şükela:  tümü | bugün
  • burada anlatılanlar tamamen gerçektir. kişi ve kurumları aşağılayıcı, niteleyici bilgiler verilmeyecektir. olayın tamamen içinde olan yeni bir daire başkanı tarafından bizzat kendi anlattıkları aksedilecektir.

    ülkemizdeki üniversitelerin bir tanesinin yemek ihalesi düzenlenecektir. olay 6 7 yıl öncesine aittir. il veya ilçe içi yemek firmaları kendi aralarında anlaşarak üniversiteye günlük kişi başı yemek fiyatı olarak 7,50-7,51-7,52-7,53-7,54 gibi rakamlar vererek ve ihaleye kendi anlaştıkları firmalar dışından birisini almayarak ihalenin kendilerine yani en düşük teklif olan 7,50 yi veren firmaya kalmasını sağlamaktadırlar.

    yemekte pişirilecek ve kullanılacak her bir malzemenin fiyatının, çalıştırdıkları kişilerin maaşlarının giderlerinin v.b. her türlü bilgiyi sunmaları gerektiğinden 1 kişinin 1 öğün yemeğinin maliyeti kabak gibi ortadayken ihaleyi yapacak daire başkanın şerefsizlikleri yüzünden devlet zarara uğratılmaktaydı.

    o üniversitede 2013 yılı itibariyle ihaleyi alan firma 1 kişinin 1 öğününün ve kendi maliyetleri karlarıda dahil 4.88 gibi bir teklifle almıştır ve gerekliliklerini en iyisiyle yerine getirmiştir. bu miktardan para kazanarak hemde.

    peki ya 7.50 ile teklifi alan firma para kazanmışmıdır ? peki ya diğer ihaleye giren firmalar ? daire başkanı ?

    1 günde ortalama öğrenci ve idari personelin yiyeceği yani pişirilecek yemek sayısı bellidir. bunu yıllık olarak hesaba vurursanız. 200-300-400 bin artık üniversitenin büyüklüğüne göre değişecektir.

    4,88 olarak kazanan firmanın tüm maliyetleri 4 lira olsa ve kendisine kişi başı 0,88 gibi bir kar kaldığını hesaplasak. faraza.

    peki 7,50 ile kazanan firmanın maliyetleride 4 lira olsa ve kişi başı günlük 3,5 lira kendine kalmaktadır.

    bu rakamı 400000 ile çarptığınızda 1 milyon 400 bin lira gibi bir rakam ortaya çıkmakta. bu parayı yemeği yapan firmaya yedirmezler. diğer ihaleye giren firmalar ve başkan aralarında komisyonlarını alarak yolsuzluğun dibine dibine vurmaktadırlar. bu olay bir kaç yıl öncesine aittir ve şuan için o üniversitede yaşanmamaktadır.
  • 1 yıldır çalıştığım okulda müdür yardımcılığı yapan devlet memurudur. aslında yolsuzluğa göz yummaz, kendisi yolsuzluktur.

    etrafa caka satmayı, sürekli olarak 45 saniye önce dünyayı kurtarmış gibi dolaşmayı çok sever.

    işini adam gibi yapmaz. dahası boş zamanlarında işini yapan insanlara ve hatta öğrencilerle öğretmenlerin arasına nifak sokmaya çalışır.

    sırf ilçenin zengin ve mafya kılıklı bir ailenin çocuğu notu düşük diye sınıfta kalmasın diye, ücretli bi bayan öğretmeni tehdit eder.
    "bu çocuk bu sene sınıfta kalırsa, seni, ilkokulda okuyan kardeşini ve aileni rahat bırakmazlar" der. veli gelince, biz oğlunu geçirmek istiyoruz ama "bu öğretmen senin oğluna kafayı takmış geçirmiyor" der.

    devamsızlıktan sınıfta kalan öğrencileri, kendi yaptığı yanlışları yüzüne vuran öğretmenlere karşı doldurur.
    "devamsızlığınızı silerim ama mehmet hocanızı dövmeniz lazım" der.

    işini asla yapmaz. ay boyunca tamamı haram olan maaşını çoluğuyla çocuğuyla yer. çevresindeki bütün amirlerine, zenginlere, muktedirlere yalakalık yapmakla aslında aldığı maaşı hak ettiğini düşünür.
  • bir memurun hayatta en çok korktuğu şey stabil memuriyet hayatının sona ermesidir. çünkü geliri sabit, işi kolay, kovulma riski düşüktür. bu yüzden "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" felsefesini baş tacı yaparlar. yolsuzluk, kanunsuzluk, rüşvet vs. gibi şeyleri çokta umursamazlar. ne memurlar gördük. yüksek yerlerden gelen emirle başı derde girmesin diye imza atanlardan tutun, kendi işi görülsüncülere kadar.