şükela:  tümü | bugün
  • bir kişinin kendi milliyetinden insanlarla birlikte yaşadığı ulke, vatan.
  • belli bir kesimin, yeme, yatma, dinlenme gibi ihtiyaçlarını karşılaması amacıyla devlet yada özel sektör tarafından yaptırılmış, -cüzi miktarlar karşılığında- kalınabilecek bina.
  • güzide bir konserve markası...
  • eski turk toplumlarinda buyuk bir aileyi icinde barindirabilecek sekilde tasarlanmis, buyuk kil cadir.
  • bir yayınevi.
  • zamanında hem türkler hem de moğollar'ca kullanılmış olan (bahsi geçen her iki ulustan da halen kullananlar vardır), her tarafı simgesel anlatımlarla dolu olan (kapının her zaman doğuya bakması, tam tepedeki "göğün çemberi"ni simgeleyen açıklık vs), küçük bir evren biçiminde tasarlanan, görüntüleri itibariyle çok beğendiğim ve sevimli bulduğum (özellikle çok çok basık bir kubbeye benzeyen tepeleri), modern türkiye mimarisinde de öyle veya böyle bir estetik ve ulusal motif olarak kullanılması gerektiğini düşündüğüm taşınabilir yapılar.

    kırgızca'da ak-üye (ak ev), kazakça'da ise boz-üye (boz ev) olarak adlandırılmaktaymışlar. diğer türkçe lehçeleri ve moğolca'da da aynen türkiye türkçesi'nde söylendiği gibi söylenir ("yurt").
  • cok eski asyadan bugune kadar kadar gelmis türkçe sözcüktür. göçebe türkler yerleşik olmadıkları ve yerleşik ev kavramını henüz tanımadıkları için çadırlarda yaşarlar ve oturulan toplanılan yenılen içilen büyük çadıra yurt derlerdi. türkler anadoluya göç etmeye başladıktan sonra yerleşik yunan topluluklarıyla karşılaşmış kaynaşmış ve yerleşik hayata dair ilk bilgilerini yunanlılardan edinmişlerdi. bugün kullandığımız "ev" kavramına ilişkin çoğu sözcük türkçeye bu yüzden yunancadan geçmişti. bu sözcüklerden en bilineni anahtardır. eski yunancada kapı anahtarına anahitaris deniliyordu mesela. bunun gibi cok sayida yunancadan gecme ev'e dair sozcuk vardir
  • konserve yiyeceklerde oldukça başarılı bulduğum, fiyatı 2,5-5 ytl arasında değişen ürünlere sahip firma.
  • ingilizce'ye aynen geçmiştir.

    http://en.wikipedia.org/wiki/yurt