şükela:  tümü | bugün
  • katıldığı bir televizyon programında, bdp'yi kürtleri rehin almakla itham etmiştir.
  • yusuf ziya düz bir adamdır. gururdan, kibirden, riyadan, gösterişten uzaktır. içi dışı birdir, samimidir.

    kişisel olarak polemikleri sevmez. kısır tartışmalar içine girmez. kolay kolay ekranlarda görünmez.

    belli günlerde değil de aklına estiğinde yazar, iyi de yazar.
  • başbakan ile yurtdışı gezisinde iken kalp krizi geçirmiş.
    acil şifalar diliyoruz! :(
  • simdi insanlar ikiye ayrılır:
    1) iyilik yapmak icin sevabını dusunup iyilik yapanlar..
    2) yureklerinin temizliginden iyilik yapanlar..

    yusuf ziya comert o kadar iyi kalpli, o kadar iyicil, o kadar temiz bir adamdır ki anlatamam.
    hangi cografyada, hangi kulturle yetistirilmis olursa olsun aynı iyilikte bir adam olacaktı, kalıbımı basarım..

    ozu sozu bir, mert, icten, sade, mutevazı, gozlerine bakınca bu adamcagız ne kadar saf-temiz-iyi dedirten guzellikte bir adamdır.

    ne bileyim kotucul her seyden konusuyoruz, elestirip duruyoruz, insan guzel seyler gordugu zaman da soylemeli..
    guzel insanlar, guzel yurekli adamlar o kadar az ki..
    insan onları takım tutar gibi tutmalı..
    gercekten..

    tanıdıgıma cok bahtiyar oldugum, varlıgı dunyayı sevme sebebim olmus adamlardandır..
    pek kulturlu, zehir gibi bir zeka sahibi, pek dusunebilen bir adam olmasının yanında ukala degildir..
    hatta o kadar munis, duzgun, kibirsiz bir adamdır ki..
    iyi gunde orada olmayı bildigi gibi kotu gunde bas destegin olacak da bir vefaya sahiptir..

    su yerkurede en fazla, en yurekli, en ictenlikli sevdigim adamlardan biri kendisi..
    tanısaydınız ya fesat gozlerle bir adam bu kadar ozu sozu bir, mert olamaz deyip kıskanırdınız ya da tapardınız..
    evet.

    haddim olmayan seyler yazdıysam affola..
    cok icimden geldi gecen gun sesini duyunca..

    boyle adamların varlıgı inadına dunyayı sevme sebebi..
    tum kirine pasına ragmen..
    tum cirkin insanlarına ragmen..

    yusuf ziya comert'in evrensel guzellikte bir kalbe sahip olduguna inanıyorum..
    nereden bakarsan bak ici tertemiz o kalbin.
  • geçtğimiz yıl tunus'ta geçirdiği kalp krizini ileri sürerek istifa etmiş yeni şafak eski genel yayın yönetmeni. yerine ise ibrahim karagül getirilmiş.

    http://yenisafak.com.tr/…t=16.07.2012&i=395089&k=b3
  • eskişehirin fuhuş merkezi olduğunu düşünen. pis bee!

    edit: link
  • uzaklara gitmeye gerek yok. yusuf ziya bugün köşesinde eskişehir'i yazmış, buyrun beraber okuyalım:

    benim de bir eskişehir’im var.

    ilk geldiğim zamanlar, yürüye yürüye bitiremiyordum kaldırımlarını. otobüs, dolmuş falan da bilmiyordum. az kaybolmadım sokaklarında.

    ben şehrin merkezine doğru yürüdüğümü sanıyordum. bir bakıyordum şehir bitmiş. bir önceki şehrimiz balıkesir’di. burası iki katından fazlaydı balıkesir’in. zaptetmesi zaman aldı. sonra, mustafa ışık’la arşınlaya arşınlaya her tarafını öğrendim.

    cat stevens’ı gazve kitabevi’nde keşfettim.daha birçok şeyi. dolaşır dolaşır, tilkinin kürkçü dükkanına döndüğü gibi, gazve’ye dönerdik.

    asım abi ve muhittin, oraya gelip kitap alanların çoğundan daha çok kitap okuyan adamlardı.

    vedat şahin’le de az yürümedik, hamamönü’nde, sakarya caddesi’nde.

    daha çooook hatıralar var. bu yazıda işin içinden mümkün değil çıkamam.

    atasoy abi var bir de... atasoy müftüoğlu.

    ‘abi’ kelimesinin, dolu dolu bir anlamı varsa, çok kuvvetli bir anlamı, gerçek bir kardeşliği, gerçek bir dostluğu içeren bir anlamı... ben o güçlü anlamı en çok, bu sıfatı atasoy abi’ye izafe ettiğim zaman hissediyorum.

    atasoy abi’yi eskişehir’e gelmeden önce de bilirdim elbette. ama burada gördüm, burada tanıdım.

    koca adamdı atasoy abi. ben de çocukluktan yeni yeni çıkmaya uğraşan birisi işte. adam yerine koydu, yürüdü benimle, konuştu. dinledi, anlattı. hak ettik mi etmedik mi bilmiyorum, hepimize yaptı bunu. eskişehir’i şehir yaptı. ya da ben öyle gördüm.

