şükela:  tümü | bugün
  • (bilinçakışım)

    yürüyüp giden hasta adam:

    evet, baylar iyi akşamlar size.gecenize diyecek yok doğrusu, işlerden dağılıyorsunuz, evlerinize harıl hurul motorlarla koşturuyorsunuz. işte minibüse binmişsiniz baylar, içerisine tıka basa doluşmuşsunuz. başlarını pencereye yaslaayıp kafasında gürültülü hatıralarla sokakların geçmesini izleyenler de var, tutamağa asılmış, bu sıkışıklıkta birine çarparım korkusuyla tedirgin olanlar da, hanımefendilere çarpmayın baylar. kesinlikle bu konuda dikkat edin. baylar bir şey söyleyeyim mi, istanbul'da trafik fazlasıyla durgun, geç kalacaksınız. ben bir caddenin kenarında yürüyorum baylar. yaya kaldırımının ucunda iki kolumu iki yöne açarak dengede durmaya çalışan bir deliyim. görüyorsunuz ua baylar, minibüsün içerisinden, yalpala yalpaya yürüyen bir adamım ben. karşımdan bir karaltı geliyor, hey beyefendi, sallanıyorum, sallanıyorum, ben bir deliyim... sapıttığımı mı düşünüyorsunuz, sapıttım, ya sapkınım ben, toplumsal bir sapkınım beyefendi. şapkam olsaydı, çıkarır, eğilerek size selam verirdim. ne yazık ki beyefendi, hoşçakal. evet, evet, gidiyorum, gidiyorum. bakar mısınız beyler, beni gören herkes, görmeyen herkes, duyan, duymayan herkes bakar mısınız acaba, hepiniz... biraz hastalıklıyım ben, ruhum çürümüş, aslında tıbbi hastalıklarım da var, şöyle ki yaklaşık on aydır göğsüm sıkışıyor, bir sağ taraf, bir sol taraf, bazen yön değiştiriyorlar, kaburgalarımda bir ağrı hissediyorum, sanki göğüs kafesimin içerisinden hamile kalmışım, bir çocuk tekmeliyor beni, siz baylar, göğüs kafesinden hamile kalan daha önce birini gördünüz mü, işte, ben sanki oraya birini sıkıştırmışım, düşünceleri var, duyguları var. hayır, hayır, kimi soğuk algınlığından diyor, kimi daha yeni ameliyat oldun, kaburgandan kıkırdak alındı ya, ondandır diyor, kimi çok sigara içiyorsun, ciğerlerini mahvettin diyor, kimi kalbinde bir problem olabilir diyor. damarlarımı tıkadım sanırım, kalbime oksijen gitmiyor. baylar kalbine oksijen gitmeyen insanlar, kalpsiz sayılır mı, yoksa gerçek kalpler artık oksijene mi tahammül edemiyor? neyse baylar tıbbi belirtilerime geri dönelim biz. nefes darlığı var mı, var. evet, nefes alınca ağrıyor bir yerlerim. sıkışıp kalıyorum öyle, nefes alınca canım yanıyor. o yüzden, mesela şimdi sokakta yürürken, sallana sallana, duraklıyorum. soluk soluğayım. göğsüme koyuyorum elimi, bomboş bakıyorum, nefesimi yokluyorum, az çekiyorum içime, ağrıyor, on saniye bekliyorum, az çekiyorum içime, he-he-he, evet geçti. oh be, miss gibi nefes. evet baylar, bazen nefes almak gerçekten çok acı.a-a-a! belki de soğuk algınlığındandır, ne kadar alıngan olduğumu bilirim, göğüs kafesime sıkışmış soğuklardan! hadi gidelim.

    ne kadar yol yürümüşüm ben. işte kalabalık bir yerlere geldim. kalabalık nedir acaba baylar. fazlasıyla insanın bir arada, bir mekanda bulunmasına denir diyor sözlükler. soralım, bayan, bakar mısınız, evet evet, siyah saçlı olanınız, evet, siz. kalabalık nedir acaba, sosyal bir anket yapıyorum sanmayın, sadece sormak istedim, kalabalık nedir, ne işe yarar? yüzünüzü asmayın lüften, size sarkıntılık etmiyorum, sadece bir soruydu. kalabalık, soru sormamak mıdır? konuşmuyorsunuz, ellerinizdeki poşetler mesela, sanırım, şuradaki alışveriş merkezinden yeni çıkmışsınız. fazlasıyla yüklüsünüz. kalabalık, ellerinizdeki poşetler midir? yardım edebilirim. cevap yok. kalabalık, yabancıların yardımına inanmamak mıdır? cevap yok. kalabalık, kalabalığın ne olduğunu soran biri midir? cevap yok. kalabalık, susmak mıdır? "başımdan defol, tacizci." pardon bayan, anladım, kalabalık, herkesin başları birbirine yakınken,dırdırlarımla herkesin başından defolmam gerektiği bir taciz. kalabalıkları taciz eden biriyim ben. he-he-he, hepinizin başını ağrıtacağım. ama ben bugüne kadar hep sustum, yeraltıma sıkışıp kaldım. kalabalıklara çıkınca, başım eğik yürüdüm, yürüdüm. onlarca kilometre yürüdüm. kimseyi rahatsız etmedim. gözlerinize bile bakmadım. kimseyi de ayrımsamadım. bir kez bir yüzü görmüş olsam, gerçekten unutmaz, tanırdım ama kimseyi görmedim ben. kimse de beni görmedi. kalabalıklarda bayan kimse görünmez, siz de kalabalık olacak kadar yalnız mısınız bayan? hoşçakal, hoşçakal.

