şükela:  tümü | bugün
  • ilk yazacağım başlığın bu olacağını düşünmezdim ama dayanamadım.

    bu sıralar çokça karşılaştığım durum. ben genellikle üsküdar, kadıköy,maltepe ve kartal arasında bulunan biri sürekli olarak yolun ortasındaki mamalara basmış olarak buluyorum kendimi. bugün yağmurlu bir havada yaptım bunu yağmurdan erimiş, lapa haline gelmiş bir mama yığınının üstüne basınca oluşan pisliği ayakkabıdan temizlemek bir dert, çıkmayan kokusu ayrı dert.

    kadıköy'de süreyya operasının önünde güneşin tadını çıkarmak istercesine sere serpe yatan köpeğin burnunun önüne mama dökülmüştü. ya canım kardeşim belli bu canım köpeciğin karnı tok. sere serpe yerde yatıyor. maksadın nedir çok merak ediyorum mamayı burnunun önüne dökerken. burası kadıköy'ün en işlek caddesi. beş dakika sonra bu köpek kardeş buradan ince ince uzayınca senin oraya bıraktığın mama bir toz halinde pisliğe dönüşecek. bu mamalar kokuyor bir de canım kardeşim. dökmeyin bunları yola, sağa sola. duvar kenarına dök. bir kabın içine dök, yine kenara koy.

    amacınız "bak ben nasıl köpek de besliyorum, nasıl da yardımsever bir bireyim" havasını milyonlarca insan içinde göstermekse, sıradan insanlar olarak söylüyorum: çok da umrumdaydı senin şehirleşememiş, sakil, ucuz ve gösteriş meraklısı hayvan sevgin. çantanızda kedi/köpek maması, hayvanların burnuna mama dökünce çok hayvan sever oldunuz. gece dışarıda hissedilen hava -(bilmem kaç), sen sıcacık evinde kedi videosu izlerken, o hayvanın kıçı donuyor ama olsun sen burnunun ucuna içinde ne olduğu belli olmayan mamadan bıraktın ya, yeter.

    neyse çok uzattım.

    tanımda yazayım: ne yaptığı belli olmayan havyan sever gibi biri