şükela:  tümü | bugün
  • tam hali “yunanistan’ın türk soykırımı üzerine kurulan haydut bir devlet olması” olan başlıktır.

    biz gururlu bir millet olduğumuz için yunan isyanı sırasında yaşanan türk soykırımını konuşmuyoruz hatta bilmiyoruz. fakat yunanlar 1919-1922 yıllarında anadolu’da yaşanan yunan işgali ve vahşetine karşı kazandığımız şanlı zaferimizi pontus soykırımı zırvasıyla dünya gündemine getirmeye çalışıyor. atatürk’ü soykırımcı ilan ediyor. bu konuda harekete geçip hem balkanlar’da yaşanan hem de anadolu’nun işgalinde yaşanan yunan vahşetini ve türk soykırımını dünya kamuoyuna taşımalıyız. bu işe başta devlet yetkilileri el atmalı, devlet politikası haline getirilmelidir. 25 mart 1821 tarihi türk soykırımı günü ilan edilmelidir.

    ingiliz tarihçi walter alison phillips şöyle diyor:

    "üç gün boyunca şehrin sakinleri, bir vahşi çetenin kötülüğüne ve keyfine bırakıldı. yaş ve cinsiyet ayrımı yapılmadı. kadınlar ve çocuklar, öldürülmeden önce işkencelere tabî tutuldu. katliam o kadar büyüktü ki, kolokotronis kapıdan hisara kadar atının ayaklarının yere hiç dokunmadığını söyledi. şehirdeki yunan zaferinden sonra yol kenarları cesetler ile doldu. kadınların ve çocukların bulunduğu müslüman kitleleri, yakınlardaki dağlarda sığır gibi doğrandı." (walter alison philips, the war of greek ın
    dependence, 1821 to 1833. london, 1897, s. 61)

    ingiliz tarihçi william st. clair katliam sırasında tripoliçe'de bulunan yabancı subayların gördüklerini şöyle anlatıyor:

    “10 bin üzerinde türk öldürüldü. paralarını sakladığı şüphe edilen tutsaklar işkence edildi. kolları ve bacakları kesildi ve ateşin üzerinde yavaş yavaş kızartıldılar. hamile olan kadınların karınları kesildi, kafaları kesildi ve köpek kafaları bacaklarının arasına sokuldu. cumadan pazara kadar hava cığlık sesleriyle doluydu.... bir yunan 90 kişiyi öldürdüm diye övünüyordu. yahudi topluluğu sistemli bir şekilde işkenceden geçirildi.... haftalarca aç bırakılan türk çocukları çaresiz yıkıntıların arasında koşarken yunanlar tarafından yere atıldılar sonra vuruldular.... su kuyuları cesetlerle dolduruldu... yunanistan'daki türkler arkalarında az iz bıraktılar. 1821 ilkbaharında dünyanın geri kalanı tarafından arkalarından gözyaşı dökülmeden ve farkedilmeden aniden yok oldular. bir zamanlar yunanistan'ın bütün ülkenin etrafına dağılmış büyük bir türk nüfusuna sahip olduğuna bile inanmak zordu. bu ailelerin arasında varlıklı çiftçiler, tüccarlar, memurlar yaşıyordu ve yüzlerce yıl boyunca burada yaşamış ve buraları kendi yurtları olarak kabul etmişlerdi... kasıtlı ve acımasızca öldürüldüler ve hiçbir zaman pişmanlık gösterilmedi." (william st. clair, that greece might still be free the philhellenes in the war of ındependence. london: oxford university press, 1972, s. 43)

    abdli tarihçi justin mccharty şöyle diyor:

    “işlenen cinayetler, görülüyor ki, sırf bir nefret patlaması değil, hesaplı kitaplı siyasal eylemler niteliğinde idi. yunanistan’daki türkler, sadece yunanlılara ait ve bağımsız bir yunanistan yaratma amacına bir engel olarak görülmekte idiler. ayaklanmacılar, yunanistan’daki türklerin bağlılığının ‘yeni bir yunanistan'a değil, osmanlı imparatorluğuna yönelmiş olacağını, isabetle, varsayıyorlardı. bir türk azınlığının varlığı, gelecekte osmanlı’dan yana duyguları bulunacak bir odak oluşturacaktı ve belki, yine gelecekte, osmanlı’nın bir saldırısı için, yunanistan türklerine yardıma gelmek bahanesini sağlayacaktı. türkler hiç kuşkusuz yunan ayaklanmasına karşı bir beşinci kol işlevini göreceklerdi. bu sorunları çözümleyecek çare, kökten kazıyıp yok etme idi. işin sonunda, avrupa’nın büyük devletleri, osmanlıyı (1830 yılındaki londra protokol'ü ile) mora'da bir yunan krallığının yaratılmasına razı olmak zorunda bıraktıklarında, bu ortaya çıkan, orada yüzyıllardır yaşayan türklerden arınmış bir yunan krallığı idi. her ne kadar ölümlerin sayısı hakkındaki hesaplamalar kesin belirlilik göstermiyor ise de, yunan ayaklanmacıları tarafından öldürülmüş müslümanların sayısının 25.000'i geçtiği anlaşılmaktadır. yunan ayaklanması, balkanlarda daha sonraki ayaklanmalar için bir model ortaya koydu. ulusal bağımsızlığı sağlamak uğruna, bölgeleri türk nüfusundan arındırmak politikası; 1877–78,1912–13 ve 1919–23 savaşlarında yeniden kendini gösterdi. daha sonraki savaşlarda, amaç, 1821'deki yunan ayaklanmacılarının amacıyla aynı idi: yol üzerinde bir engel olarak duran etnik ve dinsel toplumu yok ederek, kendi içinde birlik gösteren bir ulus yaratmak. türklerden nefret ediyor olmak, yapılan kıyımlarda gerçek bir etkendi, ama bu etken, bağımsızlık ve ulusçuluk hedeflerine doğru yönlendirilmişti. kuşkusuz, türklerin çiftliklerini ve mallarını mülklerini sahiplenmek isteği de, görmezlikten gelinemeyecek bir etken olmuştur.“ (justin mccharty, ölüm ve sürgün, çeviren: bilge umar, inkılap yayınları, istanbul, 1998, s. 8-12)

    (bkz: anadolu balkan ve kıbrıs’ta yunan zulmü)
  • başlığı açan kullanıcı "biz gururlu bir millet olduğumuz için ...." demiş. yok ondan değil. düpedüz tembellikten. herhangi bir araştırma yapmaya üşenmekten kaynaklı bir sorun.
  • biz türkler aptal bir milletiz. doğu anadolu'da ermenilerin yaptığı soykırımlardan tutun balkanlara, bugünkü yunanistan'a kadar başımıza gelmeyen kalmamış ama nato kafa nato mermeriz. üstüne üstlük ermenilere soykırım yaptık diye dolanan gerizekalılar dahi var.
  • gururdan değil mallıktan kullanmıyoruz bu kartı. doğru düzgün bir tane canlı türk arnavut hatta yahudi bırakmadı adamlar bağımsızlık savaşlarında ama soykırımcı olan biziz. bir bok da yapmıyoruz doğrusunu yaymak için dünyaya. başta sadece ermeni soykırımıydı, sonra süryani ve yunan soykırımı geldi şimdi de kürt geliyor. bakalım ne olacak bu işin sonu, bu beceriksizlikle içinde bulunduğumuz durumun altından kalkarsak ne mutlu bize.
  • doğru tespittir ve diğer yazarların da dediği gibi tembellik nedeniyle. celal şengör'ün gelecek bilimde kanalında, kuzey ve doğu anadolu fay hattını anlattığı bir video var. orada diyor ki, doğu anadolu fay hattı başka ülkede olsa, yıllar yıllar önce ortaya çıkarılırdı ama tembellikten çıkarmadık; artık deprem ola ola kendisi ortaya çıktı ve işte bu fay dedik diyor. onun gibi, biz bilimsel olarak ne yazık ki tutku sahibi bir ülke olamadık. ne coğrafyamızı ne de tarihimizi ortaya çıkaramadık.