şükela:  tümü | bugün
  • her yönde alabildiğince uzanan kocaman ağaçlarla dolu, her tarafı bir öncesiyle aynı gibi duran bir ormana, iç ya da dış nedenlerden dolayı; isteyerek ya da istemeyerek bırakıldığını düşün. ya durduğun yerde delicesine bağırırsın ya olduğun yere sinip sinirden ağlarsın ya da sistemli bir şekilde düşünüp yosunların ağaçlara göre konumuna ya da güneşin pozisyonuna bakarak yön tayin etmeye çalışırsın ve belirlediğin bu yönde ilerlemeye çalışırsın.

    ilk iki seçeneğin pratikte pek faydası olmadığını görüp (en fazla ikinci seçenekte ağlayıp açılırsın, o kadar. -teşekkürler babaanne-) en mantıklı olan üçüncü seçeneği takip ettiğini farz edelim. kendi içinde yaptığın onca muhakeme doğrultusunda seçtiğin yönün doğru olduğunu nasıl bileceksin ki? bu yön doğru olsa bile oraya ne zaman ulaşabileceğini ya da ulaşıp ulaşamayacağını hatta ve hatta sen oraya gidene kadar doğru yönün değiştiğini, orasının artık bataklık olduğunu ve doğru yönün artık başka bir tarafta olduğunu belki de hiç bilemeyeceksin.

    yolculuk esnasında kısa/orta vadede hiçbir yere varamayıp yeni bir muhakeme sonunda başka bir yöne doğru gittiğini düşünelim bu sefer. bu durumda da yeni yönünün doğru olduğunu yine nasıl bileceksin ki? kaldı ki, bu yolculuk süresince, yolda daha önce benzer bir yolculuğa çıkanların ölü bedenlerini gördüğünde ne yapacaksın peki? oturup ağlayacak mısın yoksa bu sefer bağıracak mısın? artık duyguların mantığına galebe çalıp yavaş yavaş çileden çıkıp saçma sapan şeyler mi yapmaya başlayacaksın yoksa rasyonelliğe devam edip aramaya devam mı edeceksin? tüm bunlara ek olarak, onca ilerlemeden sonra ormana ilk bırakıldığın yere dönmen de ihtimal dahilinde tabii. her şeye başa döndü değil mi? ne acı.

    peki bunca hengamede ne oldu sence? yönünü kaybettin artık. herhangi bir yönün bir başkasından daha iyi, daha tercih edilebilir olmadığı, daha makul görülmediği bir yerdesin. inanılmaz derecede çaba, emek ve istek sarf etmene rağmen, hiçbir şey başaramadın. yine ayağa kalkıp başka bir yöne gidebilirsin değil mi? yanılıyorsun. (doğru yönü bulabilmiş olsaydın bile) bu zaman zarfı içinde, sen toplamda 5 metrelik yer değiştirmiş olsan bile dünya bir önceki konumuna göre milyonlarca kilometre uzağa gitmiş olacak, zaman ise çoktan seni terk etmiş, güneş uzak bir yerlerdeki insanlar için açıyor olacak.

    yönümü kaybettim. hükümsüzdür. bulabilenlerin acilen bilgilendirmesi gerekmektedir.
  • kötü niyetsiz, ciddiyetsiz entry olarak: ağaçlara tırman!

    (bkz: the hobbit)
  • mihenk noktalarının bazılarını kaybetmek demektir, mesela giysi dolabım. birbuçuk yıldır elbise dolabımı açıp bakmadım. hep sıcaklarda yaşadım o yüzden şort tshirt yetiyordu. şimdi kış ve araya ev değişikliği falan da geldi ve ben üzerime kışın ne giyeceğimi bilmiyorum. kabanım var mı pantullar ne durumda belleri büyük gelecek mi, kışlık ayakkap falan var mı bilmiyorum. bu da mesela insana yönünü kaybettiriyor, maddi varlığım boşlukta geziyor böyle. resmi yerlere gitmem lazım takım elbisem olup olmadığını bilmediğim için randevu almıyorum. insan önce dolabını bilecek, ondan sonra kendini bilebiliyor.
  • eğer yolunuzu kaybederseniz veya doğru yolda olduğunuzdan yüzde yüz emin değilseniz durun.

    doğru yolda olduğunuzdan emin olduğunuz noktaya kadar geri gidin.

    sonra tam o yerden devam edin yürümeye.

    havalı tespit gibi. kendi hayatıma tutuyorum ışıkları. geriye gidiyorum gidiyorum. ı ı dogru yolda oldugumundan halen emin degilim. biraz daha geriye. geriye. geriye. agu. agu. üveeeeeeeeeee.