şükela:  tümü | bugün
  • kaldirilmasi icin gerekli yasa duzenlemesi orgutlu bir eyleme ihtiyac duyan yasaktir. netekim bilgisayardan "fwd: " ile ba$layan mailler yollayarak degi$en yasa gorulmemi$tir; ama bir pankart, bir slogan uyuyan kitleleri degi$tirir.
  • utanç vericidir.
  • içlerinde benimde olduğum büyük bir çoğunluğun* yasağı delmenin bir milyonun üzerinde yolunu bulduğundan ve bu sebepten ötürü yine önemli bir çoğunluğun*yasak mı değil mi? onun bile farkında olmadığı yasaktır. yasak olduğunu bilmediğin bir şey serbest kalsın diye nasıl tepki verebilirsin ki?
  • illegal yollardan youtube girişin herhangi bir yasal yaptırımı olmadığı sürece kimse tarafından ciddiye alınmayacak yasaktır. ha bir gün birini tutuklarlar, yargılarlar sen youtube'a giriyormuşsun diye, işte o zaman kıyamet kopar gibime geliyor. tabii bu ülkede bir şeycik olmaz ama olsun.
  • http://www.radikal.com.tr/…17.02.2010&categoryid=99
    yazının başlığı kadar, şu cümlesi de dikkat çekici: "tiranlık, insanların yavaş yavaş susturulmasıyla başlar"
  • ofisten youtube'a girmek için proxy sitelerine bakıyoruz.
    evden youtube'a girmek için dns ayarlarını değiştiyoruz.
    cep telefonundan youtube'a girmek için jailbreak yaptırıyoruz.

    görünen o ki; youtube yasağı kanun, biz de kanun kaçağı gibi yolumuza devam ediyoruz.
    20 adet ulusal televizyon, 41 ulusal gazete, yüzlerce radyo ve 73 milyon insan sessizlik rekoruna koşuyoruz.

    sonra kafamda sorular sıraya giriyor. kendime soruyorum. arkadaşlarıma soruyorum. kim dinlerse ona soruyorum. ve hiçbir şeyi değiştiremediğimizden şüpheleniyorum.
  • sessiz sedasız 2. yılını doldurmuş yasaktır.
    konu ile ilgili internet teknolojileri derneği'nin duyurusu aşağıda yer almaktadır, arz ederim!

    türkiye internetle savaşarak harakiri yapmaya devam ediyor!

    mustafa akgül / internet teknolojileri derneği

    you tube yasağı 4 mayısla 2 yılı buluyor.. bu internetden korkmaktan,
    interneti ve çağı algılayamaktan, internete ilişkin düzgün yapılanma
    kuramamanın sonucudur. internetin marjinal problemlerine interneti
    yasaklayarak çözüm aramak en çok türkiye'ye zarar vermekte; deyim
    yerindeyse türkiye harakiri yapmaktadır. ülkemiz, interneti kontrol
    etmeye çalışan, donkişot vari internete savaş açan bir ülke görüntüsü
    çizmektedir. yasaklar, en iyisinden, devekuşu misali türkiyenin kafasını
    kuma gömmesidir. bu yasak, bir mahkememizin yetkisini tüm dünya olarak
    görmesi nedeniyle devam etmektedir. devlet ricali yasağı eleştirmekte,
    ama yasağı kaldıracak çabayı da hiç kimse göstermemektedir. "zararlı
    içeriği", yönetişim ilkeleri ışığında modern dünyaya paralel, ve
    yurttaşları bilinçlendirerek büyük ölçüde çözmek mümkündür. ülke olarak
    yasaklama refleksinden vazgeçip, interneti yaşamımızı kolaylaştırmak,
    demokrasimizi geliştirmek, toplumsal kalkınmayı sağlamak, dünya ile
    rekabet için kullanmaya odaklanmamız gerekir.

