şükela:  tümü | bugün
  • neden insanlar bu olayı deliler gibi tartışıp kendilerini yerlere atarak merak etmez anlamak güç.
    kocaman bir gizem.
  • başlıktaki diğer entrylerde çift yarık deneyinin ne olduğu zaten açıklanıyor. ben ise bu deneyin daha gelişmiş bir versiyonunu anlatacağım:
    klasik deneyde parçacıklar yarıklardan geçtikten sonra, parçacık dedektörünün açık olması durumunda dalga fonksiyonu çöktüğünden, parçacık yoluna parçacık olarak (doğrusal) devam etmekte, dedektörün kapalı olması durumunda ise yoluna dalga olarak devam etmekteydi. dedektör çalıştığı durumlarda parçacık yarıklardan sadece birinden, detektör kapalıyken ise iki yarıktan birden geçmekteydi. bu sebeple, dalga özelliği gösteren bir parçacığın her iki yarıktan da aynı anda nasıl geçtiği bilim adamları bir türlü gözlemlenemiyordu. parçacık yarıklardaki dedektörlere geldiğinde dedektörden etkilenerek durumunu ve yolunu değiştiriyordu.

    bilim insanları teknolojinin ilerlemesiyle birlikte farklı bir yöntem denemeye karar verdiler.
    hazırlanan yeni sistemde parçacık dedektörü, parçacık yarıklardan geçtikten sonra ekrana tam çarpacağı sırada devreye girecekti. ama buradaki püf nokta şuydu: dedektör rastgele şekilde ayarlanan bir sistemle çalışıyordu. yani parçacık yarıklardan geçtiğinde, ekranın önündeki dedekörün kapalı mı yoksa açık mı olacağı belli değildi. parçacık yarıklardan geçip ekrana yaklaştığında sistemdeki bir bilgisayar otomatik olarak %50'lik bir ihtimalle rastgele bir karar verip dedektörü ya açacak ya da kapatacaktı.
    bu şekilde yapılan deneyler sonucunda bilim insanları tekrardan şaşkınlığa düştüler çünkü yarıklarda dedektör olmadığı için parçacık dalga şeklinde her iki yarıktan birden geçmeliydi ve ekrana çarpmadan önce dedektöre yakalanıp (dalga fonksiyonu çökmeli) ve farklı bir noktaya düşmeliydi ama öyle olmadı. parçacık, daha yarıklardan geçerken, yani ekranın önündeki dedektörün açık mı kapalı mı olacağı daha belli bile değilken, yarıklardan dalga mı yoksa parçacık mı olarak geçeceğine karar vermişti. yani bilgisayar sistemi ekran önündeki dedektörün kapalı olmasına karar verdiğinde parçacık, en baştan beri dalga olarak hareket ederek ekranda girişim deseni oluşturmuş, dedektör açıldığında ise baştan beri parçacıkmış gibi doğrusal hareket ederek yarıklardan geçmişti. bu şu anlama geliyordu. parçacık yola çıktığı anda dedektörün açılıp açılmayacağı daha belli bile değilken yarıklardan nasıl geçeceğine karar vermişti. yani geleceği görmüştü, ya da geçmişe dönmüştü, belki de hem geçmiş hem gelecek iç içeydi ve her iki olay da farklı paralel evrenlerde yaşanmaktaydı. tabii bunların hepsi şu anda bir teori olmaktan öteye gidemiyor. fiziğin en gizemli deneyi olarak kabul edilen bu deney ve sonuçları henüz açıklanabilmiş değil ve belki de hiç açıklanamayacak bir sır olarak kalacak.
  • detaysiz olarak deney soyle:
    iki tane kartonu birbirine paralel gelecek sekilde tutuyorum. bunlardan bir tanesinin ortasina jiletle incecik iki tane yarik aciyorum. daha sonra yariklari actigim kartonun arkasindan tek renkli bir isik verip diger kartonda cikan desene bakiyorum.

    peki desen nasil? cok ilginc: aydinlik karanlik aydinlik karanlik diye tekrar eden ince sacaklar. aciklamasi ne? vallahi efendim isik dalgaymis meger. eger isigin birinci delikten perde uzerindeki x noktasina kadar gittigi mesafe ile ikinci delikten perde uzerindeki x noktasina kadar gittigi mesafe dalga boyunun tam katiysa, o zaman bu iki dalgayi tepe+tepe veya cukur+cukur diye topluyoruz. sonuc o noktada iki kat parlak bir isik.

