aynı isimde "you (dizi)" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün
  • aslında ingilizce'de hem sen hem siz demek değildir. sadece "siz" demektir. lakin kibarlık için herkese "siz" diye hitap etmenin öyle bokunu çıkarmışlardır ki "sen" kelimesi beraberinde tüm ikinci tekil şahıs çekimleriyle birlikte dilden tamamen kaybolmuştur.

    mesela:

    ben giderim -> i go (erken modern ingilizce'de "i go")
    sen gidersin -> you go (e.m.i. "thou goest")
    siz gidersiniz -> you go (e.m.i. "you go")

    bu kaybolan ikinci tekil şahsa dikkat edince ingilizce'nin germen kökenli bir dil olduğu daha iyi anlaşılıyor. "thou goest" -> almanca "du gehst".
  • degisik bir roman..

    --- spoiler ---

    bu kitabi okuyana kadar degisik bir ad-soyad ikilisine sahip oldugum icin sevinirdim, facebook'ta falan aratinca benden baska cikmiyor diye, simdi butun gizlilik ayarlarimi bir daha gozden geciresim geldi

    --- spoiler ---
  • bir radiohead sarkisi da ayni zamanda.. you are the sun and moon and stars diye baslar, baska bi sekilde devam eder..
  • radiohead üyelerinin tifil zamanlarina denk gelen bir sarki olmasina ragmen oldukça iyidir. o günden bugüne miras kalan iki sey sudur.birincisi ne zaman olursa olsun bu adamlar asik olduklari zaman tepetaklak oluyorlar.ikincisi ise asla kötü bir sey yapmiyorlar.
  • bir de gloss'un var 'you' adlı bir parçası . . . bu aralar sıkça dönüyor *eksen'de . . . felaket fena güzellikte iç gıdıklayıcı fısıl fısıl bir kadın vokal usul usul kulaklarınızdan içinize akıyor dinlerken . . . arada bir zavallım bir adamın yine ayak uydurmaya çalışır bir tonda fısıltıları bu büyüyü bozan tek şey . . . şarkının bahar aylarında yasaklı olması iç huzur adına doğru bir hareket olurdu . . . neyse . . . iş sözlerde değil, şarkının yorum performansında ama işte sözleri:

    you’re a mystery to me
    you’re so dark, you’re so bright
    you’re a hurricane to me
    coming near, running wild
    found the bloom deep inside
    saw your dreams openwide
    felt your heartbeat and your cry
    kiss your fear, kiss your sigh

    going with you
    going on
    going with you
    i don’t want to know how long

    you’re a fantasy to me
    you’re a ship, you’re the sea
    you’re a lunatic to me
    you’re a dreamer, you’re the real
    found the love in your eyes
    saw your footstep in the sand
    felt your breath in my bones
    kiss your soul, kiss your hand

    going with you ...

    you’re blue challenge for me
    you’re the sky, you’re the ground
    you’re a mirror for me
    find myself in your sound
    found the meaning worth to be
    saw the eagles below me
    felt the rythm in your blood
    kiss your laughter, kiss your heart
    so high - so wide - eternal ride
    no promises - it could be a lie
    so high - so wide - eternal ride
    found the love - found your soul -
    felt your breath kiss your - kiss your soul

    going with you...

    p.s: kağıda yazılı iste(ri)k parça olarak elden verilirken bir bakmışsın ki yaptığın eşek yalağına lebaleb hoşaf doldurmaktan başka bir şey değil . . .

    a: afiyet olsun.
    b: ...
    a: yahu afiyet olsun !
    b: ...
    a: hadi ?
    b: ...
    a: hoşaf ... ne anlamak ... eşek ... kal sağlıcakla ....
  • bir the pretty reckless şarksı.sözleri ise şöyle;

    you don’t want me, no
    you don’t need me
    like i want you, oh
    like i need you

    and i want you in my life
    and i need you in my life

    you can’t see me, no
    like i see you
    i can’t have you, no
    like you have me

    and i want you in my life
    and i need you in my life

    you can’t feel me, no
    like i feel you
    i can’t steal you, no
    like you stole me

    and i want you in my life
    and i need you in my life
  • muhteşem richard bona'nın mikrofon başında olduğu pat metheny şarkısı. gene zamansız çalındı kulağıma. gecenin içinde ezgilerle yaşanan esrime- dinledikçe bağımlılık yaratabilir.

    http://www.youtube.com/watch?v=lchivctyewo
  • çok tatlı bi (bkz: twoface) şarkısı. sevgiliden almalık tam

    the rain pours down from one black cloud
    i see the moon right at the edge
    a bloody sun speaks at noon
    i can't find the trace up in my head

    when i say you
    i do mean you

    let's run away
    i know this island
    where everybody sings for you
    let's join the party
    keep it going
    if you get my point of view

    sure, i have been crying in my dreams
    and if a sleeping tear should wake be here
    i wanna know when the big black cloud has left
    i wanna hear your whispers in my ear

    when i say you
    i do mean you

    let's run away
    i know this island
    where everybody sings for you
    let's join the party
    keep it going
    if you get my point of view
  • ten sharp'ın şarkısındaki "you" diye söylenişi herhalde dünya'nın hiçbir yerinde bu kadar içten ve acılı olamaz gibi geliyor bana.
  • ankara uğur mumcu caddesi'nde borusan otomotiv'in olduğu binanın en üst katında* sosyetik bir restaurant/bar. cuma cumartesi geceleri club havasındadır ama çalan remix'ler gerçekten kötü.

    (bkz: wok)