şükela:  tümü | bugün
  • türkiye'de boktan bir işte çalışıyorsanız, çok iyi ingilizceniz de yoksa.şu listedeki software bootcamp'lerden iyi olduğunu düşündüğünüz birine kayıt yaptırın ve gelin öncelikle 3 ay bir eğitim alın. bu süre içinde ortama alışma, dile alışma, network yapma şansınız olur.

    bir de öz kaynaklarınız kısıtlıysa ny'a ya da san francisco'ya gitmeyin öncelikle. bu eyaletler çok pahalı oldukları için aldığınız eğitimden sonra hemen iş bulmanız gerekir. bu da sizi gereksiz yere strese sokar. ayrıca şu yazıda belirtilen amerika'da bu yaz en çok eleman açığı vereceği düşünülen bölgeler işinize yarayabilir ona göre bir software bootcamp seçerseniz iş bulma olasılığınız artacaktır.

    şimdiden hepinize başarılar diliyorum utah tarafına yolunuz düşerse yeşillendirin görüşelim, yardımcı olmaya çalışırım.
  • yaptığınız işin niteliğine göre değişecek olan konudur.

    1) her ülkenin bir insan kaynakları profili var. kimi yerde insan kaynakları firmaları üzerinden gidilirken, kimi ülkelerde ise kariyer.net benzeri siteler kullanılıyor. bu konuda bir araştırma yapın (ipucu: bir ülkede mesleğinizle ilgili maaş araştırması yapın, bu konuda ik firmalarının yıllık araştırmaları varsa firmaların sitelere göre bir tık önde olduğu söylenebilir).

    2) linkedin'e laf edenin çocuğu olmaz, çok günah! doğru düzgün hazırlanmış ve anahtar kelimeleri düzgün bir şekilde yerleştirilmiş bir özgeçmiş, o konuda iştigal eden ik uzmanlarını yeni açan çiçeğe üşüşen bal arısı gibi musallat eder. efendi gibi (abartmadan tabi, uzmansanız titr olarak daire başkanı yazmayın) profil oluşturun, hedef ülkenin kariyer gruplarına katılın.

    3) önceki maddeyle ilgili olarak o ülkede bulunan türkler'den, linkedin aracılığı ile yardım isteyin. size bilgi verirler, cv'nizi arkadaşlarına ulaştırırlar, network'leri vardır. çekinmeyiniz.

    4) önceki maddeyle ilgili olarak, her önünüze gelene atlamamak koşuluyla (!), o ülkedeki ik uzmanlarından, veya aktif olarak o ülkede çalışan insanlardan yardım isteyin. ülkenin popülerliğine göre düşük geri dönüş olabilir, moralinizi bozmayın.

    5) karşılayabiliyorsanız hedef ülkede yüksek lisans kovalayın. burslu veya paralı da yapsanız, orada oluşturacağınız kontaklar işinize yarar.

    6) vaktiniz varsa iki aylığına hedef ülkeye kalmaya gidin! gözünüze bazı firmaları kestirip, elden cv bırakın. linkedin aracılığı ile birilerine ulaşıp görüşme ayarlayın, illa iş değil, illa şimdi değil, sonrası için de faydalı olur.

    7) tabi sadece yurtdışında iş bulmak için yapılır yapılmaz demiyorum ama bekarlar, evlilere göre bir tık daha şanslıdır. bekar insanın mobilitesi, evli ve çocuklu birine göre daha yüksektir. bu anlamda gerek işi kapma, gerekse maaş pazarlığında öne çıkar.