    ***

    gecenin çok ileri bir vaktinde girdik eskişehir’e.

    ahmet kekeç’le beraberiz.

    eski bir eskişehirli olarak, “ben bulurum yolu” diyorum ama, şehir çok değişmiş, bocalıyorum.

    sabahın 3’ü neredeyse. fakat, bir hareket var şehirde. anadolu üniversitesi kampüsünün girişine yakın yerlerde.

    arabalar duruyor, kalkıyor. jipler, lüks otomobiller, bir tane hammer bile gördüm. kadınlar, genç kızlar, travestiler.

    bir garipsedim. üniversitenin mütemmim cüzü gibi.

    sonra anlattılar. böyle işlerin merkezi haline gelmiş eskişehir.

    ben biliyorum, bu, bizim ankara’da, istanbul’da bahsini ettiğimiz, bahsini duyduğumuz ‘laik yaşam biçimi’ değil.

    et ticaretiyle ne alakası olabilir ‘laik yaşam biçimi’ dedikleri şeyin?

    bu mu, başkan büyükerşen’in şehirde değiştirdiği ruh?

    bu mu, bütün sözde-sol camianın peşine düştüğü şey?

    eğitim, güzel. tramvay, güzel. porsuk’un ıslahı da güzel. hepsine eyvallah. (böylece, ‘eyvallah’ kelimesini hayatta ilk kez, yazılı olarak kullanmış oldum.)

    bu şöhret, eskişehir’e yakışmıyor. bu şöhret, eskişehirliler’e yakışmıyor.

    (bkz: http://haber.stargazete.com/…eskisehire/yazi-697880)
  • birilerine yaranmak adına üniversitenin adını kullanarak bir çok aileyi tedirgin edip tüm öğrencileri zan altında bırakmak gibi bir gazetecilik anlayışına sahip kişi.
  • "gece saat 3'te kafeler açıktı, 3-4 tane de travesti gördüm, eskişehir fuhuş merkezine dönmüş" minvalinde birşeyler gevelemiş bu zat-ı muhterem..

    yazdığı gazeteden de aşina olduğumuz üzere gördüklerini dezenformasyonla öyle bir yoğurarak anlatıyorki neresinden tutup düzelteyim bilemedim.

    öncelikle, travestileri anadolu üniversitesi'nin önünde gördüğünü defalarca vurgulayarak üniversiteyi fuhuşla özdeşleştirme gibi bir çabayla hareket ettiği sinyali alıyoruz. büyük kısmı ele geçirilmiş olsada genç kadınların kendilerini hala en özgür hissettikleri yer olan üniversite kampüslerine yönelik malum kesimin bilinç altında biriktirdiği nefretin ibretlik bir yansımasını izliyoruz. ayrıca, malum kesimde baki olan bilim düşmanlığının ne olursa olsun mevcudiyetini koruduğu çıkarımında bulunabiliriz.. birincisi, orası anadolu üniversitesi'nin önü değil, "çevre yolu"... eğer bahsi geçen olayda vurgulanması gereken bir mekan varsa o da "çevre yolu"dur.

    ikincisi, travestilerin, seks işçilerinin varlığı eskişehir'e özgü bir durum değildir. konya'yı, kayseri'yi, kütahya'yı geçtim, fuhuşun iran'da, afganistan'da, bangladeş'te bile ne boyutlarda olduğu ortadadır. ama yusuf ziya bey'in gerçek niyetinin ne olduğu sonradan kurduğu cümlerle net bir biçimde anlaşılıyor:

    "büyükerşen'in yarattığı modern kent bu mu? tamam tramway güzel, şehirde ilerleme var, çok güzel durumlar var ama..."

    bu ne ki şimdi?! başarısız bir stand-up denemesi mi?! bir ülkenin şehirlerinde fuhuşun varolması yerel yönetimlerin sorunu mudur? fuhuşun sistemsel bir sorun olduğu ve kendisinin fanatik destekleyicisi olduğu akp dönemindeki serbest piyasa kapitalizminin ve sömürünün kurumsallaşması ile rekor seviyelerde arttığı açıkça ortadayken bizi mi yiyorsun yusuf bey allasen?! yoksa ankara'dakilerden bir rica mı geldi "eskişehir'e gitmişken yerel seçimlerde orayı tamamen ele geçirebilmemiz için birşeyler yap" şeklinde?! eğer böyle bir rica geldiyse bile bu nasıl bir eline yüzüne bulaştırmaktır gözünü seveyim?!

    yılmaz büyükerşen'de alem adam hakkaten, eline bir kürek sapı alıp travesti kovalaması gerekirken mışıl mışıl uyuyor geceleri.. bu mudur sorumlu belediyecilik anlayışı?!

    ayrıca bu vak'adaki bilinçli "şeytanileştirme" kısmını es geçemeyeceğim. sistemin ve dolayısıyla sosyal patlamanın kurbanı olan travestileri, seks işçilerini şeytanlaştırarak sisteme yönelmesi gereken nefreti buraya kanalize etme derdi var. travesti, seks işçisi vs olarak andığımız insanlar zevk için sıcak yataklarını bırakıp gece 3'lerde çevre yollarına çıkmıyorlar. dışlanmış, horlanmış, ötekileştirilmiş, aç bırakılmış insanlar bunlar..

    asıl ibret verici nokta ise yusuf ziya cömert bütün bunları ardı arkasına sıralarken yanında oturan burhan sakallı'nın ağzını açıp tek kelime etmemesi. yusuf ziya cömert şehri terk ettikten sonra her kesimden tepkilerin rekor seviyeye ulaşmasıyla birlikte atıp tutmaya başlaması..

    not: entry, aşırı imla hatasından can çekişiyor olabilir. yarın kurtarmayı planlıyorum, şimdi uyumak zorundayım.