*

şükela:  tümü | bugün soru sor
  • alamancı ve benzeri durumda olan vatandaşlarımızdan çok, sonradan gidip yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili önemli bir sorundur.

    öteki ülkelerin vatandaşlarına bakıldığında durum hemen anlaşılır: yabancı bir şehirde yaşayan fransızlar mutlaka birbiriyle kaynaşırlar, şakalaşırlar. akşamleyin bir yerde oturulur, birer şarap söylenir. içlerinden birisi yolda arkadaşlarına birşeyi işaret eder,gülüşürler. çinliler hep birlikte gezer, birisinin problemi olduğu zaman birçok kişi biraraya gelir, elele verirler, iş o anda hallolur, en azından söz verirler birbirlerine. yemeğe de birlikte giderler. ispanyollar hep birlikte bir yerlere giderler, bara birlikte girerler, buluşurlar; sanki madridden olup da hayatlarında hiç konuşmamışlar gibi bülbül gibi şakır şakır öterek konuşurlar. türkler dışındaki memleketlerin vatandaşları olarak o şehirde yaşayan öteki yabancılar bir şekilde birbirlerini çabucak bulurlar, hemen kaynaşırlar ve hemen olaya girerler.

    ancak yurdum insanı bir türlü kaynaşamaz. kaynaşsa da bir mesafe vardır her zaman **. tabii ki birçok nedeni olabilir bunun. genel olarak bizim eylemlerimiz, tepkilerimiz birbirimize itici gelir, havada kalır hep. göze batan hep öteki türk vatandaşlarıdır. hep öteki "bizleriz"dir, dışarıdaki hareketlerini dizginleyemeyen. haliyle yaşın yanında kuru da yanar*.

    burada ele alınan sorun, güneydeki bir tatil beldesinde, gündüz aktivitesinde cakasını atıp akşam barda alman kızlarla şakalaşan bir türk animatörünün, barda abazan abazan oturup kızlarla bir türlü tanışamayan, yalnız başına içkisini yudumlayan türk genciyle bir an için göz göze geldiğinde aklından geçenlerin nedeniyle aynıdır. birşeyleri ispatlamanın kaygısıdır bu**. küçüklükten aşılanan aşağılık kompleksi "ben yaptım, ötekilerden farklıyım" şeklinde tezahüre dönüşür. içkisini tek başına yudumlayan o yurdum insanı da başka bir ortamda aynı şekilde olaya girse, başka birisine aynı şeyi yapardı. halbuki bu kaygılardan kurtulup animatör tek başına içkisini yudumlayan çocuğa ufak bir espri babında laf atabilir ve onu da grubun içine dahil edebilir. tabii bu durumda tek başına yudumlayan çocuğun ötekileri yanına çağırmasını bekleyemeyiz *. kısacası türkler önyargısız kaynaşamaz.

    gene yurtdışında yaşayan türk erkeklerin karşıcinsle tanışamaması, bu konuya girer*. halbuki, öteki ulusların temsilcileri gibi türkler de aralarında kaynaşabilselerdi, belki arkadaş çevresinden dolayı kızlarla daha rahat tanışacaktı. tek başına dışarı çıkmanın zorluklarını herkes bilir; sıkıcı olur çoğu kez. ama yanınızda bir kişi olursa, hiç olmazsa iki kadim laf edilir, en azından sıkıntı, umutsuzluk dağılır.

    önemli not: yukarıdaki yazı, gerçek hayatta yaşananlar*, gezilerle ilgili gözlemler** ve ekşi sözlükte bulabildiğim bütün entry'lerden yola çıkarak yazılmıştır. başka yerlerde tabii ki başka deneyimler ortaya çıkabilir. ancak bu satırların yazarı, türklerle ilgili yukarıdaki gözlemlerinin gerçek hayatta, hemen her yerde aşağı yukarı geçerli olduğunu düşünmektedir.
  • her zaman gecerli olmadigina inandigim bir onermedir, nitekim birbirine benzer kafa yapisina sahip olan turkler yurtdisina cikip birbirlerini bulduklari zaman guzel bir sekilde kaynasabilirler, sohbet edip iyi vakit gecirebilirler.bu arada her yabanci da birbirleriyle kaynasacak diye bir kural da yoktur.kendi gozlemlerim itibariyle kendi aralarinda kaynasan yabancilar genelde ayni gruba ait olanlar kisiler - ornegin ogrenciler, ayni meslek grubuna ait olanlar, vs...
  • bu durum, turk olmaktan pek de hazetmeyen turkler icinde daha fazla vuku bulur. bu turlerin en belirgin ozelligi karsisindaki turk'le turkce degil ingilizce/almanca/sanskritce* konusmakta direnmesidir.
  • turkiye'den gelmis olmak bi insanla kaynasmanin ya da kaynasmamanin sebebi olmamali.