    youtube yasağına konu olan 10 video'nun yarısı kaldırılmış, yarısının
    ise türkiye'den erişimi youtube tarafından engellenmiştir.
    mahkemelerimiz, dünya üzerindeki türkler yoluyla, yetkisini tüm dünya
    olarak görmektedir. böylece kendi ifade özgürlüğü normumuzu ve yasakçı
    bakış açımızı tüm dünyaya empoze etmeye çalışıyoruz. ülkemiz, adı
    konmadan, dünya internetine savaş açmıştır. yasakçı bir bakış açısıyla,
    dünyadaki tüm yer sağlayıcıların türkiye'de kayıt olmasını istemekteyiz.
    tedbir olarak verilen kararlar, yargılama yapılmadan kesin karar gibi
    uygulanmaktadır. ülkemiz, internetin potansiyelini kavrayamadığı için,
    matbaadaki gecikmeye benzer bir mantıkla, interneti yasaklamaktadır.

    interneti nasıl algılamalıyız ?

    internet bir bilgisayar ağının ötesinde, insanları ve insanlığın düşünce
    ve kültür ürünlerini kapsayan bir ağ; insanların buluştuğu,
    örgütlendiği, iş yaptığı, öğrendiği, öğrettiği, eğlendiği, paylaştığı;
    yaşamın tüm boyutları ile içiçe geçmiş bir ortamdır. dünya, internetin
    başını çektiği bilgi toplumuna geçişin arayışı içinde. bilgi toplumu,
    bilim, teknoloji, ar-ge ve inovasyonun temel zenginlik ve istihdam
    kaynağı olduğu, bağımsız ve yaratıcı bireyin öne çıktığı bir toplum
    yapısını işaret ediyor. küçük büyük tüm ülkeler bütün vatandaşlarını
    internet okuryazarı yapmaya, ve internetden yararlanmasının yollarını
    aramaktadır. herkesin internete ucuz ve kolayca erişimini sağlamaya, tüm
    şirketlerin iş süreçlerini internete uyumlu yapmaya, kamu yönetimini
    internete taşımaya koyulmuşlardır.

    internet geniş kitlelerin iş birliğine, beraber üretimine, deneyim ve
    bilgi birikimini, kişisel bilgi ve meraklarını paylaşmayı mümkün
    kılmıştır. internet hiç kimsenin tahmin edemediği biçimde gelişmekte,
    sıradan yurttaşa bunları fazla teknik beceri gerektirmeden, kolay, ucuz
    ve hızlı yapma ortamı sağlamıştır. 3g gibi mobil teknolojiler, ve
    gelişen bilişim teknolojileri ise bunu insana her an sürekli olarak
    sunmaktalar. dünya yurttaşları da buna olumlu cevap vermişlerdir. web
    2.0 servisleri, özellikle sosyal ağlar, wikipedia, linux ve açık kaynak
    dünyası, açık ders malzemeleri, bunun örnekleri arasındadır. kitleler,
    internet üzerinden insanlığın ortak sahibi olduğu ürünler geliştirmekteler.

    internet üzerinde 1.8 milyar insan mevcuttur. 733 milyon bilgisayar
    internet alan adı sistemine kayıtlıdır. yeni tarama motoru cuil.com 127
    milyar sayfayı indekslediğini söylemiştir, yani en az o kadar da sayfa
    bulunmaktadır. netcraft.com 242 milyon web saymıştır. 192 milyon
    civarında alan adı mevcuttur. 130 milyonu aşkın kişisel web/günlük var.
    tüm internette 100 milyonlar ölçüsünde video var.. facebook'un kullanıcı
    sayısı 400 milyonu, twitter 105 milyonu , linkedin 50 milyonu
    aştı.dünyada günde 250 milyar e-posta gidiyor, bu yılda 90 trilyon
    demek. sosyal ağlar, yurttaş temelli içerik aldı başını gidiyor. sosyal
    ağlarda kadınlar önde gidiyor. twitter'da en cok izlenen kişiyi takip
    eden, 4.25 milyon insan var, obamayi 3.8 milyon kişi izliyor. twitter'da
    100 bin, facebook'ta 500 bin uygulama var. twitterda günde 55 milyon
    kısa mesaj var. yurttaş fotoğraflarının toplandığı flicker'de 4 milyar
    foto var. facebook'a her ay 2,5 milyan resim yükleniyor. her gün 200
    milyon facebook kullanıcısı facebook'a bağlanıyor. youtube üzerinde
    günde 1 milyar video izleniyor. video pazaranın %40?i youtube'ta. her
    dakika 20 saatlik video youtube'a yükleniyor.

