şükela:  tümü | bugün
  • önemli olan yolda para bulmak değil, kaç para bulduğun :)

    edit : "başlık başa kalmış". yeni yazar oldum, çaylakken girmiştim bu entry'i. hep bu lafı demek istemiştim kısmet bugüneymiş*
  • cuma gunu kitap fuarında başıma gelmiş olay. az buz da değil 100 tl buldum. düşündüm ne yapsam ne yapsam diye, işi gücü birakip parasız ergenleri takip ettim, muhabbetlerini dinledim. kitabi begenip pahali diye yerine birakanlara aldim kitaplari. hızımı alamadim bi o kadar da kendim harcamışım.
    80 lira zararla döndüm eve. siz siz olun, bulmayin para mara.
  • 5 tl'ye kadar tenezzül etmediğim, fazlası meblalarda ters takla ya da parendaya kadar vardığım durumdur.
  • çocukluk dönemlerimde bulduğum hatta aldığım da olmuştur. ama artık miktar sınırı olmaksızın almama taraftarıyım. en son 4-5 sene önce üsküdar kuruçeşme çağrı market önünden geçerken hafif bir rüzgar vardı. yukarıdan 200 tl yerde yuvarlana yuvarlana yanımdan geçti. eğilip aldım ve çağrı market güvenliğine verdim soran olursa verirsiniz diye. ona bile pişman oldum neden eğilip aldım diye. kendimce yerdeki paranın yer değiştirmemesi, olduğu yerde kalması gerektiği gibi bir düşüncem var.
  • en son kurban bayramında bira almak için markete giderken yerde 50 tl gördüm, hemen az ileride ki bayram bebelerinden birini çağırdım "gel len bak burda bişiy var" diye. geldi aldı çocuum nasılda sevindi "abi tişikkirlir" fln. naapsaydım yani zaten bayram günü içiyoruz. bari extra yazmasın dimi. (ulen bende inanıyor muyum, ateist miyim, deist miyim, gök tengriye mi inanıyorum bilmiyorum. her bir şeyim ayarsız. sevmelerim bile)
  • çocukken bazen allah'ın bir hediyesi olarak görülebilecek olay. çok fakir bir çocukluk geçirdim. bakkaldan çikolata neyim almayı bırak, hayatımda tatmadığım onca şey vardı. zengin çocuklarından görüyorum cornetto muymuş neymiş, canım nasıl çekiyor. insan dışarda bari yemez allahsızlar. bize annem hep buzparmak alırdı. birkaç kez paraya kıyıp max da almıştı. yine bunlar da güzel aslında ama insan özeniyor işte. ne yaparsın... sen kornetto o buz parmak yese o zengin olduğu için, bu defa belki de buzparmak'a özeneceğiz. neyse efendim biz fakirlerin arkadaş grubu ayrı, zengin veletlerinki ayrıydı. biz plastik topla futbol oynarken onlar dikişli mikasa marka topla oynuyorlardı. arada bizi de oynatıyorlar falan... işte yine öyle bir zaman biz iki fakir, beş zengin piçine karşı takım olduk. bilmiyorum artık hani o meşhur ezilmişliğin patlaması mıdır nedir, çanakkale geçilmez'i oynadık arkadaşla,hayatta ilk defa bir konuda kazanacak, ilk defa bir konuda onlardan üstün olacaktık. bunun verdiği azimle 3-0, 4-0 derken 5-0 yaptık skoru. başlarda size avans verdik diyen çocuklar, biz skoru artırınca morardıkça morardı. en sonunda dayanamayıp kavga çıkardılar. içlerinden iri yarı olan bana çelme taktı, ikimiz birden düştük, derken diğerleri ne biçim giriyon len deyip bize diklendiler. bu sırada sesleri duyan çocuğun babası evlerinden fırladı. zengin piçi babasına benim tekme attığımı söyledi, diğerleri de onu destekledi. benim arkadaş korktuğundan çoktan toz olmuştu. adam kulağımdan tuttuğuyla bizimkilere götürdü. ben uğradığım haksızlığın şokuyla