şükela:  tümü | bugün
  • edit: ya arkadaş, size böyle davranılsa üzülüp incinmez misiniz, anlamıyorum ki! kusura bakmayın suç bende demek ki. hanımefendi az bile yapmış. ben fazla hassasım, özür diliyorum.

    az önce karşıma çıkan ve tüylerimi diken diken eden mektup.

    hanımefendi linkedın'de, herkese açık bir şekilde paylaştığı için burada paylaşmakta sakınca görmedim; kurumsal olarak sıkıntı yaratacak bir durum var ise öncelikle kendisine bilgi verilmesini temenni ediyorum. buradan kaldırılmasını gerektirecek hukuki bir durum varsa da lütfen bana ulaşınız. adını açık yazmıyorum özellikle ki kendisinin yaptığı yanlışa düşmeyelim. amaç birilerini parmakla göstermek değil, olaya odaklanmak.

    aynen alıntıdır, yazım yanlışları da -ne yazık ki- kendisine aittir

    -
    s.a / yurtici kargo servisi a.ş müdür
    "basit hataları sözlü iletişimle söylediğimde çalışanın daha çok savunma mekanizması gelişiyor.geliştirdiğim bu yöntemle belki düşünme yetenekleride gelişmiş olur. çalışanlarıma mektup yazmaya başladım :)"

    mektup şurada

    öncelikle hanımefendinin "geliştirdiğim bu yöntemle belki düşünme yetenekleride gelişmiş olur." temennisini, ben de kendisine yöneltiyorum: "yetenekleride" değil, "yetenekleri de" olacak s hanım. ayrıca "mektup yazmak" adlı inanılmaz yöntem bulunalı, zannedersem epey bir zaman oldu.

    paylaşımın altındaki eleştirilere cevaben, "çalışanlarım çok memnun oldu, değer gördüklerini hissedip teşekkür ettiler" demiş kendisi. çalışanlardan başka ne türlü bir cevap bekliyordu, merak içindeyim...

    "senin yapacağın işi s...seveyim" filan mı?

    henüz ben bunu yapabilen bir yürek yiyiciyle karşılaşmadım. ülkenin hali malum, piyasalar desen ayvayı yemiş halde. "esma!!11birbirbir!!" ne deseydi?

    mektuba başlayış/hitabet desen, kabus. yazım yanlışları desen, sözlük yırttım şerefsizim.

    şimdi duruma bakarsak, ben de bu hanımefendiye bir yerde mektup yazmış oldum sanıyorum. kendisinin formatına dökecek olursak:

    sevgili s.a!!!!!
    bakmakla görmek arasında fark vardır elbette. ben mektubunuza bakıyorum ve "allahım ne kadarrr da eşsiz ve şahane bir müdürüm yaaa, inşallah kişiler listemdeki genel müdür filan da fark eder bunu" diyen bir müdür görüyorum. belki bu mektubumla sizin yönetim yetenekleriniz de gelişmiş olur.

    sevgiler...

    ---

    esma, derin bir nefes al; iş bak pırlanta kardeşim. canın sıkılırsa da şahane mobbing davası olur bundan. elinde yazılı kanıt da var.

    hörmetz cümleteng.
  • abi sen şimdi onu bunu bırak da sizin bu yurt içi kargo elemanları biz evdeyken bizi bulamıyor. buna bir el atarsan çok seviniriz. seviniriz dedim bak, ekşi sözlük üyeleri olarak .

    edit : imla
  • (ön edit: her şey aklıma gelirdi, yurtiçi kargo'ya dair bir şeyi olumlu bulacağım aklıma gelmezdi. bu yüzden aşağıdaki yazdıklarımı bitirdikten sonra "ulan müdire, umarım bekar ve gideri olan bir kadınsındır da bu yaptıklarıma değer" diye düşünmekten kendimi alamadım.)

    "basit hataları sözlü iletişimle söylediğimde çalışanın daha çok savunma mekanizması gelişiyor" şeklinde bir tespitte bulunup, bu şekilde bir yöntem geliştirmesini ve bunu açık bir şekilde paylaşarak bu konuda farkındalık yaratmasını olumlu buluyorum.

