• yurtdısında okumak sadece para gerektirir. yurtdısında kaliteli bir yerde okumak hem para hem de zeka gerektirir. (bkz: azim) (bkz: calıskanlık)
  • yurt dışında okumak para gerektirir mi açıkçası çok emin değilim ama para yoksa tüm hayat standartı beklentilerini sıfırlamayı, sefalet çekmeye hazır olmayı bir turk olarak ırkçılık ve önyargı ile savaşmaya hazır olmayı ve yeri geldiğinde kuru fasulyeyi bile özlemeyi gerektirir..
  • deli cesareti, gözünü karartıp gitmek vs.

    "para" ya da "tanıdık"tan bir tanesi. birinin olmadığı durumda diğeri ile olayı kurtarabilirsiniz.
  • yurtdisinda okumaya karar vermis kisi ya cok zekidir yada cahil cesareti ile buna karar vermistir. cunku yurtdisinda birakin ilk seneden sinifi gecmeyi, ders vermek bile oyle her babayigidin harci degildir. gercekten zeka, azim ve hirs ister.
    para konusu ise ulkeye gore degisir. zira fransa'daki bir ogrenci ulkenin verdigi burslarla, aylik yardimlarla kit kanaat tam ogrenci sartlarinda gecinebilir. gel gor ki amerika yada ingiltere icin bu durum sozkonusu degildir. zira orda ne devlet sana yardim eder nede universite ucretleri fransa'daki gibi ucuz degildir. hem ingiltere'deki universitelerin pound uzerinden ucret talep ettiklerini dusunursek turk ogrenci icin cok da cazip bir ulke degildir. bunlarin disinda sinav donemlerinde kesinlikle eve kapanip deli gibi ders calisilmalidir unutulmamalidir ki bir ingiliz yada bir fransiz o dersi gecmek icin 1 defa okuyorsa turk ogrencinin 2 defa okumasi gereklidir. cunku ingiliz ogrenci okudugu metni daha kolay hatirlar ancak turk ogrenci okudugu metinde cok onemli bir kelimeyi unutursa bu durum onun bir dersine mal olur. bu sekilde calismak da sabir ister, azim ister. kisacasi eger ogrenci motive degilse, ben bir okurum dersi gecerim triplerindeyse yurtdisinda okumayi dusunmesin bile.
  • gitmeden ortamlari bilmek, kimle nerede tanisilabilecegini ogrenmek gerekebilir.
  • bir sik değildir, sadece paradır.

    gittikten sonra ortama alışabilmek, mekana ayak uydurabilmek için tabii ki biraz orayı bilmek, diline ve insanına aşina olmak neyin gerekiyor. kendi dilini doğru konuşamayan, eiffel kulesi'ni ingiltere'de zanneden adam manchester'da okumaya gidince ben de sinirden kendimi sikiyorum işte buralarda. niye? param yok. süper değilim tabii ki ama ondan her türlü iyiyim lan.

    yurtdışında okumak tabii ki çok daha zor fakat mezun olabilmek ya da sınıf geçebilmek için de gerizekalı olmamak yeterli olur diye tahmin ediyorum. adam sikmiyorlar sonuçta, burada göreceğini görüyorsun. hem de daha iyi imkanlara sahip olarak.

    ben şahsen kettle'da makarna haşlayarak sahip olacağım bir zenginliktense(!) avrupa'nın alanında en iyi üniversitelerinden birinde, güçlükle geçinebilmeyi tercih ederim. ki ben hayatımda şu ana kadar gittiği ülkede perişan olan, hayatını bok eden, dünyası kayan hiç kimseyi görmedim. ayak uyduramayan, zorluk çeken geri döner, bu kadar basit. savaşa gidiyorsun sanki.

    neyse. dediğim gibi, para olduktan sonra bir şey gerekmiyor. milyon tane üniversiteyle yazıştım, hiçbirisi de "zeki olacan" demedi, sınavdan bahsetmedi.

    ***

    ps: yabancı dilden bahsedilmiş fakat çoğu yerde o da öncelikli şart değil. parasını basıp 9 ay mis gibi kursa gidiyorsunuz. ingilizceyi de zaten 18 yaşına kadar öğrenemediyseniz yurtdışına çıkmayın, ne işiniz var? "ben fransa'ya gidicem, fransızca bilmemi istiyolar!" diyen adam da, belirttiğim üzere, üniversiteye başlamadan önce parasını basıp kursa gidebiliyor.

    ki 9 ay boyunca yapacağı tek iş dil kursuna gitmek olan, dilini öğrendiği ülkede yaşayan adam, belki cayır cayır konuşamayabilir ama 9 ayda dili rahatlıkla öğrenir. abi ne diyorsun ya... haftada 5 gün, 6 saat dersin olduğunu varsay ki bu bile fazla. 270 gün boyunca bir ülkede yaşıyorsun, bu süre zarfında haftada tam 30 saat sadece bu ülkenin dilini öğrenmeye çalışıyorsun...

    vay arkadaş. dil mesele değil, halledilir. seriously, biraderim.

    ps2: yurtdışında okumak için zeki olunması gerektiği, eğer yüksek lisans eğitimi neyin alınmayacaksa pek geçerli bir tez değil. yani adam burada okula başlar, çılgın bir ortalama tutturup avrupa'da bir üniversitede yüksek lisans yapar ve devamında oralarda takılır, avrupa'nın ya da amerika'nın kralı olur. ona itirazım yok. ama üniversiteyi yurtdışında okumak isteyen bir adam, ki yurtdışına çıkacağım diye tutturuyorsa bunu yapması bence elzemdir, "zengin" olmak zorundadır. nokta. heidelberg sizi ne sınava sokar ne de zekanızı ölçer. parasını verir ve okursunuz. zamanında öss'de türkiye derecesi yapmış, tübitak'tan ödül almış çılgın adamlar tanıyorum. hiçbirine oxford "abi gel sen boğaziçi'ni siktir et" demedi. ha sonra o adamlar zaten gitti ama 4-5 yıllarını burada geçirdiler.
  • paranin yaninda got de gerekir. turkiye'de bogazici'nde okuyacagima hollanda'nin en dandik! universitesinde okumayi tercih ederim. en azindan 2 dil ogrenirim ve turkiye'de bogazici mezunu ac kaliyorken ben aranan eleman olurum.
  • onlarin dilinde para.
    (bkz:money)
    (bkz:geld) gibi
  • genelde yurtdışında okumayanlar tarafından yorumlanan ve fikir beyan edilen, bu sebeple neyin gerektiği bilinmeyen.....