şükela:  tümü | bugün
  • eksibition'un yarayan kanasi. o nedenle burda da bir baslik altinda toplanmasini uygun gördüm. yurtdisindan gelip muhafiyet durumuna giren ürünler paket basina 100 yuro degerle sinirlidir. bundan sonrasi icin 1500 yuroya kadar yüzde 10'u gümrükten alip malinizi verirler. tabi bunun icin postacinin size bir kagit getirmesini beklemelisiniz.
    fakat aslinda kargo bedeli haricindeki mal bedelini dikkate almalari gerekirken zaman zaman kargo bedelini de totale ekleyip bu fiyat üzerinden degerlendirip sizi delirtebilirler. cünkü yurtdisindan gelirken kargo ücreti yazmiyor, shipping and handling yaziyor. zannedersem bu sebeple aciklamanin bir miktar yarari olabilir.
    benim basima gelen olayda, malin ticari degeri olup olmadigina degil, direk olarak göndericinin ismine bakip beyanname basvurusunda bulunmami istediler. nedeni ise ürünün internet üzerinden alinmis olmasi (gönderici isminde nick yaziyor), kisiden kisiye gönderilmemis olmasiydi. iste bu yola girdiginizde götü yediniz demektir. ben sahsen 150 dolar bedeli olup kargosuyla birlikte 290 dolara gelen ürünlerim icin 100 milyon ödemeye mahkum edildim. bu da yetmedi, bir de benim yurtdisindan türkiye'ye gelip findik kadar paketi kendimin almasi gerektigini ilettiler. herneyse.
    eger beyanname yoluna girmisseniz, gümrükten size verilen telefon numarasindaki adamin yanina gidip vergi borcu cikarttirmak oluyor. vergi numaranizla birlikte borcunuzu ödeyip dönülmez aksamin ufkunda yol aliyorsunuz.

    bu beladan yirtmanin yollari da var elbette. ben bildigim kadariyla size bildirmekten memnuniyet duyarim. öncelikle ilk olarak 100 yuroyu asmamaya calismak bu yollarin en sagliklisidir. ikinci olarak gönderen olarak belirli bir isim, hatta olursa turkce bir isim yazdirarak yollatabiliesiniz. böyle yaparsaniz ve bu mal 100 yuroyu gecerse bile, aldigim bilgilere göre yüzde 10unu ödeyerek yirtabiliyorsunuz. veyahut saticiyla görüserek fatura üstündeki fiyati düsük göstertebilirsiniz. tabi kabul ederlerse. yani "please stick a gift tag" uyarilari, türk gümrüklerinde bir boka yaramamaktadir. özellikle belirtmek isterim. gümrüge gittiginizde ordaki görevliye israr etmek de bir cözüm olabilir ama maalesef sans her zaman yüzünüze gülmüyor. özellikle kadin mali geliyorsa ve gümrükteki calisan da bir kadinsa yolu özellikle yokusa sürebiliyor.

    ayrica beyanname yoluna girilince ödenecek miktar asgari olarak 60 milyon'dur.

    isler bittikten sonra ekleme: gümrük vergisi ürünün cinsine göre degisiklik gösteriyor. benim minnacik 2 paketime (500 dolar toplam) yaklasik 300 milyon masraf ettim. gerci mersin gümrügünde umman'dan gelip iki kücük pakete 300 milyon ödeyerek efsane oldugumu belirtmeye gerek yok herhalde.
  • kişinin yurtdışından türkiye'ye kendi ailesinden birinin adına gönderdiği kendi kitaplarını, kitapların yollanma tarihinden 3 hafta sonra yurda dönerek, gümrükten yine kendisinin almasına sebep olur. ödenen ekstra ücretler de cabasıdır.
  • çok fazla yadırgansa da kdv kanununa göre olması gereklidir. zira alınan bir hizmetin ya da malın kdv si ödenmelidir. 100 euro altı gümrüksüz giriş, kolaylık olması açısından sağlanmıştır. mal getirtiyorum kıymetini değiştireyim, yanlış beyan bildireyim gibi durumlar gümrük kanunun bilmem kaçıncı maddesi itibariyle kaçakçılık suçu teşkil etmektedir. yargılanır mısınız? elbette ki hayır, verirsiniz memurun bahşişini ! geçersiniz. ancak yapılan hareket devleti dolandırmaktır. adam yurtdışında komşusunun vergi kaçırdığını farkederse ihbar eder, biz nasıl vergi kaçırırız diye bilgi paylaşırız. sonra da vay efendim memleket gelişmedi, memleket uzaya adam gönderemedi. ödenen vergiler doğru yerleri mi kullanılmaktadır ? elbetteki hayır. ancak hatırlamakta fayda var o başka bir başlığın konusudur. ne demişler önce kendi kapının önünü süpüreceksin. sen önce vergilerini ödeyen sorumlu vatandaş olacaksın, sonra o vergilerin hesabını soracaksın.
  • yurtdışından gelen mal taşsa ya da bombaysa kesinlikle gerçekleşmeyecek takılmadır.
  • kabus gibidir.