    8) yurtdışına çıkmayı çok istiyorsanız az biraz taviz önemlidir ki özgeçmişiniz öne çıksın. ücret olur, dil olur, başka bir şey olur, sizi diğerlerinden ne ayıracak bunu düşünün. bir kere çıktıktan sonra daha iyisini veya başka bir ülkeyi çok rahat gündeminize alırsınız. önemli olan çıkabilmek. amerikalılar'ın güzel bir sözü var iyi bir iş için "önce bir iş bul, sonra daha iyisini bul, gerektiği kadar bu döngüyü tekrar et".
  • yüksek lisansını yurtdışında yapmaktan geçiyor.
  • uluslararasi iliskiler mezunu olarak olmayan yollardir. doktorlar, muhendisler ve daha nice kalifiye elemanlar is bulamiyor yahu bir dur diego...
  • generalist degil specialist olmak. kimsenin generalistlere ihtiyaci yok. adamlarin kendi ulkeleri dolu zaten.

    ayrica dogu avrupa falan diye de kimse heveslenmesin. burokrasinin allahi buralarda. hollanda'dan 1 ayda alacaginiz oturum izninizi, bulgaristan 1 senede verirse moraliniz bozulmasin.

    bu isler o kadar kolay degil. kimse kollarini acmis turkler gelsin diye beklemiyor.

    ek: dogu avrupa'da kebapci ya da tekstilci olursun diyenlere kulak asmasaniz da olur. bilmeden konusurlar.

    kuzey avrupa'nin uretiminin cogu dogu avrupa'ya kaymis durumda. ozellikle it sektorundeki insanlar icin falan. hayir kendim kuzey avrupalilarla birlikte calismasam bilmeyecegim de, direkt icindeyim. ondan konusuyorum.
  • öncelikle yaşam koşulları, size sağladığı sosyal ortamlar, güven, maaş ve haklarınızı değerlendirmek lazım diye düşünüyorum. sırf yurt dışında yaşayacağım, çalışacağım diye hayatı kendine zindan etmeye gerek yok. (bkz: yaşanılacak ülkeler)
    gidebileceğiniz ülkeleri bir liste halinde seçtikten sonra, o ülkelerdeki firmaları araştırıp, linkedin üzerinden kontak bulmanızı ve konuşmaya başlamanızı öneririm. hem lokal, hem de expat çalışan birileri olursa daha iyi bir bilgi alırsınız.
    sonrasında, o kişiler üzerinden de olabilir ya da global insan kaynakları firmaları aracılığı ile iş bakınabilirsiniz. (bkz: glassdoor)(bkz: monster.com)
  • ilk adimi ozgecmis ve on yazidan gecen yollardir.

    her bir is basvurusu icin ayri ayri ozgecmis ve on yazi hazirlanmalidir. is basvurulari kontrol edilirken; is detayi ile adayin ozgecmis ve on yazisinin ne kadar ortustugu cok onemli. bu ortusme iclerinde gecen kelimelerin ne kadar eslesip eslesmedigi ile alakali. bu yuzdeye gore de ozgecmisler acilip, degerlendirmeye aliniyor. gerekirse saatlerinizi harcayin ama sakin dokumanlarinizi duzenlemeden, guncellemeden bir ise basvurmayin.

    ozellikle on yazi bu noktada baya bir onem tasiyor. gectigimiz hafta insan kaynaklarindan bir kadin seminere gelmisti. soyle bir cumle kurdu;

    "ıf people didn't want to spend their own time to create a cover letter, why would i spend my own time to read his/her resume?"
  • zorluğuna gün geçtikçe bir zorluk daha eklenen eylemler silsilesidir.
    ben bu yarışa backend developer, python, gıs vs. alanlarında aylardır katılıyorum. ama yok arkadaşlar sıkıntı çok büyük ekşide bişiler okuyup gaza geliyorsunuz ama kazın ayağı öyle değil.

    bir kere immigration meselesi var, çoğu şirket buna yanaşmıyor. akabinde sponsorluk, senin bir hata işlemen durumunda ülkeden atılman ve işverenin personel kayıbı vs riskleri dolayısıyla sen tercih edilmiyorsun.

    ikincisi hintliler. mühendislik şirketlerine başvuruyorsanız bu ağzı kokan ipneler hem teknik olarak sizden daha donanımlı hem de tüm devresi zaten o şirketi kapladığı için yozgatlı garson gibi çoğalıyorlar.