    türkiye'de ise 26-30 milyon civarında kullanıcı, 3.1 milyon bilgisayar,
    215 bin türkiye içinde, 870 bini türkiye dışında alan adı var.
    halkımızın, %27'si interneti düzenli kullanıyor, %67'i hiç internet
    kullanmamış evlerin %81'inde internet yok. kadınların %80'i internet
    kullanmıyor. bu kırsal kesimde %90?lar ölçüsünde.

    youtube, facebook, twitter, flicker, myspace, linkedin gibi sosyal ağlar
    bir eğlence ve arkadaşlık ortamların ötesine geçmişler; bir işbirliği,
    iş yapma, örgütlenme, pazarlama, dağıtım, öğrenme, tanıtım ortamı haline
    gelmekteler. fortuna 500 firmaları, uluslarası kuruluşlar, vakıflar,
    üniversiteler artık sosyal ağlarda yer almakta, paydaşlarla sosyal ağlar
    üzerinden çift yönlü etkileşime girmekte, birlikte üretme, ürün ve
    politika üretme sürecine girmişlerdir.

    youtube'ta ne var ?

    youtube tüm dünyada sıradan kullanıcıların, üniversitelerin, firmaların,
    uluslarası kurumların, yani kullanıcıların oluşturduğu içeriği sunan,
    tüm dünyaya hizmet eden, günde 1 milyar videonun izlendiği bir web.
    dünya üzerinde 9500 üniversite, youtube'u kendi ders
    mazlemeleri/videolar için kullanıyor. 4000'i aşkın vakıf, 2300 banka,
    2300 enstitü youtube'u kurumsal olarak bir dağıtım kanalı olarak
    kullanıyor. youtube'da "türkiye" taranınca 320 bin, "turkey" taranıncada
    476 bin video çıkıyor. galatsaray için 107, fenerbahçe için 115,
    beşiktaş için 51 bin video var. istanbul için 266, antalya , alanya,
    bodrum ve marmaris için yaklaşık 7 bin video var. obama taranınca
    milyonun üstünde video, 6000 civarında kanal bulunmakta.

    internet, insanların buluştuğu, iş yaptığı, eğlendiği, öğrendiği,
    öğrettiği, çeşitli elektronik nesneleri değiştiği, paylaştığı, okuduğu,
    yazdığı bir ortamdır. internet, kütüphanelerin, gazete ve dergilerin,
    tv'lerin, müzelerin, laboratuvarların, sergilerin, konser salonlarının
    olduğu, insanlığın kültür mirasının paylaşıldığı bir ortamdır. insanlar
    arası iletişim, iş birliği ve dayanışmanın olduğu bir ortamdır. yaşamın
    tüm boyutlarına, tüm mesleklere, tüm yaş gruplarına hitabeden, yaşamın
    yansını bulan, insanlığı etkileyen önemli bir gelişmedir.

    bilişim, bilgi teknolojileri ve internet, insanlığı yeni bir toplum
    biçimine taşıyan, tetikleyen ve temsil eden içiçe geçmiş araçlar
    bütünüdür. insanlık, sanayi ötesi bir toplum biçimine, bilgi toplumna
    geçişin sancılarını yaşamaktadır. bu anlamda bilgi, temel zenginlik
    kaynağı, verimlilik, rekabet kaynağı ve istihdam aracıdır.

    beyinsel emek yaratılan katma değer açısından, kol emeğinin önüne
    geçmiştir. yer altı zenginliklerinden, bankalardaki paralardan çok
    entelektüel sermaye öne çıkmıştır. bunun sonucunda ülkelerin zenginlik
    kaynağı, yetişmiş insanların beyinlerindeki bilgidir denebilmektedir.

