şükela:  tümü | bugün
  • nazan bekiroğlu'nun, asya ve ortadoğu gezi notlarından ve denemelerinden oluşan yeni deneme kitabıdır. önceki eserlerini okuyanlar ve üslubunu sevenler için güzel bir kitap. nedense bana cümle kapısı kadar güzel gelmese de cemil meriç hakkında yazısı için bile okumaya değer.
  • ismine bakıp, "yolda okurum ben bunu" diye aldığım kitap. ama ilk yazısının ilk cümlesiyle bile "yolculuk kitabı" olmaktan daha fazlası olduğunu gösterdi.

    --- spoiler ---
    biçimlerin en kıdemlisidir nokta, en yetkini. hemen bütün disiplinlerde her şey noktayla başlayıp noktayla biterken, geleneğin noktaya gösterdiği itibar da bir özetler silsilesine gelip dayanır: "evrenin özeti kur'an'da, onun özeti başındaki fatiha'da, onun özeti başındaki besmele'de, onun özeti başındaki ba'da, onun da özeti altındaki noktadadır."
    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    çünkü aşk, güzellik karşısında ilgisiz kalamama halidir.

    --- spoiler ---
  • be'nin noktası, şeb-i yelda, yol hali gibi bölümlerden oluşan en az mavi lale ve mor mürekkep kadar zevkle ve severek okunan nazan bekiroğlu kitabı.

    '' bir aynada seyrettim âlemin cümlesini. aynam nokta sırrım nokta. umduğum kadar büyük değilmiş, dünya nokta ben nokta.''

    ''bütün hadler berhava. bütün bilimsel tanımlar infilâkta. iç, eğer artık kabına sığmıyorsa, hacim kütleyi taşımıyor, ten canını saklamıyorsa. artık ne söylese safiye, kendisi.''

    ''ama dostum siz dünyanın cennet olmasını istiyorsunuz. doğru. çünkü aslen oralıyım. yoksa böyle acı çekmezdim.''

    ''dersim çayı dert akıyor. dayanamayıp ters akıyor. cennetten çıkmanın bedeli bir çölden geçmek. ikimiz de ruhunda, bedeninde yanık izleriyle geliyoruz birbirimize. hiçbirimiz yekdiğerinden daha masum değil. herkes payına düşeni çoktan ödemiş oluyor.''
  • ismiyle müsemma olsun diye uzun bir yolculukta okumaya başladığım, ama bildiğimiz yol halinden değil de evvelden ezele olan yolculuktaki yol halinden bahsediyor olduğunu daha ilk yazıda anlayıverdiğim nazan bekiroğlu kitabı. tüm nazan bekiroğlu kitapları gibi, bir cümleyle can evimden vuran, ruhumdaki unuttuğum yerleri yeniden hatırlatmış, beni nicedir uzak düşmüş olduğum ben'e yaklaştıran kitap. an'ı değerli kılan, adeta sonsuzlaştıran kitap. gözyaşlarımı bir gece vakti tüm yolcularının uyuduğu bir otobüsün camının kenarına sızdıran kitap.
  • ilk çıktığında aldığım bir kısmını okuduktan sonra araya giren başka kitaplar sebebiyle bir köşede unuttuğum kitap. ta ki tatile giderken kitaplığa bakıp "tatilde ne okusam?" soruma yanıt oluncaya kadar. en baştan başlayıp son sayfasına kadar büyük bir zevkle okudum. samimi bir üslüp, güzel benzetmeler ve akılda kalan, insanın içine işleyen cümleler... en son cümle kapısında damağımda kalan tadı tekrar hatırladım. tiflis'ten, yezd'e, truva'dan, kudüs'e, mısır'dan trabzon'a uzanan yol ve yolculuk hikayeleri.. meznuniyet, nehirler, cemil meriç, dostoyevski v.s. konularda göremediğim ayrıntıları gördüm. bir kısmını da yolda okuduğumdan benim için de bir nevi yol hali olan kitap olmuştur. kısaca okuyun, okutun.
  • altını çizdiğim çok satır var bu kitapta, ama en can yakanı
    " bir şeyin son kez olduğunu bilmek yakıcı bir bilgidir."
  • leyla ile mecnun'un 37. bölümünde sedef'in odasındaki raftaki kitaplardan biri. ikinci izleyişimde farkettiğim bu detayla hem leyla ile mecnun'a ve senaristi burak aksak'a hem de yol hali ve yazarı nazan bekiroğlu'na sevgim katbekat arttı.
  • herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, elde kalem bulundurarak okunması gereken kitap.