şükela:  tümü | bugün
  • sevgi soysal'ın bir romanı.
  • "yürürken, bir ayağınızı kaldırıp ileri doğru atarken, öbür ayağınızın yerle temasının kesilmemesi gerekir, ancak buda yetmez, öyle bir an olmalıdır ki her iki ayağınızda yerle temas etmelidir (aynı anda). ancak böyle yaptığınız taktirde yürümüş sayılırsınız." (kaynakça, walking guide for dummies)
  • kendi basina olunca insani gercekten cok rahatlatan eylem, ozellikle can sikintisi oldugu zamanlarda.
  • (bkz: yurume)
  • temelde ayni bir cok anlam tasir. adim atarak yada bir iste ilerlemek, ilerletmek, surekli karada havada yer degistirmek...her eylemde oldugu gibi yurumektede bir adap sorunu vardir; "sagdan git hep sagdan kaldirim sagindan...." (bkz: can ile tomtini) hem oyle eskiden beyoglu'da elini kollunu sallayarak yuruyemezmissin derler. uzun adimla yuruyenler, kisa ama narin adimlarla yuruyenler, kaygilarak, kollarinin sallamadan yuruyenler,bir amac ugruna yuruyenler, mesela ernest hemingway'in oglu gregory'de sokakta ciplak yurudugu icin bir guzel hapis yatmistir. sonra yollari asindirmayacagi dusunulen eylemdir (bkz: suleyman demirel). ilahi bir emirdir (bkz: yuru ya kulum)

    yuruyen insanlarin duragan insanlar gore %20 daha iyi dusunebildikleri de soylenir, unlu yazarlarin bir cogu yuruyusu sever, dogrudur. yolculuktur, hem iceriye hem disariya, karar verebildigin an nerede oldugunun farkina varabilecegin.
  • bütün sinirinizi alan aktivite. kesin çözümdür yaralıdır.
    (bkz: yağmurda yürümek)
  • "yürümek...dönüp bakmamak arkaya".
  • dusmektir... tek ayak uzerinde dururken digeri havada, one dogru uzanmistir. havadaki ayagin bir anda yokoldugu* veya yere basma islevini yerine getiremedigi durumlarda* sonuc kesin dusustur. bu anlamiyla insanin ilk karsilastigi korkulardan biridir. dort ayak ustunde ilerlemek * ne kadar da guvenlidir! dusulse de azicik bir mesafede bu is gerceklesecek, can yanmayacaktir. oysa iki ayak ustunde durmak baslibasina bir gerilimken bir de isin icine yurumek fikri girince ve denemeler basarisizlikla sonuclandikca korku uzunca bir sure* insanin icinden silinmez. sonralari baska korkulari olur insanin, yurumek solda sifir kalir. duse kalka ogrenilir, korku daha da icerilere kacar.
  • bir sürü insan önümden, yanimdan, arkamdan geçip gidiverdi, ellerim ceplerimde ayaklarimin hareketine biraktim kendimi. ne kadar çok insan vardi, bazilari dikkatimi çekti daha uzun baktim bazilarini hiç görmedim, bazilarinin dikkatini ben çektim. ellerim ceplerimde ondan diye düsündüm. çikardim ellerimi ceplerimden lakin iyi olmadı kollarımın ucunda sallanan ellerimden başlayarak birden etten kemikten oluverdim sanki biraz önce sokağın tüm uyaranlarına dair bir cümle kurmaya efor sarfedip bir zihin olarak yürüme konseptini benimseyen ben değilimişim gibi sevmedim bunu çaktirmadan sokuverdim yine ellerimi ceplerime. farketmeden kendimi, kalabaliklar arasinda farkettirmeden bi yürüyüs tutturup gittim. insan yürüdükçe farkedilmez diye düsündüm o an, birden duruversem öylece iki bacagim yanyana kollarimi kavusturuversem kim bu lavuk diye dönüp bakılan bir şahıs olmam içten bile değildi aman durmayayim dedim ayaklarima, yürüyüsüme devam ettim, sonra insanlarin oturunca da farkedilmeyecekleri bir yer buldum. oturdum bende. hemencecik bi gazoz söyledim, hemen söylemeliydim zira susup dursam kim bu lavuk bişey içmeyen diye bakılan bir şahıs olma durumu vardı. bu daha da fenaydı. böyle bir durumda bir takım ideolojik unsurlarda eklenirdi. ki bu bakışlara mahalle delisinden öte sözkonusu kaynakları kullandırtmayan işgalci, ekmek paramızdan eden entel dantel, çulsuz, fakir gibi yakıştırmaların bu bakışlara eşlik etmesi çok mümkün hatta simbiyotiktir. neyse getirdi sagolsun garson hemence gazozu içtim bende. durdum, oturdum bir süre daha sonra farkettim farkedildim yalniz uzun uzun oturulmuyormus burda kalktim bende yürümeye devam ettim...
  • içinde deus ex machina geçen sevgi soysal romanı. birden "aa burda da mı" diyorsunuz. yıl 1970.