şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • yaşar kemal'in, demirciler çarşısı cinayeti romanın devamı olarak yazdığı, akçasazın ağaları serisinin ikinci ve son kitabıdır.

    yusufçuk yusuf kitabında, hayal ile gerçek, doğru ile yanlış, soylu ile soysuz, sevap ile günah, cesaret ile korku, öfke ile sükunet, ölüm ile yaşam mütemadiyen birbirlerinin sınırlarını zorlayarak, kah birbilerinin yerine geçip kah birbirlerinden ölesiye kaçarak harikulade bir harmoni vücuda getirmiştir. çok zaman, okur, okuduklarının neresi hayal neresi gerçek, yapılanların nesi doğru nesi yanlış, kahramanların hangisi soylu hangisi soysuz anlamakta zorlansa da büyük bir merak ve lezzetle sayfaların arasında kayboluyor.

    yusufçuk yusuf kitabında, çukurova'da bir devrin, bir dönemin devrilişi ve yeni bir dönemin doğuşu ustalıkla resmedilmiştir. kitap, bir devam kitabı olmasına rağmen, demirciler çarşısı cinayeti'nden daha ileri gidebilmiştir bana kalırsa. derviş bey, mustafa bey, yusufçuk yusuf, mahir kabakçıoğlu gibi şahsiyetler özelinde bir devrin ruhuna nüfuz ediliyor ve insanların kendi içlerinde yaşadıkları o korkular, o çelişkiler, o yangınlar bize dönemin ruhunu bütün şiddetiyle üflüyor.

    demirciler çarşısı cinayeti kitabı için cinayetlerin ucuz birer dekor olduğundan bahsetmiştik. yusufçuk yusuf kitabının dekoru da bir takip, kovalamaca ve iz sürmektir diyebiliriz pekala. bu yönüyle kitap zaman zaman ince memed'i anımsatsa da apayrı ve özgün bir eser olduğu da muhakkaktır.

    yaşar kemal'in duygu yüklü kalemi yine harikulade bir resim koyuyor önümüze. okuyalım, izleyelim ve okudukça da aman bitmesin duasını edelim diye.