• fernando pessoa yitirmek ülkeleri diye ifade eder bunu ... (cevat çapan çevirisi ile)

    yola çıkmak! yitirmek ülkeleri!
    bir başkası olmak süresiz,
    yalnız görmek için yaşamaktır
    köksüz bir ruhu olmak!

    kimseye ait olmamak, kendime bile!
    durmadan gitmek, sonu olmayan
    bir yokluğun peşinde
    ve ona ulaşma isteği içinde!

    böyle yola çıkmaktır yolculuk.
    ama ben açık bir yol düşünden öte,
    bir şeye gerek duymuyorum yolculuğumda.
    gerisi sadece gök ve toprak.
  • bir yerlere varmak için bir şeyleri geride bırakmayı göze alabilmektir. sonra dönmeyi belki de, döndüğünde bıraktığını olduğu yerde bulamamayı da...
  • "yola çıkmak... kuzeyden esen ilk güçlü rüzgar, açık denizlerin özlemiyle doldurmuştur seni. yarısı içilmiş sigarayı küllüğe bastırırsın. kadehleri boşaltır, bunca yılın artıklarını çöpe atarsın. alelacele paketlersin anıları, renklilerle beyazları, yaşanmışla yaşanmamışı, mercan bir kolyenin kırmızısını katarsın çok eski bir günbatımınınkine, gecenin karasını dantellere sararsın. fırlatıp atarsın cebindeki fazlalıkları, can çekişen balıklarla dolu ağları denize dökercesine... bir anda vaz geçersin seni sen yapandan, bunca nesneden yalnızlığını çevreleyen. en sonunda, gerçek bir savaşa gidercesine, cesur bir bakışla vedalaşırsın. her şeyle ve aynadaki yüzünle...
    neden gittiğini bilmezsin. gidersin yalnızca. derin bir soluk alır, büyük, kocaman, görünmez kapıdan dışarı çıkarsın ve sanki dünya da seninle birlikte çıkar. hiçbir şey çağırmamıştır seni, ne bir ses, ne de bir sessizlik. dönüp bakarsın, sıcacık yatağında uyuyan bir bebek gibi arkanda bıraktığın mutsuzluğuna... bir başlangıçtan diğerine, zamanda geriye kayar gider bakışın ve sanki o da sana bir daha dönmeyecektir. ne çok şey öğrenmek ve unutmak, ne çok şey biriktirmek ve yitirmek zorunda kalmışsındır bu tek adımı atabilmek için. üç, en fazla dört yaşındayken ayakkabılarını bağlamayı öğrenmişsindir annenden sözgelimi, bir adımı ötekinin önüne koymayı, beklemeyi, kadın olmayı, ölmeye hazırlanan kediler gibi iz bırakmadan gitmeyi, silinmeyi... tek bir dalın çiçeklenmesi için nasıl sabırla biriktirirse ağaçlar gün ışığını, yağmur damlalarını, binlerce tohumun sessiz patlayışını, öyle biriktirmişsindir bunca yılı, yaşantıyı, vedayı... diğerlerinden farkı olmayan bu geceye çıkmak için. ama hiçbir şey çağırmaz seni. durdurmaz da..."

    aslı erdoğan, 'hayatın sessizliğinde', türkiye iş bankası kültür yayınları, istanbul, 2005, s. 23-24.