    ornek hikaye darjeeling devlet arsivlerinden gelsin o zaman. hindistan'in super alakasiz bilinmeyen bi sehrinde bi kac arkadasla oturmustuk. elemanlardan biri alman. yan masada bi kac alman daha oturuyor kendi aralarinda almanca konusuyorlar. bizim alman arkadas hic ole yerinden kalkip da "hemserim nasilsin, iyi misin?" dememisti. yalan degil ben adamdan boyle bi hareket beklemistim*. ama olmadi. sasirmistim. yurt disindasin. memleketinden*** binlerce kilometre uzaktasin ve yan masadaki ayni kandan insanina bi "wie geht es dir?" demiyosun. nese bu olaydan bi kac ay once de (gunluge cevirdik ortami..) icq'dan bi turk eleman bana mesaj atmisti. hindistana gelecekmis. dil konusunda problemleri varmis. yardimci olur muymusum? calistigim icin ve adamin gidecegi yer ile benim bulundugum yer arasinda 100 saatlik tren yolculugu oldugu icin hayir demistim. adamin bi beni hainlikle suclamadigi kalmisti.

    sonucta bi insanin bi baskasiyla kaynasamasi icin kisilik olarak ortak noktalarinin olmasi, ortak nokta olmasa dahi en azindan aralarinda khemikal bi cekimin , bi ten uyumunun bahis konusu olmasi lazim. aynen turkiye'de olmadigi gibi. diyarbakirli'ysan diyarbakirli'ya sempati ile bakmali, onunla kaynasmalisin. lise sinif arkadaslarinla her ne kadar hayat acisindan ortak bi noktan kalmamis olsa dahi her daim kaynak makinasindan yeni cikmis gibi kaynasik kalmalisin. siyasi acidan ayni goruste siyasi kafadarlarinla al gulu ver gulu birlik halinde calismali ve kaynasmalisin. yurt disinda da insanlar bu yonden birbirleriyle ayriliyor. kaynasma yok degil. ama kategoriler var. bir denizlililer kahvesi realitesi var ornegin. bir kurt dernegi muhabbetlere konu olur. bir maraslilik olgusu vardir ki sormayin gitsin. bir tarikat okulu vardir mutlaka hem arapca hem turkce ogretilen, hafta sonlari velilerin kermes* solenleri verdigi. kaynasma icin kendinizi bu siniflandirmanin icine koymaniz lazim gelir. yurt disindaki insanlar yurt icindekilerden daha radikal bicimde bu siniflandirmayi yapar. zaten bu siniflandiralarin hepsini tek bir kalemde siniflandirip hayatinizin disina tasidiginiz vakit, yurt disinda hic bir turkle kaynasamayan insan olursunuz.
  • yurt disinda yasayan turklerin turk olmayanlarla, en onemlisi de gidilen yerin yerlileri ve o kultur ile kaynasamamasi durumunda ortaya cikan uyumsuzluk sonrasinda kurtulus yolu olarak kendi benzerlerine* donup ayni sorunu paylasan digerleri arasinda, yani kendi icinde bu uyum sorununun katlanarak devam etmesi durumu.
  • maalesef bazen zorunlu sonuc olabiliyor.

    los angeles'da yasadigim donemde, los angeles'daki turklere yonelik bir online community sayfasi buldum (http://www.turkla.com/) baktim bulusmalar..vs. duzenliyorlar. aman dedim katilayim, tanisayim, kaynasayim. hemen bir anket dayadilar onume. "turkiye'den hangi sanatciyi getirelim?" diye. $iklar sunlardi:

    - serdar ortac
    - doktor bilal
    - kenan dogulu
    - fatih urek

    kosarak uzaklastim mecburen.

    ps: daha sonra los angeles'daki bir kac turk arkadasimdan biri haber verdi, doktor bilal gelmis.
  • her yabanci ulkede turk sayisina gore bir turk mahallesinin olmasi nedeni ile biraz salantiya giren genelleme. kendi ulkesinde de oldugu gibi birey yakin ve kafasina yatkin bulduklariyla kaynasir, yaklasir. azinliga ragmen her ulusa ait dayanisma dernekleri, kultur ocaklari olusur. cogu yabanci ulkede turklere ait olan bu kurumlari da gormekteyiz. kaynasma hususuna gelince calisma ve hayat sartlari cok kucuk bir toplumun koca bir ulkeye dagilmis halde yasamasi ile birlikte buyuk rol oynamakta. o yuzden gidip gelmeler, gorusmeler, arkadasliklar kimileri icin mumkun olabilirken, kimileri icin bazen imkansiz olabilmekte.
  • pek de kötü olmayan bir durum. nitekim denenmis, gözlemlenmistir. bir ay, en gec iki ay sonra, kaynasmis türklerin arasinda sorunlar dogar. biri öbürünü kiskanir, baska biri ötekinin hakkinda dedikodu yapar. önce ikiye bölünüp kutuplasirlar, sonra teker teker bireylere bölünürler, zamanla hepsi birbirinden nefret eder. bir de ayrica bakin kardesim isinize, türkiye´den yurt disina gitmis orda yasiyorsan bos bos vakit harcamaya gitmiyorsun, mutlaka bi isin amacin var, insana zaman kaybettirir bu tür kaynasmalar, yok aytüllerde raki aksami yapicaz, bahadirlarda okey oyniycaz, görkemlerde kisir partisi varmis. ben mecbur muyum bu tür atraksiyonlara katilmaya, ayni ülkeden geliyoruz diye mutlaka kaynasmaya.