - kimse normal hayatta o şekilde türkçe konuşmaz.
    - 7 yıl beklediğin senaryo bu muydu?
    - sanırım normal yürümen bu şekilde ama hiç normal durmuyor. eğer robot gibi yürümek oyunculuksa, maalesef hiç olmamış.
    - nuri bilge ceylan filmlerini neden beğenmediğini şimdi çok iyi anlayabiliyorum.
    - yine de seni seviyorum ve her filmini izlerim. ama bu olmadı. 3 puanın biri sen, biri nihal yalçın, biri de mahcup için.

    --- spoiler ---
  • kamu spotundan hallice bir film, çok kötü bir senaryo, doğallıktan ve samimiyetten uzak abartılı oyunculuklar
225 entry daha