    üçüncüsü dil puanı meselesi. yani çok az karşıma çıktı ama istedikleri zaman da ıelts toefl istiyorlar. eğer benim gibi her türlü sınavdan nefret eden ve kaçarak uzaklaşan tipseniz ve ülkenizde dolar anasının amı mertebesine ulaştıysa öyle toefl' a gidem 200 dolar verem muhabbeti bir süre yalan oluyor. bir de toefl'ın geçerlilik süresi var belirtmek isterim.

    dördüncüsü belki de en önemlisi : (bkz: ik)
    şimdi ık'cı concon arkadaşlar bu dediğime alınacak ama ık duvarı biz teknik adamlar için bayaa sıkıntılı ve önemli bir duvar. niçin?
    ık'cıların çok ama çok önemli bir kısmı çalıştıkları şirketin ne iş yaptığını anlamaz, anlayamıyor. pozisyonun istediği personelin de ne tür donanımlara sahip olması gerektiğini, skill'den ziyade yaklaşımın önem kazandığı durumları ayırt etmesi gerektiğini bilmiyor. örneğin ilan front end developer istesin, ık'cının bu çok genel ilana karşı şöyle bir yaklaşımı var :
    "tüm dilleri bilsin amk, ne kadar bilirse o kadar iyi. html, css, bootstrap, js, node.js, vue.js, react.js bilsin zaten. sonra python bilsin bak çok moda, e java da bilsin herkes kullanıyor. c# .net platformuna da hakım olsun dolayısıyla ado.net .net core da bilsin. eee işte mobilden de anlasa fena olmaz.(...)"

    bu sığırlıkla yarrak adam bulursunuz. bak ciddi söylüyorum böyle bakıyor yurt dışı da yurt içi de. ık'nın görevi uygun personeli bulmak, şirket ekolüne yakıştırmak, oryantasyon ve sonrasinda genel durumu korumak. kabaca böyledir. ama geliştirdikleri sikimsonik plaza dili ve hayatına kendilerini o kadar kaptırmışlardır ki bir insan ile iletişim nasıl kurulur, onun güçlü özellikleri nasıl ön plana çıkarılır ve şirket için bu çakışmalar ne denli optimum noktalarda tutulabilir, konularında en ufak fikirleri yok. papağan gibi aynı şeyleri söyleyip dururlar. bu açıklamalarımın detayını bir gün boş kalırsam ik başlığına da yazacağım.

    ık konusunda son olarak size altın değerinde bir tavsiye :
    hangi ülkeden olursa olsun, farketmez. asla ama asla ama kat'ta doğruyu söylemeyin. söylemeyin arkadaşlar. örneğin node.js biliyosundur sana react.js biliyor musun diye sorar, hiç bulaşmamışsınızdır mesela. diyin ki basit bir proje yaptım ama ince detayına hakim değilim.
    çünkü bu sığırlar birbirlerine yakın iki dilin veya framework'un developer tarafından 2 haftada çözüleceğine imkan getirmezler. getirseler de geliyorsa bilen gelsin mantığındalar.

    başvuru yaparken öneriler:

    gerekirse 3-5 dolar para verin adam gibi cv'niz olsun o taslağı da hep kullanırsınız. cv'lerinizi .doc olarak değil .pdf yollayın.
    motivation letter her pozisyon için ayrı olsun, buna dikkat ediyorlar.
    cv'leriniz evrensel olarak 3 dakikadan fazla okunmaz. motivation letter varsa da o da en baba 3 dakika okunur. çünkü cv ve ml sizi mülakata davet etmek için bir araçtır sadece. asıl bomba mülakatta kopar şimdi oraya geliyorum.