    evet, bir deniz. burada bir deniz var ve bir bank. bir silüet oturuyor, yanı boş. cinsiyetini seçemiyorum, cinsiyetinden ziyade, herhangi bir canlı mı, örneğin bir kuş mudur, böcek midir, insan mıdır, yoksa bir eşya mıdır, onu da seçemiyorum. belki de bir ejderhadır, ha-ha-ha. ama sönmüş bir ejderha, yoksa bu belediyenin yaptığı tahta banklar yanmış olabilirdi. yanmadığı ne malum. ha-ha-ha. evet baylar, benim için artık koca dünya bir silüet; gecenin karanlığıyla alakası yok, ben neyin ne olduğunu seçemiyorum. hastayım baylar ben. bankta oturan silüet bakar mısın? hareket ediyor, vayy. sanırım yalnız kalmak niyetindesiniz, şu deniz ve gök manzarasıyla. şehri gözlerinize sığdığı kadar izliyorsunuz. ah bilseniz, gözlerinize inanmamanız gerektiğini, her şey o kadar yanıltıcı ki. gözlerinize sığdığı kadar dünya, yanılıyorsunuz. size anlatacaklarım var. sizin dinlemeyecekleriniz karaltı bey. size karaltı bey demek istiyorum artık. evet dinleyin:

    bakın bana, ben bir fareyim. işte işaret parmağımı görüyorsunuz, kendimi gösteriyorum, ben bir bitim, ben kafka'nın örümceğiyiyim. bir sabah örümceğe dönüşmüşüm. doğduğum sabahtan bahsediyorum. kapkara bir böceğim ben ve sadece şu gördüğünüz çelimsiz bacaklarım, zayıf kollarımla sadece kalem taşıyabiliyorum ve sigara. işaret parmağımla gösterdiğim kişiyi tanıyor musunuz? beni tanımıyor musunuz, ah ne yazık.. tanıtayım kendimi ama durun, tanıtmak, tanımanıza yeter mi? pekala anlıyorum. yanınıza oturmama izin verin. ben hastayım bayım, size bayım diyorum, ne olduğunuzu bilmiyorum. bu sözcüğü dosto'nun bir kitabından çaldım. bayım demek hoşuma gidiyor şimdilik. neyse,bayım, size anlatmak istediğim bir kısım sözcüklerim var. biliyor musunuz, ne kadar da ezik bir insanım, biliyor musunuz? ne kadar da alçak bir insanım ben. ne kadar da hasta biriyim ben? ne kadar da yeteneksiz, işe yaramaz, aylağın tekiyim, biliyor musunuz? dünyaya tembel olmak için geldim. ama durun, belki de tam tersidir, gerçekten çok çalışkan bir insanımdır. o işten, o işte koşarım. ah ama siz göremezsiniz bunu. odamda oturur, damarlarımı yırtan düşüncelerimle boğuşurum, havaya yumruklar sallarım. pıhtılaşmış bir kanım ben. akmıyorum artık, öylece kabuklaşmış, kabuğuna çekilmişim. he-he-he. güldürmek için söylemiyorum sizi, derdime çare yok benim. çare bile dert benim için. büyük adamlar gibi konuşmak istedim için sakın beni kolpa zannetmeyin. bakmayın, şu dışarıdaki ticari dünyayı sevmediğime, en çok küfrü kendime ederim ben. karaltılarla konuşurum ben, öyle güneşli insanlardan uzağım. başları şişirim, şişirir şişirir patlatırım. bumm.. ben bu dünyaya neden geldim, biliyor musunuz? dünyaya neden geldiğimi öğrenmeye çalışırken, bilemeden ölmek için. ha-ha-ha. şuradan bir çay içmeyi teklif etsem size karaltı bey. ah, defol başımdan diyorsunuz.pekala, gördüğünüz üzere, kapüşonuna işaret parmağımı koyup montumu sırtımda taşıyor ve gidiyorum.uğurlar olsun, uğurlar olsun, hoşçakal.

    işte, şehre karıştım... insanlar kem gözlere şiş şiş, geziyorlar. işte, ben ucuz biriyim. gözlerime şiş değmiyor, üzgünüm, üzgünüm, dünyanız umrumda olmuyor, yürüyen bir adamım ben. yürürüm. yürür, giderim...

    gidip deli gömleğimi ütüleyeyim bari.