şükela:  tümü | bugün
  • amerika da iş aramak.
  • çokça aramak ama nedense bulamamaktır.
  • yapmayı düşündüğüm; lakin nasıl, hangi siteden yapılır bir türlü çözemedim.
    bu şekilde bulanlar varsa bir yeşil ışık kadar uzaklarındayım.
  • mesleğim nedeni ile kolay bir şekilde gerçekleştiremediğim ama azimle devam ettirdiğim eylem.
  • maddeler halinde zorluklar aşağıdaki gibidir;

    - çalışma iznin yoksa, genel olarak başvurduğun işlerden geri dönüş oranı %5'ler civarındadır.

    - çalışma iznin olmamasına rağmen seninle görüşmek isteyen firmanın beklentileri çok yüksektir.

    - kariyer geçmişinde uluslararası firmalarda çalışmadıysan, onlar için 3-0 geridesin.

    - iş görüşmesi sırasında ücret sorulduğunda, ne kadar araştırma da yapmış olsan, isabetli ücret tutturamadığından genelde farklı mimiklerle karşılaşırsın.

    - iş ararken milyon tane saçma sapan siteye üye olduğundan dolayı spam'in ağzına kadar doludur, satarlar mailleri.

    - kendi iş alanınızda, alanınızın uzmanlık seviyesi olarak ne kadar üstteyseniz o kadar şansınız artar.

    - ingilizce'den farklı bir anadil konuşuluyorsa ülkede, onunla ilgili en azından anlama düzeyinde bilgi genelde istenir.

    özetle sikeceğim gelmişini geçmişini.
  • yurtdışında yaşıyorsanız, yapması türkiye'deki haline göre bir aşama daha kolay olan eylem.

    daha önce denmiş mi bilmiyorum ama yurtdışından kastınız; kuzey, batı avrupa ve amerika ise gerçekten generalist değil, specialist olmanız şart. bu ne demek, bu eğer yeni mezunsanız master-doktora kanalları dışında hiçbir şansınız yok demek. istisnası illa ki vardır ama yeni mezun alacak bir firmanın bunu kendi ülkesinde bulamaması, üstüne diğer ab ülkelerinde bulamaması ve çalışma ve oturma izni çıkarmakla uğraşacağı birine harcaması çok çok düşük bir ihtimal. o yüzden türkiye'de öncesinde minimum 2-3 yıllık adam gibi işlerde tecrübe edinmek şart. hatta bunu edinirken arada bir de yüksek lisans yapabilirseniz iyi olur

    ben de hala bu süreci yaşamaktayım, iş görüşmelerine girip çıkıyorum hala iş bulamadım. mühendisler için özellikle de otomotiv ve havacılık sektöründe çalışan makina mühendisleri için şu ana kadar ki deneyimlerim aşağıdaki gibidir.

    - ülkenin önde gelen üniversitelerinden mezun olup, türkiye'de özellikle arge departmanlarında çalıştıysanız, ciddi bir şansınız olabilir. ne kadar uzmanlık gerektiren konularda çalışıp yetkinliğinizi artırdıysanız o kadar çok iş ilanı zaten hali hazırda var. bunları linkedin üzerinden de zaten fark etmiş olabilirsiniz. üniversite konusunda bu kadar takıntılı olmamın nedeni aslında, genel öğrenci yapısındaki farklılıklar. amacı az emekle bol not almak olan tiplerdenseniz, size türkiye bile fazla.

    - özellikle insan 3-4 sene çalışıp maddi durumları biraz toparladıktan sonra rahata alışıp tembelleşebiliyor. hele bu dönemde bir de evlilik falan düşünüyorsanız işler çok sakat. çünkü eğer yurtdışı teması geniş olan bir şirkette çalışmıyorsanız, türkiye'de yaşadığınız için firmalar genelde iş başvurularınıza olumsuz cevap bile vermeyecekler. belki daha çok tecrübesi olan adaylarda işler değişir.

    - bu nedenle hem görece rahatınızı bozup risk almanız, hem de iş bulamasanız bile kariyeriniz için oldukça faydalı bir adım atmanız gerekecek. bu artık biraz buradaki akademik performansınıza ve ne kadar istekli olduğunuza kalmış. ben doktora yerine master için geldim. araştırma masterı olduğu için 1 yıllık ve doktora kadar vakit almıyor. ama handikapı askerlik tecili sağlıyor mu bilmiyorum hala konsolosluğa tecil amaçlı uğramadım, sıkıntı çıkarabilir.

    - orada yaşamaya başladıktan sonra biraz daha kendinizi tartmanız mümkün ben sakin ve huzurlu bir yerde yaşıyorum ve ülke gündeminden kopuk ve bu kadar huzurlu olmak güzel bir şey. ayrıca korna ve ezan sesi duymamaktan mutlu olduğumu belirtmeliyim. bu kişiden kişiye değişebilir. ama koyu bir müslümanın da ülkeden bunalıp kaçmak isteyeceğini benim aklım almıyor.