    çoğu firmalarda önce ık duvarına çarpacaksınız. diyelim ki ık sizi mülakata çağırdı. önce 15 dakika çok hızlı bir şekilde şirketi anlatacaktır. bu onun motora bağlamış hali siktir edin çok önemli değil anlayacağım diye kasmanıza gerek yok, şirketin main page'indeki lafları söylüyor sana.
    sonrasında senin hayatını sorar, ıvır zıvır muhabbetler işte onları zaten biliyorsunuz tecrübe etmişsinizdir.

    akabinde seni teknik müdürle görüştürmek için randevu ayarlar. bu arada o önündeki sikimsonik kağıda muhtemelen yarak resmi falan çiziyor orada değerli hiçbir şey yok söyleyeyim.
    bu beyinsiz sığır ik'cılar gidip senin özgeçmişini teknik müdüre iletip "hacı böyle biri var bir de siz görüşün" diyor. teknik adam hiçbir şey demeyip seninle mülakata başlıyor. eğer bu aşamaya geldiyseniz işi % 65 ihtimalle alırsınız.
    ha bazen şöyle oluyor, örneğin pozisyon gıs, python vs. alakalı olsun. ilanda radar, sar gibi başka teknolojiler yazmıyor olsun. adam sana konuşmanın başında radar biliyon mu diye sorar; dersin ki, hayır zaten pozisyonda da bu istenmiyor. ayrıca cv'de belirtmişim o konuda bilgim yok diye. adam güler bir yüzle sana " oh yeah okay " diyecektir. işi kaybetme ihtimaliniz var. çünkü o amına kodumunun salağı da bazen sığır bir tip oluyor ve senden saçma sapan şeyler isteyebiliyor. sonra da diyor ki "kuttamuwa bey sizinle devam edemeyeceğiz çünkü maalesef radar bilmiyorsunuz".
    e amcık ben sana demedim ki bunu biliyorum diye niye götlük yapıyorsun? bak finlandiya hayalleri ile iki gündür izin alıyorum senin yüzünden.

    neyse sonuç olarak bu işler zordur. bizden gidenler de dönerci falan mı oluyor nedir anlamadım. ayrıca gerçek mühendislik yapan yer (bkz: gerçek mühendislik) bulman tr'de de çok zor yurtdışında da hacım.
  • gitmek istediginiz ulkenin "shortage occupation list"ini iyice gozden gecirmelisiniz.

    normalde bir ulke, kendi vatandasi dururken baska bir ulkenin vatandasinin gelip oturmasina ya da calismasina izin vermez. bu protokoller avrupa birligi gibi ulkeler arasi anlasmalara, universite vb. egitimi ile paket olarak gelen calisma izinlerine, ve ulkenin yayinladigi "shortage occupation list"e gore belirlenir.

    "shortage occupation list" turkceye kabaca "az bulunan meslekler listesi" gibi dusunulebilir. ulke yetkilileri rakamlari inceleyerek ulkedeki vatandaslarin hangi is alanlarinda talebi karsilayamadigini gozlemler, ve bir yetersizlik saptadiginda bu is alanini listeye koyar.

    bu liste, listedeki sartlar, ve kontrol mekanizmasi ulkeden ulkeye degismektedir.
    size 3 ornek ulke vereyim.

    1. ingiltere:
    ingiltere'deki bir sirketin sizi istihdam edebilmesi icin ilk akla gelen durum, is taniminizin listede bulunmasi. liste icin tiklayin.
    listeyi uzun uzun incelerseniz goreceksiniz ki epey ayrintiya inilebiliyor: ornegin yazilimcilar listeye dahil degil. fakat "film ve oyun endustrisinde calisacak (3dsmax, maya vb.) designerlar, veya c gibi low-level kodlayacak yazilimcilar haric, onlarin da minimum maasi su kadar olacak." denmis.