    halbuki baska bir y noktasinda bu mesafeler farki, dalga boyunun bucuklu katiysa o zaman tepe+cukur veya cukur+tepe diye topluyoruz. sonuc sifir. o noktada hic isik gormuyoruz. bu fenomenin adi "girisim". harika desenleri gormek icin wikipedia'dan interference diye aratiniz.

    bu deney isigin dalga davranisi sergiledigini ortaya cikartmisti eskiden. buna benzeyen, ama cok daha enteresan olan bir deney biliyorum ama ben: de broglie deneyi. yani dalga oldugu zannedilmeyen seylerin bilem girisim yapmasi. mesela elektron.
  • ''ışığın hareketi gözlenmediğinde parçacık, gözlendiğinde ise dalga gibi hareket eder.'' diye bilgi aktaran olmuş. art niyet aramadan arkadaşın dikkatsizliğine vererekten ve bilgi kirliliğini önlemek amacıyla

    fotonlar, üzerlerinde ölçüm yapılmadığı sürece dalga davranışı gösterirler,
    ölçüm yapıldığı anda parçacık gibi davranmaya başlarlar.

    diyerek düzeltmek istiyorum.
  • deney detaylıca zaten anlatılmış başlıkta.
    ancak bu deneyde önemli olan, ve başlıkta çok detaylıca değinilmemiş olan, ve tüm fizik dünyasını şoke eden, ve çıkmaza sokan detay şudur:

    elektonlar çift yarık deneyine sokulduğunda parçacık gibi davranacakları düşünülürken, dalga gibi davranırlar. fizikçiler buna şaşırır ve deneye elektronların yarıklardan geçerken nasıl davrandıklarını ölçümlemek üzere düzeneğe ölçücü sistemler bağlarlar (gözlemci). ve şoke eden bir durum ortaya çıkar: elektronlar gözlemlenmiyorken (ölçümlenmiyorken) dalga gibi davranırlarken, gözlenmeye başlandıklarında birden aynı elektronlar aynı deneyde parçacık gibi davranmaya başlamışlardır.

    bu şok edeci bir durumdur.
    acaba elektoronlarda bilinç mi vardır da, gözlenlendiklerini anlayınca birden davranışlarını değiştirmişlerdir?
    yoksa evren gercekten bir matrix, bir similasyon mudur da, veri tasarrufu için, sadece izlenen bölgedeki evreni oluşturur, gözlenlenmeyen bölgede oluşturmaz (kimse izlemiyorken, düşen bir ağaç ses çıkarır mı felsefi sorusu) .

    bu o kadar şok edici bir durumdur ki, hala açıklanamamıştır. açıklamaya zorlayan zorlama teoremlerle geçiştirilmektedir. bu atomik boyutlardaki kuantum dünyasıdır.

    bu o kadar olağanüstü bir durumdur ki, o güne kadar bilim newton'dan beri deterministken, yani aynı koşullarda aynı sonuçları veren bir evreni tanımlıyorken, birden belirsizlik ilkesi gelmiş, ve aynı koşullarda aynı sonuçları vermeyen bir evren oluşmuştur, yani indeterminizm belirmiştir.

    bu, bilim determinist olduğu için o güne kadar determinist yorumlar yapan büyük felsefecileri de sarsan bir durumdur. yani neden-sonuç ilişkisini bile çökertebilecek bir durumdur. bazı felsefeciler bu indeterminizmin çıkması ile felsefi evren yorumlarını, neden sonuç doğrusallığını da değiştirmeye başlamışlardır.

    deneye dönecek olursak, bu deneyi yorumlayan en büyük iki teorem vardır.

    1. kuantumdaki bu garip durum bazı şeyleri hala keşfetmediğimizden açıklanamamaktadır. aslında gözlemci gözlenene etki etmez. yani belirsizlik ilkesi de aslında determinist bir kurala bağlıdır ancak hala onu keşfedemedik. ancak bunu açıklayacak denklem eninde sonunda keşfedilecektir.
    bu denkmeme her şeyin teoremi, theory of everything denir. bu denklem bulunduğunda kuantum ile makro evrenin newton'sal fizik kuralları bağdaştırılacak, gariplik ortadan kalkacak, ve evreka denecektir.

