şükela:  tümü | bugün
  • 1821 mart ayinda eflak bogdanda baslayip mora yarimadasinda yayilmis isyan. 25 mart gunu yunanistanda bagimsizlik gunu* olarak kutlanmaktadir. (bkz: kime gore neye gore)
  • avrupalıların yardımı sayesinde başarılı olabilmiş bir isyandır.
  • türk tarihine göre isyan, yunan tarihine göre bağımsızlık mücadelesi olarak tanımlanan olaydır. milliyetçilik akımının etkisi, rusya' nın uyguladığı balkan politikası, fener rum patrikhanesi ve rum aydınlarının isyana teşvik edici çalışmaları isyanın başlıca nedenleri arasındadır. isyanın sonunda yunanlar osmanlı imparatorluğu' na karşı bağımsızlığını kazanan ilk millet olmuştur.
  • mora'da çevresini sardıkları kaleleri kısa uzun kuşatmalar sonucu ele geçirip arnavut, türk demeden içerideki bütün müslümanları katleden yunanlılar karşısında osmanlılar tam manasıyla göte gelmişken mısırlı mehmet ali paşanın oğlu ibrahim 1824 yazında mısır'dan yola çıkar ve yardım babında bölgeye on yedi bin asker ve büyük bir filo eşliğinde ulaşır. girit ve rodos'ta sükuneti sağladıktan sonra yunanlıların patlayıcı yüklü gemilerinden korkup uygun anı beklemeye başlar. yunan filosundaki denizcilerin paraları ödenmediği için isyan ettiğini duyunca modernize edilmiş ordusu eşliğinde şubat 1825'te koron'dan mora'ya çıkar ve kaleleri yunanlıların elinden tek tek alır, şehirleri de yakar yıkar. ibrahim'in yunanlıları biraz fazlaca hırpalaması o aralar "ah yunan da yunan" diye ölüp biten, henüz dinini tam olarak çöpe atmamış, din kardeşim, medeniyet beşiğim diye savaşa atılmaya hazır avrupalıları rahatsız eder ve rusya-fransa-ingiltere ortak bir filo kurup mısır-osmanlı donanmasını 1827 kasım ayında navarin'de perişan eder. 1828 ağustosunda bu defa fransızlar yarımadanın güneyindeki koron'a keşif çıkarması yaparlar. ekim ayında bütün yarımadayı mısırlılardan temizledikten sonra bir de türklerin hala ellerinde tuttukları kaleleri ele geçirirler. 1828 sonunda fransız kuvvetlerinin büyük kısmı bölgeden ayrılsa da 1833'e kadar yarımadada fransız varlığı devam eder.

    napolyon'un mısır seferinde olduğu gibi bu seferde de avrupalının ilim irfan, çiçek böcek, çanak çömlek aşkı sınır engel tanımamıştır. askeri birliğe on yedi adet bilginden oluşan bir bilimsel misyon eşlik etmiş, doğal tarih, arkeoloji, mimari, heykel gibi alanlarda uzman olan bu bilginler ordu ile yolculuk yapmış ve yaptıkları çalışmalar ülke hakkında çeşit çeşit yeni bilgiler elde edilmesine yol açmıştır. bilimsel misyon üyeleri topoğrafya haritaları çizerler; mora, attika ve kiklad adaları bölgelerindeki anıtların rölöve, çizim, kesit, plan ve restorasyon önerilerini hazırlarlar; james stuart ve nicholas revett gibi önceki dönem gezginlerinin antik yunan kalıntıları üzerine yaptıkları çalışmaları yeni bir sistematik ve geniş çaplı envanter çıkarma girişimiyle geliştirirler. fransızların mora çıkarmasından sonra basılan yayınlar ziyaret edilen bölgeleri neredeyse en küçük ayrıntısına kadar tasvir eder. bu yayınlar bölgeyi oralara kadar gitmeden öğrenmek isteyenlere de iyi bir kaynak olur.

    özetle elin frenk gevuru gelip bizim ülkeye çıkarma yapıyor, boş da durmayıp "işte burada da güzel bir sütun varmış" diye defterine not ediyor, ilim tahsil ediyor, sonra işi bitince ülkeyi yerlisine teslim edip geri dönüyor. biz de sövüyoruz, vay gevur bizi yendi falan diyoruz. artlarından bakıp "eeee o silahlar gemiler bizde olsaydı" falan diyoruz... bugün de pek bir şey değişmemiş, işler hala aynı bence.
  • osmanlı devletine karşı başlatılan bu isyanla yunanlılar bağımsızlıklarını elde etmiş ve ulus devletini kurmuşlardır.
  • 1815 viyana kongresinde imparatorluğu parçalama planları yapan batılıların ilk kalkışması mora isyanlarıyla yunanistanın bağımsızlığını kazanması olayıdır. yunanistan batılıların yardımıyla bağımsızlığını kazanmış ve osmanlı'nın parçalanması ve avrupadan atılma planlarının startı verildi. prof justin mccarty'nin deyişiyle osmanlıların sadece toprak kaybetmelerine izin verilir, kazanmalarına asla. gerçekten de osmanlı savaşı kazansa da masa başında özellikle yunan ve kıbrıs konusunda masada kaybediyordu. bu bağlamda kıbrıs ve yunan sorunu 200 yıllık bşr emperyal projedir. son zamanlardaki kıbrıs sorunu kısaca bahsetmek gerekirse masada verilecek bir konu değildir fakat 2000'li yılların başında bugünkü iktidar neredeyse ver kurtul politikası izlemiş,.denktaş ve eski türkiyenin politikacıların çözümsüzlüğüm baş mimarı plarak liberal gazeteciler başta olmak üzere türk kamuoyında propoganda yapmışlardır. yorgo papandreu ise batılılaron esas amacını açıkça dile getiren bir diğer yunan lideridir. açık açık 'türkiye lozan antlaşmasına rağmen ve osmanlı imparatorluğundan kurtarılmış olan memleketlerin hiçbir zaman tekrar türklerim hakimiyeti altına geçmeyeceğine dair hıristiyan dünyasının geleneklerine aykırı olarak kıbrısa dönmektedir. papandreu batı dünyasının türkiyeye bakış açısını açıkca file getirmiş ve onun ağzından da böyle bir geleneği olduğunu öğrenmiş olduk. bu bağlamda değerlendirirsek bugünkü kıbrıs olayları bu doğrultuda değerlendirmeli, rezil duruma düştüğümüz dış politikamızı idealist liderlerle tekrar hak aramalıyız. keza kıbrıs ve yunan kesimi, annan planı gibi türkleri asimile edecek adadan atacak, soykırımı bile tanıyacak bir plana evet dememiştir. nedeni.enosistir ve batından aldıkları garantilerdir. bugün ise 3
    dünya savaşınım ayak sesleri duyulmaktadır ve batı kıbrıs konusunda geçmiş kararlılığını sürdürdüğü sürece görüşmeler havada kalacak, türklerin desteğinden yoksun kalacaklar gibi görünmektedir. tabi bugünden erkenden konuşmak gereksizidir, zamanın ne getireceği bilinmez. bugün dünyanın mevcut şartlarında türkiyesiz bir avrupanın düşünülemez olduğu gerçeği gözlerden kaçırılmamalıdır.
  • 1800lerin başında bölgede adam gibi bir askeri yığınak yapılamadığı için bastırılamamış isyan.