şükela:  tümü | bugün
  • boğaz ağrıdığında, boğazın o dilin bittigi yerinde öyle bir katman/kütle olur ki, yutkunduğunda acı çektiğin ve yutkunmak istemediğin, her yutkunuşun bir acı haline geldiği durumdur.
  • bogaza sikilan uyusturucu spreyin onbes dakika kadar suren etkisi. sprey bogazi hissetmeyi engellediginden , bogazda bir duvar varmis gibi hissedilir. yutkunamadigini zanneden hastanin tukurukleri ilacin etkisi gecene kadar , hastayi bogmaya calisarak geri donecektir.
  • kisinin bogazinin dugumlenmesi, aglayamamasi sonucu da vuku bulabilecek bir vaziyettir
  • en acısı yutkunmayı gerçekleştiremeyen kişiye şahit olmanız, o acı çekerken sizin yüreğinizin dağlanmasıdır.
  • yutkunmak içine atmaktır.hayatı tasarruflu kullanmak için bütün berbat şeyleri içine atmak yani. her türlü saldırıya karşı bir geri çekiliş, bir kaçış ve başta dediğim gibi bir şeyleri gömmektir yüreğe. sonra bir gün yutkunamazsınız, çünkü içinize atamaz olursunuz bütün berbat şeyleri. ve yutkunamazsanız, hayata kusarsınız tüm o yutkunmuş olduklarınızı...
  • bademciklerin o sevimli cik sonekinden kurtularak direk badem moduna gectigi anda olu$an, insanin ya$ama zevki ile birlikte agzinin tadini da alip goturen pis rahatsizlik.
  • (bkz: farenjit)
  • 20lik dislerin cekiminden sonra vuku bulan* olay. on kosul, 20lik dislerin, cikmadan once cekilmesi, basit bir dis cekme olayinin kendini asip 45 dakikalik bir operasyona donusmesidir. mumkunse cene kemigi de acilmalidir ki bu yutkunamama hali en az 2 hafta sursun, su bile icemeyin.
  • hani o löp löp yerken içerken fark etmediğimiz yutkunmanın nasıl bir devlet olduğunu basit bir tukuruğu bile yutarken hatırlatan, birkaç saniye aralıkla ön hazırlık yaparak, gerekirse parmaklarla boğaza masaj yapılarak yaşanan bir şey yutkunamamak. lıkır lıkır su içebilmek bile insanın tek arzusu olabiliyor.
  • kanal tedavisi sonrası en esaslı halini tecrübe ettiğim berbat olay. tedaviden 1.5 saat sonra bir bardak su içme gafletinde bulundum ve şorul şorul burnumdan aktı su. tabi ben bunu eğlenceye dönüştürdüm mü? evet.

    (bkz: burnundan gelmek)