    2. bu deneyin ikinci yorumu, bohr ve arkadaşlarının ortaya attığı kopenhag yorumu'dur. buna göre biz birşeyleri hala keşfedemediğimiz için anlayamadığımız için indeterminizm, belirsizlik ilkesi yoktur kuantum dünyasında; zaten kuantum dünyası doğası gereği doğuştan indeterminiktir, yani biz her şeyi anladık, ve gördük ki evren determinist değil, belirsizlik üzerine kuruludur. ve gözlemci gözleneni bile etkileyebilir.

    ancak bu da kuantum dünyasındaki indeterminist dünyadan, newton ve einstein fizik kuralarına bağlı determinist makro evrenin nasıl oluştuğuna açıklık getiremeyen, garip bir durum ortaya çıkarır. bu da açıklanamayan bir durumdur şu an için.

    deneyin güzel bir görseli, anlatımı için:

    (bkz: https://www.youtube.com/watch?v=q3h7wr_ir3w)
  • deneyin nasıl yapıldığı zaten anlatılmış.
    asıl önemli nokta ; deneyde fotonlarin dedektörlerle nereden geçtikleri gözlemlendiginde fotonlarin bunu farkettikleri ve normalde beklendiği şekilde geçiş yaptıkları tespit edilmiş. öte yandan dedektörler kapatıldığında yine şaşırtıcı olan dalga görüntüsünü oluşturmaya devam ediyorlarmış.

    ömrümce duyduğum açık ara en tuhaf şey bu ve var oluşun sırrının nerede aranacagini işaret eden bir bilgi.

    özetle ;farkındalığın yalnızca var olanı görmek değil, var olanı değiştirmek anlamina geldiğini gösteren deneydir.
  • o an herhangi bir gözün görmediği orada neler döndüğünü asla bilemeyiz. göz gördüğü anda da formül değişir ve olup biten aslında kimse bakmazken olacakları ispatlamaz. çocukluğum* aniden arkama dönüp olanları yakalamaya çalışmakla geçti lan, bir kimse de çıkıp demedi çift yarık deneyi diye bir şey var diye...
  • süper kahramanlı bir film vardı. süper kahraman olduğunu düşünen bir kaç arkadaş ,eşe dosta haber salıp, seçme yapıp süper kahraman grubu kuruyorlardı filmde. bir adam da görünmez adamlık için başvuruyor , fakat bu adam bir tek kimse bakmazken görünmez olabiliyordu. bu adamın özelliğiyle dalga geçiyolar , onu herkes yapar falan diyorlar ama bakıyolar adam hevesli hiç olmazsa çay getirir diye gruba alıyolar. spoiler olmasın ama tüm grubun götünü filmin sonunda bu adam diğerlerine gözlerini kapattırıp görünmez olarak kurtarıyor. işte bana bu filmi hatırlatan deney. elekronun bunu yapabildiğini biliyoruz ama nasıl yaptığını bilemiyoruz çünkü bir tek kimse bakmazken yapabiliyor... kuantum işte...

    edit:filmin adı mystery men
  • bu deney elektronlarla yapildiginda elektronun tipki fotonlar gibi girisim deseni olusturdugu da gorulunce daha fazla dumura ugratan acaba elektron ayni anda iki yariktan mi geciyor sorusunu sordurtan deneydir. lakin elektronlarla yapilan young deneyinde elektronun isik gibi bir elektromanyetik dalga hareketi oldugu mu yoksa daha farkli sekilde bir dalga hareketi yaptigi bir turlu saptanamamistir. bu dalga hareketini gozlemlemek icin deney sistemine herhangi bir sekilde mudahale ettigimizde (ornek olarak yariklara bir dedektor koymak ve bu dedektorlere carpan elektronlarin dalga ozelligin kaybedip parcacik ozelligi gostermesi) deneyin sonucunun degismesiyle heisenberg belirsizlik ilkesi nin temellerini atan deneydir.