şükela:  tümü | bugün
  • 25 kasım 2016 soner yalçın'ın köşe yazısı.

    şu

    "demek… türkiye yaşanmayacak hale geldiğinden kimileri yurt dışına gidecekmiş!

    demek… türkiye'nin bu hale gelmesinin başlıca sorumlusu emperyalizm merkezlerinde yaşayacaklarmış!

    yazık… kimlerle aynı safa düşecekler anlamıyorlar!"
  • (bkz: peki)
  • "türkiye'nin bu hale gelmesinin başlıca sorumlusu ..."

    hala sucu baskasinda aramak, hic akillanmamak.
  • türkiye'den siktir olup gitmek başlığını her daim canlı tutan ekşicilere (selam) çakan köşe yazısı.
  • soner yalçın'ın bugünkü yazısında yaptığı çağrıdır. soner yalçın'ı severek okurum fakat bu yazının içeriği çok zayıf olmuş. "emperyalizmin kucağına gitmeyip türkiye'de kalın ve emperyalizmle savaşın" demekle olmaz o iş. nasıl savaşacağımızı da söylemen gerekir. keşfedemediğimiz bir savaş yöntemi bulduysan bizimle paylaş, uygulayalım.

    ayrıca ülke sanki güllük gülistanlıkmış da gidenler şımarıklıklarından gidiyormuş gibi insanları yaftalamanın bir anlamı yok. kimse emperyalizmin kucağına gideyim anlayışıyla gitmiyor herhalde. gidenlerin çoğu arzuladıkları yaşam biçimine ulaşmak için gidiyor. haliyle ben gitmeyebilirim, sen gitmeyebilirsin ama gidenlere gitme demek için güçlü argümanların olması gerekir.

    şimdi beyin göçünü konuşuyoruz mesela. sen bu ülkenin bilime gönül vermiş değerlerine "burada kalırsanız istediğiniz bilimsel faaliyeti yürütebilirsiniz" diyebiliyor musun? diyemiyorsan öyle "gitmeyin" diyerek işin içinden sıyrılamazsın. dediğim gibi somut çözüm önerileriyle gel, tartışalım.
  • he amk 14 sene boyunca bir kesimi dışla; göt dara düşünce "bi el atıverin.", işte ben buna gülerim.
  • neden gitmeyelim sevgili soner yalçın?
    vallahi ben hiç bir şey anlamadım bu yazdığından.
    bana gösterebildiğin geçerli bir sebebin yok.
    sikmişim emperyalizmi de diğer şeyleri de.
    ulan ben mi sattım ülkeyi de benim kurtarmamı bekliyorsun?
    kurtarsam ne olacak yine satacaklar.
    ben sadece bir ömür yaşıyorum ve meperyalizmle mücadele sikimde değil.
    iyi bir hayat yaşamak istiyorum.
    bana ne sunuyorsunuz?
    kan, göz yaşı, işkence, eziyet, kavga, kaos, huzursuzluk ve hayatımı dilediğim gibi yaşamama özgürlüğü.
    bıkmadınız şu vatan edebiyatından.
    mesele bizim vatana ne verebileceğimiz değil. çünkü yüzyıldır can veriyoruz, vergi veriyoruz, aç kalıyoruz.
    peki karşılığında 100 yıldır ne alıyoruz?
    bu vatan bize 100 yıldır ne verdi, zor hayat koşulları, ölüm ve vergiden başka.
    ben şahsen siyasallaşmış hayvanların yaşadığı bir toplumda yaşamak yerine medeni bir toplumda yaşamayı tercih ederim.
    sen siyasallaşmış toplumla medeni toplum arasındaki farkı bilir misin?
    hiç sanmıyorum bildiğini, sen de siyasallaşmışsın.
    temelinde insan hakları ve özgürlüklerine saygın yok.
    neden mi?
    çünkü siyasal bir gerekçe ile insanların bu coğrafyada kalıp, ömürlerini yok etmelerini istiyorsun.
    sen yanmazsan,
    ben yanmazsam
    nasıl çıkar aydınlıklar karanlığa
    diyor ya nazım.
    ulan hep biz yanıyoruz.
    siz yanmıyorsunuz.
    ölen biziz
    öldüren siz.
    ülkeyi yaşanmaz hale getiren, emperyalizme çanak tutan, emperyalizmin bekçiliğine soyunan biz miyiz?
    bir kez de yanan siz olun, ölen siz olun diye bu ülkeyi terk etmek, siktir olup gitmek gerekiyor.
    birilerinin götünün rahatı için bir kez gelinen hayattan vaz geçmek en azından benim için çok doğru değil.
    senin için çok doğruysa buyur ben sıramı sana veriyorum.
    ülkeyi de terk edemiyorum.
    ama kavganıza karışırsam siksinler beni.
  • sadece 1 hayatım var ve bunu da sizin veya başkasının dilediği gibi değil, sizin veya başkasının idealleri veya inançları gibi de değil, kendi istediğim gibi yaşayacağım.. şimdi dağılın..
  • kimse yurt dışına gitmediğinden karşılığı pek olmayan yazı. gidebilenler merkez ülkelere gitmeye çalışıyor. periferi/merkez kutuplaşması bir gün coğrafi konumunu değiştirecek denilebiliyorsa; dünya tarihinin daha böyle bir şey olacak yeri kaldıysa yerinde bir öneri; aksi takdirde beyin göçünü engellemek mümkün değil. keşke engellenebilse de işte; öyle olmuyor.

    yeri gelmişken, "yurt dışı" eski türk filmlerinde olan bir yerdi; gerçekte yok.

    edit: imlâ
  • yaşamın her şeyden önemli olduğunu anlayamamış soner yalçın yazısı.

    gitmek isteyip de gidemiyenlerdenim. bu ülkede her gün ölüme ramak kala yaşıyorsun.

    trafikten,bombadan,cinnetten,hukuktan,ekonomiden. devlet hiçbir zaman vatandaşına gerçek anlamda sahip çıkamamıştır.

    bak misal 2016 ötv zammına veya elektrik faturasındaki sikik kesintilere hatta dolarla ücretlendirilen köprü fiyatlarına. insanlardaki umursamazlığa veya umutsuzluğa.
    bir halk bunları hak ediyor mu etmiyor ama boktan bir hayata razı olmaya salık veriyorlar. celladımıza aşık olmamızı bekliyorlar.

    üç küçük oğlum var büyüdüklerinde yurt dışında yaşamalarını tavsiye edeceğim. bunun için yüzlerce nedenim var. insan gibi yaşadığın her yer güzeldir.

    gitmeyeceksin de ne yapacaksın.

    bu ülkede dayatılan şey koca bir şükürden ibarettir. ölümü gör sıtmaya razı ol.