    "bu yöntemle belki düşünme yetenekleri de gelişmiş olur" ifadesine gelecek olursak, yarattığı hakaret izlenimine rağmen, iyi niyetli bir şekilde düşünüldüğünde buradaki kastının "düşünmeye teşvik ediyorum" ya da "savunma mekanizmasıyla vereceği cevaptan çok, yaptığı hataya odaklanır" olduğunu anlamak zor değil.

    bunu facebook ya da twitter'dan değil, linkedin'den paylaşmış olması (bildiğimiz kadarıyla böyle), bu kadının amacının şov yapmak değil, örnek olmak ve profesyonel bir ortamda, hafif egosunu da işin içine katarak, insanlara bir akıl verme çabasında olduğunu gösterir. (ego, "ben" demek bu arada, dozuna göre kabul edilebilir. bu kadın kendisini düşünmeyecek de beni mi düşünecek?) ayrıca, benmerkezci ve kibir derecesinde egoyla çalışan yöneticileri çok iyi tanırım, bu kadında böyle bir durum söz konusu değil, öyle olsa ısrarla mobbinge devam, üstlere selam takılırdı. burada altında çalışanların yaptığı hatalar yüzünden yorulmuş ve bu hataların kendisinde yarattığı strese ve sıkıntıya son vermek adına samimi bir kaygıya kapılmış bir insan görüyorum. yani, öncelikle kendini düşünüyor olsa bile, doğru yapıyor. bu aklı başkası vermediyse, düşünmeyi bilen bir kadın olduğu ortada.

    öte yandan, bunu farkeden bir yazar arkadaşımız, muhtemelen gündüzden farkettiği bir durumu, estetik ve ironik bir dille harmanlayarak hazırladığı metne iliştirdikten sonra saatin 00.00'ı devirmesini bekleyip, tüm iyi niyetiyle bize servis ederek, bizi zihnindeki hazır cevabı desteklemeye davet etmiştir. ancak kendisi, kendisinin de belirttiği üzere, içeriğinden çok imla hatalarına odaklandığı için anlamadığı bir mektubu okurken, elindeki tek sözlüğü de parçaladığı için, diğer paragrafların aksine dişe dokunur bir yazım yanlışı bulunmayan son paragraftaki samimiyeti gözden kaçırmış, kendisi gibi bizim de art niyet aramamızı teşvik etmiştir. kendisi adına üzülerek belirtiyorum, biz henüz sözlüğümüzü yırtmadık. ve bizim sözlüğümüzde, kurabiyeye kurdela bağlayıp paylaşan kadınların yanında, bu kadıncağızın "can" olduğu yazıyor.

    bir kargo müdiresinin de dediği gibi,

    sevgiler...

    ayrıca,
    (bkz: geceleri linkedin'de dolaşan işkolik)
    (bkz: kusurları örtmekte gece gibi ol)
  • isimle hitaptan sonra bol ünlemli kısımdan başka sorun göremedim. ortada olan problemi yüz göz olmadan pratik bir şekilde çözmek istemiş ve işi adımlarıyla yazmış. bunu yaparken bir aşağılama da yok. yurtiçi kargo çalışanlarından beklemediğim bir çalışma disiplinini görmek beni mutlu etti. esma nin da bunu çok sıkıntı edeceğini sanmıyorum. ama sözlük işte ifşa etmeyi seviyor.
  • ilk mektup olduğu için okunmuştur. hanımefendinin keyfini kaçırmak istemem ama, o personelle tek kullanımlık bir uygulama olmuş.

    umarım çalışanları doğru analiz edebildiği için başka bir firmadan teklif alır ve çalışanların ne kadar gevşek olduğunu sosyal medyada paylaştığı için kovulmaz.
  • bir acayiplik göremediğim mektuptur. dayağa, azara öyle bir alışmış ki bizim millet, şu tip bir olumlu şeye bile itiraz ediyorlar. bu müdire gibi insanlar bana robin williams öğretmeni ya da doktor tiplemesi gibi güzel geliyor. bu yaklaşımını sistemin tümüne yaymasını dilerim. lakin zor, çünkü malzeme bozuk. sistem kaytarma ve nemalanma üstünden yürüyor.
  • şimdi bunun bir fırça mektubu olduğunu anlamamak için gerizekalı olmak lazım. bu fırçanın yüz yüze değil de mektupla yapılıyor olaması ise yönetici kişinin sözlü iletişiminin ne kadar zayıf olduğunu gösterir. böyle bir uyarının mektupla yapılması çok yanlış. yüz yüze aynı şeyi söylesen karşındaki kişinin tepkisine göre gönlünü alıp olayı kırıcı olmadan kapatabilirsin. ayrıca karşındaki kişiye savunma hakkı da verdiğin için gayet adil davranmış olursun. ama bu şekilde diyeceklerini mektupla tark tark söyleyip, şimdi şu işi düzgün yapın demek müthiş bir yöntem değil bel altı vurmaktır.
  • üzerine '' dikkat kırılgandır '' etikenin yapıştırılması gereken mektuptur.
  • esma müdürün seninle yüzyüze iletişime girmeye çekiniyor. demek ki ifade şeklin daha etkili. senin adına mutlu ve ümit doluyum. sevgiler
  • imla hataları olan mektuptur.