    "bilgi toplumu"na yönelişin bir sonucu olarak, sektörlerin yapısında
    önemli değişimler gözükmektedir. telekom, basın, medya, eğlence
    sektörleri köklü olarak değişmektedir. kamu yönetimi, bu gelişmeler
    sonucunda ciddi bir yeniden yapılanma arayışına girerek, kendini
    e-devlet uygulamaları şeklinde ortaya koymaktadır. ülkeler ve birleşmiş
    milletler, ab, dünya ekonomik forumu gibi uluslararası yapılar, ülkeleri
    ve tüm dünyayı "bilgi toplumu"na taşımak için planlar yapmaya, eylem
    planları ortaya çıkartmaya, her çocuğa bir dizüstü bilgisayar gibi tüm
    dünya yurttaşlarına yönelik projeler üzerinde çalışmaya başlamıştır.

    kısaca tüm dünya, "bilgi toplumu" hedefini benimsemiş ve ona yönelmek
    için ciddi bir çabaya girmiştir. bu bağlamda ülkemizde de 2006-2010?u
    kapsayan bir "bilgi toplumu stratejisi" ve "eylem planı" bulunmaktadır.
    kamuoyunın farkında olmadığı bu proje, dağınık yapı ve sahipsizlik
    nedeniyle büyük ölçüde bitirilemiştir.

    5651 ne getirdi ?

    ülkemizdeki yasaklamaları tetikleyen, 5651 nolu aceleye getirilmiş,
    internetden korkan bir felsefeyle yazılmış, bir tepki ve yasaklama
    yasasıdır. özgürlükler ve güvenlik dengesinin, özgürlük aleyhine
    bozulduğu, "internetde benim istemediğim kuş, ne pahasına olursa olsun
    uçmasın" bakış açısıyla, evrensel hukuk ve anayasanın temel ilkelerinin
    feda edildiği bir düzenlemedir. bu amaçla, btk içinde iletişim
    başkanlığına (tib), hukukçu ve iletişimci ağırlıklı 93 kişilik kadro
    veriliyor, ve interneti temizleme görevi veriliyor. yurt dışındaki
    webleri, tib, resen, sorgusuz sualsiz, savunmasız, haber vermesiz
    kapatma yetkisine sahip. bu yetki yurt içinde mahkemelere ait. bu gün en
    az 6000 webin yasaklandığını biliyoruz, ama tam sayıyı kimse bilmiyor.
    tib hukuk mahkemlerinin medeni kanun ile fikri ve sinai haklara ilişkin
    kararları görev alanı dışında saymış, ama ceza mahkemelerinden gelen
    5651 dışı yasaklamaları uygulamıştır.

    bugün yasaklamalar konusunda , kanımca, bir hukuk faciası uygulanmakta.
    savunma alınamdan verilen tedbir kararları, kesin karar olarak
    uygulanmakta, ve ülke içinde yargılam ayolu açılamaktadır. youtube 2
    yıldır yasaklaı olmasına rağmen , bu konuda devletimizin açtığı bir dava
    yoktur. bizim, internet teknolojileri derneği olarak aihm'e açtığımız
    dava var.

    ne yapılmalı ?

