şükela:  tümü | bugün
  • anadolu kavağındaki ceneviz kalesi.
  • yoros adinin "oros" yani dag kelimesinden geldigi soyleniyor
  • karadeniz'in kapısında bütün görkemiyle bekleyen bu kaleye, anadolu kavağı'nın merkezinden otobüs durağının arkasında başlayan ve mezarlıktan geçilen patika yoluyla ulaşılır. kış günleri (yazın hiç gitmedim ondan bilmiyorum) felaket gotik bir atmosferi vardır: uçsuz-bucaksız gri karadeniz ve üstüne inen ince sis, uçurumlar, yamaçları kaplayan defne ve diğer herdem yeşil ağaç/çalıların oluşturduğu ormanlar, usul usul akan yine gri renkli boğaz, sağa sola gizlenmiş kulübeler ve (sanırım) askeri tesisler. bu arada kale iki parçadan oluşur; alt duvarları (yamaçta kurulmuş olan kalenin daha kıyıya yakın kesimleri) daha yüksektir ve alt duvarların çevrelediği alanın orta yerine "bilmemne a.ş.'nin malıdır izinsiz girilmez" tabelası konmuş; ama ne bekçi var ne tel örgü (tabii böyle olması da daha iyi). asfalttan tırmanmazsanız küçük çapta bir dağcılık deneyimi de yaşayabilirsiniz. ayrıca kalenin sağında solunda yunanca yazıtlar falan da bulunur. bu arada çoğu kale gibi pek burçlara tırmanma, atlayıp zıplama aktivitesi yoktur o tip bölümlerinin azlığı ve o az sayıdaki bölümlere çıkan merdivenlerinin yok olması sebebiyle.
  • boğaz turu zirvesi 2'nin son durağı olmuştur... kaleye çıkarken yanlış yoldan gittiğimiz için hem gereksiz yere mezarlık içinden geçmiştik, hem de yorulmuştuk oldukça...
  • manzarasi mukemmel olan ancak iskeleden ulasilmasi cidden yorucu olan kaledir. iki farkli yol oldugunu ve birinin kestirme oldugunu ne yazik ki cogu kisi uzun yolu kullandiktan sonra ogrenmektedir.
  • anadolu kavağındaki kale... ihtişamından hiç bi şey kalmamış... çöplük olarak kullanılıyo adeta...ama manzarası müthiş güsel..
  • muhteşem bir manzaraya sahip olmasına rağmen, memleketim insanın çöplük, tuvalet ve yazı panosu olarak kullanmayı tercih ettiği tarihi ceneviz kalesi.
  • cok etkileyici bir manzaraya sahip olan ama istanbulun pek cok diger yapisi gibi iyi korunmayan tarihi ceneviz kalesi. her ne kadar çıkmak cok zor olsa da karsilaşılan manzara tüm yorgunluğu alıp götürmektedir.

    ayrıca yazın bu kadar kuvvetli bir rüzgarı varsa kışınki halini düşünemiyorum.
  • kalıntılarından çok manzarası için gidilebilecek ender ören yerlerinden biri. tepeye ulaşmak için, araba olmaması durumunda, bakkallı çakkallı, bol askeri lojmanlı, ara sıra gölgeye çekilmiş yaygılarının üzerinde incik-boncuk sergileyen seyyar satıcılı dik bir yokuşu tırmanmak gerekecektir.

    yine de, ağustos sıcağında bile, değecektir o yokuşta akıtılan her damla tere, atılan her adıma, toza toprağa. yeter ki zirveye çıkılıp ayaklar denize doğru şöyle bir uzatılsın, aşağıda uzanan mavilikten ilham alınsın, önce sağa, sonra sola, sonra tekrar sağa bakılarak şöyle bir soluklanılsın.

    bütün bunlardan sonra inmek istemeyeceksiniz gerçi ama, inişi de pek kolay oluyor. kaybettiğiniz enerjiyi yukarıda tekrar depolamadıysanız, sahilde sizi anadolu kavağı'nın dondurmacıları bekler. ağaçlıklı banklarda hiç yer bulamazsanız, iskele meydanındaki atatük büstünün kaidesi büst sayesinde gölge oluyor. sığışıverin oraya, afiyet olsun.
  • yolu uzun, yokuşu dik kale. yoros kafe midir nedir, hamaklı bir mekan açmışlar, onun içinden geçilerek çıkılıyor. yol yoruyor ama değiyor. zira manzara her defasında daha güzel görünüyor. şehr- i istanbul’ un keşmekeşi ardında kalmış, güneş başında, güzel bir esinti yamacında, sükûnet her yanında… sallandır ayaklarını laciverte, seyreyle alemi... bazen de kendini*.