    çok beğendiğiniz kıza çıkma teklif etmişsiniz de , o da düşüneyim der ya , işte o bekleme dönemindeki mide kramplarının aynıcığını yaşatacak hadisedir.

    evvel zaman , türkiye de dağcılık ve doğa sporları malzemeleri kahır çektirecek fiyatlardan gidiyor , arkadaşlarla , yaptığım tetkikler neticesinde yurtdışı fiyatlarının pek bir cazip olduğunu göz önünde bulundurarak , amerikadan ayakkabı , ceket , buz kazması , güneş gözlüğü , ankraj çivisi , dinamik ip vs. ,
    fakir kör , gönül ister, fiyatlar buraya göre hayli düşük geldiğinden , akıllara ziyan büyüklükte siparişleri hazırlıyoruz.

    gümrük kanunu diyor ki , yurtdışından 100 euro mükabilinde malı , gümrük vergisine tabi olmaksızın çekebilirsiniz.

    fakat bir handikap var 100 euro mal alıyoruz , 50 euro kargo masrafı ödüyoruz , bu sebepten ekonomiklik yapmak hadisesiyle , sepet şişmeye başlıyor , ilk başta 100 euro ya sabitlenen sepet bir bakıyorsun 150 euro ya çıkmış.

    ilk siparişi veriyorum , kargo dahil fatura 160 euro tutuyor , hiç bir sorun yaşamaksızın kargo firması kapıma kadar teslim ediyor kolimi , tabii bizi alıyor mu bir heyecan , neticede burdan 60 euroya aldığım bir materyal bana 25 euroya filan mal oluyor , farklı bir model , tip olabilir ama işlev olarak , bir değişiklik barındırmıyor.zati genel de geçmiş sezon malları oldukça iyi fiyatlardan gidiyor , yeni çıkan bir malı daha ucuza alsanız bile 3-5 euro birşey kazançlı çıkarsınız o sebeple seri sonu mallara rağbet ediyoruz genellikle.

    ikinci sipariş geçiliyor ivedi olarak , paket yine 160 euro seviyelerinde , o da sorunsuz teslim olunca , büyük bir keşif yapmış mucidin sevinciyle siparişleri ardı sıra vermeye başlıyoruz.

    büyük bir heyecanla , bir arkadaşımla ortak bir sepet yapıp 3.siparişimizi geçiyoruz ,
    3. paketin gelmesini beklerken hayatımı kabusa çevirecek o ilk telefonu alıyorum , kargo firmasından bir yetkili , gümrük mevzuatındaki hadleri aştığım için gümrük vergisi ve gerekli harçları ödemem için , yeşilköydeki hava kargo gümrüğüne teşrif etmem gerektiğini söylüyor , tabii o siralar zul cahiliye bir vaziyette , gümrük mevzuatindan bi haber bizler koşa koşa gümrüğe gidiyoruz.

    ilk darbeyi hadleri sadece 15 euro kadar aşmış oldugumuzu öğrenmekle alıyoruz , ardından gümrük işlemleri için bir gümrükleme komisyoncusu bulmamız gerektiğini öğrenerek sol aparkatı da bu dakka yiyoruz.
    kargolama firması , bugünkü parayla 300 tl civarında bir ücret karşılığında bu hizmeti vereceğini söylüyor ki , zaten bizim aldığımız malların toplam değeri aşağı yukarı o kadar.

    ardından hava kargo da işlem yapan elemanlarla yaptığımız beyin fırtınası neticesinde , malın değeri cüzzi birşey olduğu için bu işlemleri kendimizin yapabileceğini beyan ediyorlar.