konuşamıyordum, gözyaşlarına boğulmuştum, her şey bir anda olmuştu, biz sana böyle mi terbiye verdik deyip bir de üstüne annemden dayak yemiştim. ben kaçtım hemen evden, şu yaşa geldim kendimi hiç bir zaman o kadar kimsesiz, çaresiz ve güçsüz hissetmedim. bir kayanın başına oturdum - tabi o zamanlar her yer beton değil bir kaya vardı boş bir arazide - hıçkıra hıçkıra ağlıyorum, bir yandan rüzgar esiyor toz toprak güz ayları işte, yağmur yağacak belli. neyse efendim ortalık zaten çöp ama rüzgar her şeyi nasıl da sürüklüyor. bakın koca arazi diyorum, rüzgar ayağıma yeşil bir kağıt parçası yapıştırdı. gözlerime inanamadım. bildiğin çizgi filmlerdeki gibi gözümü ovuşturdum. elime aldım bu yeşil kağıt parçasını, o zamanın en büyük banknotu : 20 milyon lira öyle 50 milyon liralık banknot daha yok, yanlış anımsamıyorsam. ulan neler alınırdı buna, sevinçten çılgına dönmüştüm. ister inanın ister inanmayın paranın sahibini aramak aklımın ucundan bile geçmedi. o parayı bana teselli olarak allah'ın gönderdiğine inanıyordum. malum o dönem sır kapısı falan var, öyle bir olay olduğuna o denli inanmışım. hemen gittim bir kornetto aldım, ulan arkadaş bu kardeşiniz büyüyünce ne magnum' lar ne kebaplar yedi o kornetto'daki lezzeti hiç bir şeyde bulamadı. bugün bile kuruşu kuruşuna, ne aldığımı hatta kaç lira verdim, kaç lira para üstü aldım anımsarım. ama fazla uzatmayalım, gittim çarşıda hep önünden geçtiğim oyuncakçıya, çocukluk işte, parası olanlar böyle davranır sanardım : "ver bakalım şu sarı kırmızı mikasa topu." dedim. adamın tavrıma sinirlenişini çok iyi anımsıyorum, o zamanlar anlam verememiştim. neyse efendim topu da aldıktan sonra paranın geri kalanını güzelce ezdim. topumu alıp kasıla kasıla mahalleye girdim, minibüs almış çiçek abbas edasındaydım, şakirler ağzı açık bana bakıyordu. bizim fakir grubu toplandı. topa bakıyoruz ama millet hayatında ilk kez top görmüş gibi bakıyor. yalanı yok bir beş dakika toptan gözümüzü almadan bakmışısızdır süt kardeşler'deki elmasa baktıkları gibi. derken en son bu hipnozu ben bozdum. başladık oynamaya. hafif sert vuran olsa topa, "yavaş vurun oğlum, top eskiyecek." diye bağırıyordum. hiç unutmam o andaki zengin piçlerinin donakalıp bizi seyredişlerini. tabi evdekilere çaktırmamam lazım. o yüzden kömürlüğe kilitliyorduk topu.

    işte o parayı aziz dostlar allah'ın bir hediyesi sanıyordum. belki gerçekten de öyleydi.

    (bkz: bu da böyle bir anımdır)
  • tam iki sene once asgari ucretli bekcilik yapan bir arkadasim, kameralarin da olmadigi bir yerde tam 500 bin lira buldu. paranin sahibi bayindir hastanesi'nde unlu bir beyin cerrahi. adam arabasinin ustunde canta icine hepsi 200'luk banknotlar halinde unutup evine gitmis. o canta aksama kadar durunca bu cocuk farkedip kapiyi caliyor, bu canta sizin sanirim diye. herif acip tek tek saymis cocugun yaninda. 500 binin eksiksiz oldugunu gorunce tesekkurler diyip kapiyi yuzune kapamis.
  • tartışmasız ki bulanın almaya ve kullanmaya hakkı vardır. üzerine manevi ajitasyon zırvalamanın lüzumu yoktur.
  • artık kimsenin para düşürmediğini düşündüğüm için gerçekleşemeyen durumdur.
    küçükken çok bulurdum acaba yere daha yakın olduğum içinmiydi bilemiyorum.