    5651 bilişim stk'larının "imdat çığlıkları" arasında yangından mal
    kaçırıcasında çıktı. bu süreçte, 10 milyon blog'un olduğu wordpress,
    myspace.com, dailymotion.com, alibaba.com gibi büyük, milyonlarca
    kullanıcının üye olduğu, içerik eklediği çoğu weblerin yanında,
    richarddawkins.net, turandursun.com, anarsist.com, ataist.org gibi
    aykırı görüşlerin ortaya atıldığı weblerde yasaklardan nasibini aldı. bu
    yasaklamalar, her zaman 5651 nedeniyle olmuyor; kişisel haklar ve fikri
    ve sinai hakların ihlali nedeniyle türkiye'nin her hangi yerinde bir
    mahkeme, hiç bir savunma almadan, bir bilirkişiye başvurmadan tedbir
    olarak bir yasaklama getirebiliyor. 5651 kaldırılıp, daha özgürlükçü,
    katılımcı, ve hukuka ve adelete uygun bir düzenlemeye gidilmedilir. bu
    yönde kartepe çalıştayında temel ilkeler kamu, sivil toplum ve özel
    sektörçe ortaya kondu.

    yasakçı refleksten kurtulup, hoşgörü, katılım ve saydamlık temelinde,
    ifade özgürlüğünü esas alan, uzun vadeli ülke çıkarlarını gözeten
    süreçleri kurmalıyız. yasaklama, ancak son çare olarak ve geçici olarak
    düşünülmelidir. yurttaşları adına karar veren devlet refleksiden
    vazgecip, yurttaşları bilgilendirip, kararı ona bırkan bir bakış açısına
    geçmeliyiz.

    kısa vadede hassas olduğumuz konularda, kendi normlarımızı tüm dünyaya
    dayatma çabamızdan vazgeçmeli, ve internetin türkiye'den görüntüsü ile
    yetinmeliyiz. bir nesne , türkiye'deki ip'ler için yoksa onu kaldırılmış
    saymalıyız. adaletsiz bir şekilde suçsuz yurttaşlarımızı
    cezalandırmaktan vazgeçmeliyiz. bir kitap, hatta bir paragraf yüzünden
    koca kütüphaneleri yasaklamak düşüncesini bırakmalıyız. başarılı
    olduğumuz sürece, kendimize zarar veririz. btk'nın işini yapmaması
    nedeniyle, bir kaç video nedeniyle youtube'u 2 yıldır kapalı tutmak
    türkiye'ye zarar veriyor. nesne temelli filtreleme kolayca yapılabilir;
    btk bunu yapacak, mali, idari ve teknik beceriye sahiptir.

    internet aynı zamanda sokaktır. "zararlı içerik"in yanında, çeşitli
    zararlı unsurlarda var. özgürlükler, kişisel mahremiyet ve gelişmenin
    önünü tıkamamak, zararlı unsurlarla mücadelede özenle korunmalıdır.
    toplumun ilgili kesimlerini paydaş olan bir yönetişim yapısını kurmak,
    gelişme için çok önemlidir. ülkemizin hassasiyeti olduğu konulardaki
    "zararlı içeriği", bilişim stk'ları ve internet gönüllüleri ile birlikte
    harekete ederek çözebiliriz. kamunun katı refleksi yerine, sivil
    toplumun esnek, katılımcı, diyalog temelli yapısı bu sorunu daha kolay
    çözebilir. devletin, esas olarak, "zararlı içerik"le mücadeleyi yurttaşa
    bırakması, demokrasilerde, esastır. devlet bunu destek olmalıdır; ama
    işi yurttaşa bırakmalıdır.

    internet, insanlığın gelişme önemli bir aşamayı temsil etmektedir.
    gelişme, dünya ile bütünleşmek, ab'ye girmek isteyen, özgür bireylerin
    oluşturduğu, çok renkli ve çok sesli bir türkiye için vazgeçilemez bir
    araçlar bütünüdür. gelin, interneti kalkınmamızı hızlandırmak,
    demokrasimizi geliştirmek, ortak aklımızı oluşturmak, bireyler olarak
    kendimizi geliştirmek, birlikte üretmek için kullanalım.

    internet yaşamdır !

