şükela:  tümü | bugün
  • bilinen versiyonu ile bugge wesseltoft tarafindan kompoze edilmis , sidsel endresen tarafindan sozleri yazilmis ve de okunmus onemli eser. orjinali bugge wesseltoft un jazzland rec. den cikarttigi enfes albumu new conception of jazz : sharing de bulunmaktadir. lakin remix ini orjinalinden ayiran yegane sey peri sesli sidsel in vokali de olsa , parcanin soundunu degistirmeye yetmis , daha minimalistik , daha karanlik fakat daha akici ve huzurlu bir parcaya donusmustur.
  • bugge beyin bu şarkısının sözkonusu latif remixini, "mind over midi re-works" nam albümde, helge tømmervåg'ın düzenlemesiyle dinleyebileceğimizi söylemek düştü bize de gayrı..

    bu albümün bir diğer nağmesi de lorenzo'nun "head odyssey"idir ki, başka entriye nasiptir elbet..
  • acılı bi wesseltoft parçası.

    lyricler:
    you might say that you need me no more
    you might say that we've been here before
    you might say we got no place to go
    you might say

    but i say

    you might say that the river has run dry
    you might say that we're living a lie
    you might say that we don't want to try
    you might say that it's over

    but i say
    please
    please
    i say
    please
    please
  • anlara önem ve anlam katma şarkısıdır sanki. tesadüfen çalmaya başlar. akıp gidersiniz bir anda. o anda birşeyler sabitlenir ama bunu da çok sonra farkedersiniz.
  • ayrıca (bkz: trouble)
  • wesseltoft'un neden jazz'ın gidişatını etkileyen insanlardan olduğunun kanıtı olan şarkı.
  • şarkı boyunca sanki kurumaya yüz tutmuş bir ırmak ince ince akar; akışını, sızıntısının yakarışını sidsel'in sesi harika verir, tıpkı şarkıda da anlatıldığı gibi ; ansızın söz biter derin bir saksafon solo kaynağa bir taş gibi düşer ve ırmak kurur, ayrılık başlar, toprağın suya, insanın bir başka insana açlığı gibi başlar hüzün...
  • etkisi hüzün, gece, sadelik, anlam; yan etkisi ise sadece ağlama isteği olarak özetlenebilecek bugge wesseltoft şarkısı.
  • ilk üç saniyesini yeterince dikkatli dinlerseniz veya aslında yeterince yüksek sesle dinlemeniz de yeterlidir; kimi zaman boğazınıza boğazınıza sarılıveren, kimi zaman bir kıymık gibi boğazına batıveren, tüm gülüşlerinizi perdeleyen, asabınızı bozan, yoran ve zaman zaman da bezdiren tüm o lütfenlerin ardındaki saklanmışları duyabilirsiniz.

    "could you be mine?"
  • altyapısında bugge'nin parmaklarından çıkan piyano sesleri her anında oslo'daki akşam üstlerini hatırlatmaya yetiyor. gitmeseniz de fiyortları size getirmeye yetebiliyor. anders engen'in solosu sigara yaktırmak için başlı başına bir sebep. sidsel endresen'in buğulu sesi boğazınıza çakıl taşları yapıştırmaya devam ediyor, yağmur oluyorsunuz üzerinize. şarkıda "but i say please" kısımlarının daha yüksek tonda çıkması bence şarkının esas derdini anlatıyor.

    you might say that the river has run dry
    you might say that we're living a lie
    you might say that we don't want to try
    you might say that it's over

    but i say
    please
    please
    i say
    please
    please