    ilk adım kargo firmasına gidip ordino alıyoruz , bir sayfa matbu için 120 tl bayılmakla girişiyoruz işlemlere ,
    ordinoyla beraber hava kargo ya gidiyoruz , lakin kişisel kullanım olduğuna dair bir mukavele doldurmamız gerektiğini söylüyorlar , bu form gümrükçüler odasınca basılıyormuş , o sırada yardımcı olmak isteyen bir eleman bizi birilerine yönlendiriyor , adamı buluyoruz , bir 50 tl de ona verdikten sonra , ordaki sorumlu müdürün karşısına çıkıyoruz , neyseki problem çıkartmadan adamı malların kişisel kullanım için geldiğine dair ikna edip onayını alıyoruz , ardından damga vergisi vs. bir 50 tl daha ödüyoruz.

    saat 5 sularında yeşilköyden , kargo firmasının olduğu topkapı ambarlarına dönüyoruz , henüz doldurulacak ne kadar çilemiz kaldığından habersiz....

    kargo firmasının içinde görev yapan , muayene memurunun yanına gönderiliyoruz , elimizdeki faturalarla durumu izah ettikten sonra , tarifeye göre ne kadar vergi ödeyeceğimiz ortaya çıkıyor , yamulmuyorsam fatura bedelinin %20 si kadar da bir vergi ödenmesi gerekiyormuş ama bunun için hava kargonun veznesine geri dönmemiz gerekiyor , fakat mesai saati geçmiş , geçmiş olsun diyip çıkıyoruz.

    ertesi sabah tekrar havalimanına gidip bir 30-40 euro vergimizi vezneye ödeyip dekontları alıyoruz , tekrar gerisin geri topkapı ambarına dönüş , muayene memuru evrakları inceliyor , yandaki odaya götürüp onaylatın diyor , memur evrakları kaşeliyor ve bize ardiye ödememiz için , kargo firmasının veznesine gönderiyor , mal evvelsi gün geldiği halde iki günlük 30-40 euro bir ardiye ücretini buraya gömdükten sonra , depodan kolimizi teslim alıyoruz.

    son söz :
    yaptığım maliyet hesabına göre türkiye satış fiyatlarının üzerinde para harcayarak , mallarda çıkacak özürlere karşı hiç bir garanti olmaksızın , ve hatta siparişi verdiğiniz firmanın başka birinin siparişini bizimki diye gondermesi , dünya beden standartları bizimkine göre çok farklı olduğundan , 42 numara ayakkabı 45 gibi çıkabiliyor , m beden bir gömlek xl a denk gelebiliyor , bütün bu problematikleri göz ardı ederek giriştiğim bu bilinçsiz alışverişi bir daha yapmamak adına binlerce tövbe ederek , binbir pişmanlıkla noktayı koyuyoruz.
  • o mal bir teleskopsa bu olaydan kaçış yoktur.
  • -nerde kaldi bu herif yaa... dur bi ariyim.
    -alo, hasan nerdesin abi?
    +gumrukteyim abi.
    -napiyorsun gumrukte hala?
    +takiliyorum oyle.
    -malsin abi sen, malsin.
  • eğer bu gelen mal ayakkabıysa ve iki çiftten fazlaysa takılmakla kalmaz geldiği gibi geri döner. eastbay'de amerikan futbolu ayakkabılarının ucuzluğu karşısında başınız döner ve dört kişi birleşip kurbana girer gibi ayakkabıya girersiniz. amaç shippingi bölüşerek daha da karlı alışveriş etmektir. 20 gün kadar sonra ihbar gelir, posta işleme merkezine gidersiniz. koli bulunur, açılır, fatura alınır. ne var bunlarda der açar kutuları. gıcır gıcır ayakkabılar vardır. sevinçten ağzınız götünüze değecekken memurun bunu veremeyiz demesiyle kendinize gelirsiniz. dakikalar süren münazaradan sonuç alamazsınız ve ayakkabılar ağlaya ağlaya geri döner. gümrük mevzuatında mı artık nerdeyse olan kurala göre iki çiftten fazla ayakkabı getirtmenin yasak olduğunu öğrenirsiniz.
    (bkz: ben yandım siz yanmayın)
  • özellikle cep telefonu ve elektronik aletlerin başına gelen durumdur. cep telefonu takılır ve asla geçemez, geçmiş olsundur, lakin cep telefonunun posta yolu ile türkiye'ye girişi yasaktır. ya paket geri postalanır yada büyük ihtimal gümrük memurumuzun kişisel envanterine geçer o telefon.. elektronik alette ise faturaya göre vergi ödersiniz, takılan paketiniz ancak ondan sonra özgürlüğüne kavuşur...