şükela:  tümü | bugün
  • zehirin onde gideni. misir surubuymus, peh!! duyan da masum bi sey sanir.

    kola, gazoz, ice tea türündeki içeceklerin pankreas kanseri olma ihtimalini %87 oranında arttırdığını gösteren makale için:

    http://cebp.aacrjournals.org/…9/2/447.full.pdf html

    (makaleye ulaşmak için ortada açılan pencerenin "scroll bar"ında aşağı doğru 1 sayfa ilerliyorsunuz)

    pankreas kanseri hakkında bir sunum için:

    http://www.webmd.com/…ow-pancreatic-cancer-overview
  • mısır nişastasının önce glikoza, sonra da bu glikozun yüksek oranlı fruktoza dönüştürülmesiyle oluşturulan kimyasal şeker. bu işlem sırasında 3 farklı enzim kullanılarak nişastanın parçalanması gerekli.

    birinici aşamada nişasta alpha-amylase enzimiyle karşı karşıya getirilerek küçük şeker zincirleri (polisakkaritler) elde ediliyor. ikinci aşamada glucoamylase enzimi şeker zincirlerini daha küçük parçalara bölerek glikoz elde edilmesini sağlıyor. bu enzim aspergillus adlı mantar tarafından üretiliyor.üçüncü aşamada kullanılan enzim, glucose-isomerase, çok pahalı. elde edilen glikozu %42 fructose ve %50-52 glikoz içeren bir karışıma dönüştürüyor. bunlardan sonra karışım iki aşamadan daha geçirilerek içinde %42, %55 veya %90 oranında fruktoz barındıran “yüksek fruktozlu mısır şurubu” (hfcs) üretiliyor.

    hfcs 42 konserve yiyeceklerde, kek vb gibi ürünlerde, ketçaplarda (bir yemek kaşığı ketçapta bir çay kaşığı hfcs 42 bulunuyor) dondurmalarda, pastillerde, reçellerde ve birçok başka yiyecek maddesinde kullanılıyor. hfcs 55 ise çoğunlukla alkolsüz içeceklerde (kola, soda vb.) kullanılıyor

    bugün dünyanın en büyük hfcs üreticisi olan (%71) amerikada doğal şekerden fazla hfcs tüketiliyor. neredeyse bütün paketli gıdalarda, aklımıza bile gelmeyecek yerlerde (salamda ketçapta bile var) kullanılan bu maddenin sağlık açısından pek çok sakıncası var.

    birincisi, hfcs üretiminde kullanılan mısırın neredeyse tamamı (elimde kesin veri olmadığı için neredeyse diyorum, yoksa aslında tamamı) genetik açıdan modifiye edilmiş. sevgili hfcs üreticilerimiz burada da kalmıyorlar, yukarıda bahsettiğimiz 3 adet güzide enzimin de genetiğiyle oynayarak yüksek sıcaklığa dayanıklı hale getiriyorlar. böylece yediğimiz içtiğimiz herşeye (evet pastaneden aldığımız baklavada ve kolada da var bundan) genetiğiyle oynanmış bu sözde şekeri bol bol katıyorlar çünkü normal şekere göre çook ucuz.

    ikincisi, hfcsnin gıdalarda yoğun olarak kullanılmaya başlandığı (özellikle kolaya girdiği) 1980 den itibaren amerikada obezlik neredeyse 4e katlandı. baskılara boyun eğmeyen pek çok bilim adamı bu yükselen obezliğin en büyük suçlusu olarak hfcsyi gösteriyor. hfcs savunucusu web siteleri bile "hayır obezlikle hiç alakası yoktu" diyemiyorlar. sadece "insanın genlerinde vardır, hfcs de etkilemiş olabilir" diyebiliyorlar.

    bu arada bu madde sadece bebek mamalarında kullanılmıyor. cunku fareler üzerinde yapılan araştırmalarda hfcsnin özellikle erkek farelerin büyümesini tamamen durdurduğunu. dişi farelerin ise ergenliğe giremediğini göstermiş. bi de orda kullansalardı ne olacaktı merak ediyorum

    türkiyede ise hfcsnin önüne şeker kanunu ile %10 kota koyulmuş. bunun birinci amacı elbette şeker pancarı üreticisini korumak. ama olayın sağlık boyutu da var. aynı oran ab'de %2, fransa'da %0,49 civarı.. sevgili bakanlar kurulumuz bu kotayı kanunun çıkmasının (ve başbakanın abd ziyaretinin (bkz: cargill) ) hemen ardından %15e çıkarmayı kendisine görev bilmiş. ancak danıştay geçen hafta yürütmeyi durdurma kararı aldı. şimdi ne olacağı pek belli değil ama bu azimle danıştay kararı da aşılır bana kalırsa.. ya ben lan neyse bir şey diyemiyorum
  • (bkz: king corn)
  • içine katıldığı her türlü yiyecek ve içeceğin tadını berbat eden madde. biraz yapaylık, bolca çakallık, aşırı miktarda amerika aromalı rezil icat. obezite başta olmak üzere sağlık sorunlarına yol açtığı yönünde ciddi iddialar da var.

    bu maddeyi üreten, yayılması için veya yok edilmesini engellemek için çalışan herkese birer mısır koçanı hediye etmek istiyorum, onlar münasip şekilde kullanmayı bilirler. insanoğlunun şu devirde şekere ürettiği alternatif bu meretse, ben kurban olurum o şekere.
  • nam ı diğer adıyla isoglukoz adıyla bilinen insanlığın yüz karası.
  • insülin direncine neden olan suçlulardan biri. önde gideni, bayrak sallayanı...

    bayram seyran zamanlarında artan tatlı tüketimi ve özellikle ev yapımı olmayan tatlılar insülin direncine zemin hazırlar. sağlıklı kişiler bile dışardan tatlı alırken yapımında kullanılan malzemelere dikkat etmelidir. ancak bu pratikte pek mümkün olmaz. misalen baklavacının karşısına geçip "içinde ne var?" diye sorulsa bile pek gerçekçi bir cevap alınamaz.

    bu nedenle şekerler konusunda bir iki püf noktasına değinmekte fayda var;
    * tatlı üreticilerinin normal şeker yerine kullandığı mısır şurubu şekeri** doygunluk hissi yaratmadığı için daha fazla tatlı tüketimine neden olur. normal şekerle yapılan baklavadan üç dört dilim yendiğinde insanın içi bayılırken mısır şekeriyle yapılandan yarım kilo yense de kesmez.
    * normal şekerle yapılan tatlılar bir kaç gün sonra ağdalı, kristalize bir hal alırken bu tip şekerden yapılanlar uzun süre ilk günkü halini korur.
  • bu merete bulaşmayayım hacım diyorsanız, ambalajlı hemen hemen bütün ürünlerden uzak durmanız gerekmektedir. geçen gün bir salata sosunun etiketinde bile gördüm. yemeden önce etiketine bir bakın, glikoz şurubu, mısır şurubu, corn syrup gibi bişeyler görüyorsanız yemeyin onu.