    diyelim ki is taniminiz listede yok. bir sansiniz da, sirketin bu pozisyon icin resident labour market test'i uygulamis ama hala dolduramamis olmasi. yani sirket devlete "ben bu pozisyonu doldurmak icin bir aydir ugrasiyorum, ilanlar yayinliyorum, ama ulke icinde bulamadim. benim bu non-eeu arkadasi ise almam lazim" diye beyan verecek, ve bunu devlete ispatlayacak.

    bir ucuncu sans da, basvurdugunuz sirketin her yil sinirli sayida verilen licensed sponsor hakkina sahip firmalar listesinde olmasi.
    https://www.gov.uk/…er-of-licensed-sponsors-workers
    koskoca microsoft gibi surekli ulkeler arasi internal hire yapan, is yetistirmeye kasan sirketler bu prosesleri beklemek istemiyor, parayi bastiriyor ve belli sayida uzmani ise alabiliyorlar.

    tabii bu anlattiklarim kabaca prosedur, yoksa mesleklerin icerisinde bile ayrintilar, farkli mesleklerin almasi gereken egitimler vb. yine mevcut.

    2. irlanda.
    irlandanin listesi icin tiklayin.
    irlanda'nin sistemi ingiltere'ye benziyor, (buyuk ihtimal oradan copy paste) ustelik fortune 500 abd firmalarini miknatis gibi kendine cektigi icin doldurulmasi gereken cok is alani olusmus.
    eger oradaki bir firmaya yarayan ozel bir yeteneginiz varsa, 20 kusur sayfalik formu doldurup basvuruyorsunuz.
    burada da general employment 5 yil, critical skills employment permit size 2 yilda kalici oturumun kapisini aciyor.

    3. almanya:
    almanya'nin listesi icin tiklayin.
    bunu kaldirirlarsa diye genel listesi icin tiklayin.
    bu da gordugunuz uzere epey kalabalik bir liste. almanya'nin insan ihtiyaci had safhaa oldugu icin, mesleginizin burada olmasi ve maas baremini tutturmaniz genelde ise alinmaniz icin yeterli.
    bunun yaninda, ornegin irlanda diploma asli sormuyorken, almanya sizden tum kalifikasyonlarinizi ispatlamanizi isteyecek, orjinal diplomanizi bir heyete gonderip alman egitim sistemindeki denkligini arastiracaktir.
    aslinda su eu blue card denen seyin sozde hemen hemen tum avrupa'da gecerli bir kart olmasi lazim, ama isin icine girince gercekte eu dedigimiz sistemin kendisinin bu tip bir gucu olmadigini fark ediyorsunuz. benim gelir gelmez "ne menem birseymis bu" diye bir heyecan inceledigim kart, aslinda uzerine "eu blaue karte" diye aciklama girilmis siradan bir alman oturum karti. yani blue card aslinda yoh. 2 yilinizi doldurup "ben bununla baska ulkeye gidecegim" derseniz yine basvuru proseduru denen karin agrisi sizi bekliyor.

    --------------------------------------

    daha bu isin abd'si, kanada'si, avustralya'si var ama, konuyu kavradiniz. siz de mesleginiz ve is tecrubenize gore diger ulkeleri inceleyerek hangisinde sansinizin olduguna ya da yuksek olduguna karar verme yetisine kavusabilirsiniz.
    bir ikinci avantaj da su: bu kadar karmasik olan prosedurleri sirketlerin, headhunterlarin bilmesi imkansiz olabiliyor. "evet ben su calisma izniyle gelebiliyorum sikinti yapmayin" diye bilgi verebilirsiniz, ki recruiter sizin ozgecmiste "non-eu"yu gorur gormez cope atmasin.

    bunun disinda da kucuk sorulari yanitlayabilirim. aslinda bu asamalardan once iyi bir ozgecmisinizin ve hedef ulkenizdeki headhunterlar ile baglantiniz olmasi gerekiyor, ve bu bilgiler bu asamayi gecerken zaten yavas yavas oturuyor olacaktir.

    ana tema:
    (bkz: yurt dışında çalışmak/@necati hakan erdogan)

hesabın var mı? giriş yap