    - doktoraya gelmişseniz durumunuz biraz daha farklı olur. zaten 3-4 senelik oturma izninizi alırsınız ve paralelinde iş aramak için o kadar acele etmenize gerek yok, eğer doktorayı bırakmayı düşünmüyorsanız.

    - mastera gelince derhal iş aramaya başlayın. sadece 1 ya da 2 yıllık oturma izniniz olacak, eğer burs yok da cepten yiyorsanız, iş bulur bulmaz masterı bırakmanızı tavsiye ederim. bu noktada dikkat etmeniz gereken işin kalıcı kontratlı olması, 1 yıllık 18 aylık sözleşmeli işler için bence masterı yakmayın ya da pazarlık yapın master bitmeden ya da bitmeye yaklaşmadan başlayamam deyin. ama kalıcı kontratlıysa sonra türkiye'ye dönseniz bile yurtdışında 3-4 yıllık iş tecrübesi* sizi şirketlerin gözünde daha değerli yapabilir.

    - orada yaşadığınız için firmaların dikkatini çekme şansınız artacak artmasına ama gene de bu oranın %0'dan %15-20'lere kadar çıkacağını unutmayın. iş teklifi almadığınız sürece, nasılsa bulurum diye masterı boşlamayın. aralıkta bir boşladım, az daha fena sıçıyordum.

    - yüksek teknoloji geliştirilen arge işleri için ülkenin yabancı dilini bilmek olmazsa olmaz değil. zaten iyi eğitimli adamlara ihtiyaç duyulan bu işler için birçok ülkeden bir dünya adam geliyor yani genellikle multicultural bir ortam olur çalışacağınız şirket. bu yüzden generalist değil specialist olmak önemli zaten. ingilizceniz mükemmel olmak zorunda değil, sonuçta makale yazmayacaksınız, mühendislik yapacaksınız. mühendisliği ingilizce okuduysanız pek sıkıntı yaşamazsınız kanımca. ha ülkenin yerel dilini bilmek gene de size avantaj sağlayabilir tabii.

    - iş görüşmeleri için benim diyebileceğim bir şey yok adamlar sizi tanımaya çalışıyor, sorular soruluyor siz de anlatıyorsunuz genellikle. ilanla eski iş tanımınız ne kadar örtüşüyorsa, o kadar iyi geçiyor geneli. ben şu ana kadar yüzyüze ve skype üzerinden toplam 7-8 iş görüşmesine gittim. birkaç tanesinden red geldi, diğerlerinden pek umudum yok ama bugünkü görüşme baya iyi geçti esas nedeni önceki iş tanımıma çok benzemesiydi. bundan umutluyum ama hayırlısı.

    bunlar genel olarak diyebileceklerim ama her şeyden önce önceliklerinizi iyi belirleyin. ben yurtdışına çıkarken 4 amacım vardı. bunlar yabancı bir ülkede iş ya da eğitim fark etmez yaşama deneyimi, ingilizce günün her anında maruz kalınmadıkça bir noktaya kadar gelişebilir özellikle daha iyi konuşma yeteneği kazanma beklentisi, askerlikten kurtulmak, türkiye'den kurtulmak.

    ben istediğim kadar para kazanayım türkiye'de ev alayım falan maddi birikim yapayım, kendimi güvende hissedemeyeceğimi fark ettim. bunun birçok nedeni var, özellikle hukukun orospu olması, saygısız insanlar, yüksek suç oranı vs. bu nedenle bu ceberrut devlete karşı birey olarak elde edebileceğim tek kazanımın, başka ülkenin vatandaşlığını almak olduğuna karar verdim. bu yüzden rotam avrupa oldu, amerika'yı araştırdığımda hem vatandaşlık almanın zor olduğunu hem de sosyal devlet olmadığı için avrupa kadar para etmediğini fark ettim.

    yabancı ülkede yaşamak kolay değil, önceki minimum 25 yıllık hayatınızı komple formatlıyorsunuz. şu an geleli 4 ay oldu ve türkiye'ye dair en ufak bir istek yok içimde, belki 4 sene olduğunda durum farklı olur bilemem. işte bu yüzden önemli olan vatandaşlık almak. akp, chp meselesi değil bu, bu devlet yıllardır değişmedi. ben türkiye'de devlete karşı kendimi güvende hissedebileceksem bunun için lazım o vatandaşlık. kafamı çok bozarsa siktiri çekebilmek için lazım, özellikle de türkiye'ye dönmek istersem gerekecek.

    ha belki de ne iş ne de doktora kabulü alamayıp dönmek zorunda kalabilirim o ihtimal de var ama en azından geri dönüp baktığımda denemedim demem.

    not: iş bulursam bu entry editlenecektir.

    edit: iş bulundu. henüz her şey çok yeni olsa da, iş teklifi almayı başarabildim nihayet. şimdi kafamı kurcalayan şey çalışma izni prosedürleri ve mevcut mastera devam edip etmeyeceğim konusu.
  • kanımca en iyisi yurtdışında arayarak yapılan eylemdir, yani yurtdışında bir adres ve telefonu olunca yapılanı. istanbulda oturdugum yerden yapılanı elektrik israfı gibi gelmeye başladı artık.