    ----------------------

    saygilar
    mustafa akgul
  • genel olarak yasaklar konusunu kafaya taktirtan durum.
    youtube bana cok bir sey ifade etmediginden acilip kapanmasi nazarimda cok da onemli degil. ama onun disinda kapatilan binlerce site var su ya da bu sebepten.
    daha gecen gun haberlerde son gunlerdeki tecavuz haberleriyle ilgili kendisine danisilan bir psikolog bilgisayar oyunlarinin, internetin bu olaylara katkisindan bahsediyordu.
    zat-i muhtereme gore tek sorumlu teknoloji.
    boyle de garip bir anlayisimiz var iste; durumun kaynim bana kaydi konseptinin ya da ne bileyim ikiyuzlu ahlak anlayislarinin bir disavurumu olarak algilanmasindan ziyade, interneti sorumlu tutmak en mantiklisi degil mi ya? kapatirsin biter, evdeki ahval, anne baba tarafindan egitim? bunlara ne gerek var,cocugun tecavuzcu mu, kapat porno sitelerini, cocugun sigara mi iciyor, reklamini yasakla, gidip birilerini mi gasp etti aksiyon filmlerine bok at, vs vs.
    tv dizilerinde birileri mi opustu, uyar gitsin, zaten senin cocugunu da leylekler getirmisti. hayir anlamadigim bir sey var ki o da su; devletin insanlarin kendi cocugu, yakinin vs uzerinde hic bir etkisi olmadigina inanip butun kontrolu ele almaya calismasi nasil bir kafadir? arti hosuna gitmiyorsa izleme arkadas, cocugunun ahlaki bozulacak diye dusunuyorsan da cocuguna izletme! ask-i memnu dizisinde opustuler diye olay cikardilar, ne sasiriyorsunuz, adam sittin sene once yazmis romani orada bu tasvir edilmis babalar da gitmis cekmis. konsept aldatma, sevmiyorsan izleme! trt'nin 70'li yillarda cekip yayinladigi orijinal versiyonu izlese trt'yi bile kapattirir bu zihniyet.
    iste boyle...
  • şimdi bu yasak 2. yılını da doldurduğuna göre artık kanıksanan bir hale geldi, herkes kendi kafasına göre takılıyor. ama şöyle de ilginç bir durum söz konusu:
    diyelim ki youtube'a yüklenen bir video ile türkiye'de ikamet eden bir kişinin kişilik haklarına müdahale ediliyor, bu kişinin son derece haklı olduğunu düşünelim, doğal olarak türkiye'de mahkemeye başvurarak bu videoya erişimin engellenmesini istiyor. ama sorun şu ki, youtube'a erişim zaten engelli. sanırım mahkemelerimiz böyle bir durumda başvuruda bulunan kişiye "merak etme, zaten toptan kapalı erişim, kimse göremez o videoyu" diyerek geri gönderiyorlar. yoksa, zaten erişimi engelli olan bir siteye mahkemenin ayrıca bir videonun engellenmesi için başvurması komedi olur.
    bu durumda, aslında bu yasak şu demek oluyor sanırım, youtube yöneticilerinin dikkatini çekecek kadar açık olmadığı sürece, bu siteye ne isterseniz yükleyebilirsiniz, nasılsa türkiye'de hukuken bir sonuç alınması mümkün değil, istediğiniz kişiler hakkında istediğiniz kadar atıp tutabilirsiniz, çünkü youtube'a türkiye'den erişim yok.
    tam anlamıyla devekuşunun kafasını kuma gömmesi hikayesi bu, kutluyorum ilgilileri.

    not: aslında sadece youtube için değil, 5651 sayılı yasaya bağlı olarak toptan erişime engellenen tüm siteler için geçerli bu, sonuçta gerçekten erişime engellenmesi gereken içeriği engellemek yerine, bu içeriği sözde bir erişilemezlik duvarının ardına yerleştirerek, erişimin zımnen serbest bırakılmasına yol açıyor bu durum.