şükela:  tümü | bugün
  • "bir akşam.
    istesek her gün karşılaşabileceğimiz kadar sıradan.
    herhangi bir akşam.
    içim daraldı. sebebi vardı. seni göresim geldi. konuşmalıydık.
    han'a geldim.
    yoktun.
    eve geldim.
    yoktun.
    şimdi gideceğim buradan da.
    kendimi... bilmiyorum.
    içime düşüyorum.
    mustafaaaaa! mustafaaaaaa!
    ünlüyorum ünlüyorum, yoksun. kendime tek kişilik bir yalnızlık adadım şimdi. hoşçakal."
  • "gönderdiğin resim çok güzeldi. sen istediğin kadar "ben güzel değilim" diye yaz,
    benim için dünyanın en güzel ve sevgili kadınısın.
    bilemezsin, şu on beş yirmi günü nasıl sabırsızlıkla bekliyorum.
    aklımdan hemen trene binip gelmek bile geçiyor.
    sen de beni görmek istiyor musun aliye, hemen cevap ver, sen de bana kavuşmak istediğini yaz,
    beni beklediğini söyle.
    gözlerinden, yanaklarından binlerce defa öperim aliye'm."
  • "denizleri dökülmesin diye, kimi atlasların duvara asılmadığı doğrudur.
    ama sanmıyorum doğru olsun, ağaçların soğuk kış günlerinde,
    kabuklarının altına pazen giydikleri…
    ***
    ben de bilmiyorum, önümüzdeki şubatın yirmi sekiz mi, yirmi dokuz mu
    çekeceğini…
    yirmi dokuz çekecekse, bana da haber ver. unutmayalım o gün, dört yılda
    bir doğum günü olan dostumuza, küçük bir hediye göndermeyi.
    ***
    bana sorup durduğun o iki dizeyi buldum sonunda. karaşın bir şairmiş, o
    iki dizenin sahibi:
    “her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır / bütün
    sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek”
    unutmadan, bu iki dizeyi defterine yaz istersen. istersen ezberine yaz.
    istersen unut. nasılsa daha çok okuyacağız orta ikiden terk çocuklar şairini…
    ***
    ama meselâ şeyi unutma… neyi unutma biliyor musun, pencereden
    sokağına bakmayı... sabahları kalktığında ve o güzelim akşamüstleri…
    ***
    iyi oldu, artık mektup yazmayacağını söylemen. mektup beklemek,
    bilsen öyle zor ve öyle güzel ki…
    ***
    geçenlerde yaşadığım bir şey, şunu öğretti bana: istese de çok uzağına
    gidemiyor insan kendisinin. hangi trene binse, içindeki bir adrese varıyor
    sonunda. hangi rüzgâra tutunsa kendine savruluyor; hangi denize açılsa,
    yine kendi kıyılarında buluyor kendini…
    ***
    önüne açacağım her ‘yıldızlı atlas’ta; ama büyük; ama küçük bir deniz
    olacak mutlaka… onları duvara asmamaya çalış n’olur, yere dökülmesin
    denizleri…"
  • "bugün, sana istanbul’dan gelen bir mektup oldum…

    ben bir kalem olsaydım eğer, gelip parmaklarına yaslanır, sana ipil ipil
    yanan yıldızlar çizerdim.
    ben bir yıldız olsaydım, kim bilir kaç köşeli… belki de küçük prens’in
    yaşadığı yıldız ben olurdum. küçük prens, başka gezegenlere gittiğinde,
    çiçeğinin bütün nazına katlanır, ona bakmaktan usanmazdım.
    ben bir çiçek olsaydım, bir tutam fesleğen olurdum mutlaka. geceleyin
    esen bir rüzgar, kokumu alıp uçurur, senin yanına getirirdi.
    ben bir rüzgâr olsaydım, en çok gece bekçilerinin şapkalarını uçurmayı
    severdim. bir de ağaçların arasından geçerken, yaprakların çıkardığı sesi…
    ben bir ağaç olsaydım, çok yapraklı bir ağaç olmak isterdim. dallarıma
    konan kuşları, avcıların silahlarından saklamak için isterdim bunu. bir bunun
    için isterdim.
    ben bir silah olsaydım, kuşları hiç vurmazdım. ölürdüm yine de
    vurmazdım.
    ben bir kuş olsaydım, alçalır, iyice alçalır, uzun bir sokak boyunca akar
    gibi uçardım. çocukların akılları başlarından gider, peşimden gelirlerdi. ben
    yine de alçacıktan uçardım.
    ben bir sokak olsaydım, ismimi hiç değiştirmeden bütün şehri dolanır,
    sonunda bir denize çıkardım.
    ben bir deniz olsaydım, ya kapalı bir deniz, ya da açık bir deniz olurdum.
    eğer açık bir deniz olsaydım, ne yapar eder, balıklarımla birlikte istanbul
    boğazı’ndan geçmeyi isterdim.
    ben bir istanbul olsaydım eğer, üç satırlık da olsa, bir mektubun içine
    sığar, senin yanına gelirdim. çünkü istanbul’u ne denli sevdiğini bilirdim.
    ben sana yazılan bir mektup olsaydım, sana ne söyleyeceğimi, neler
    anlatacağımı yine bilemez, sözün tam burasında biterdim."