*

şükela:  tümü | bugün
  • sözlükte yanlış bir şekilde 100 numaralı adam başlığında irdelenen kemal sunal filmi. doğrusu yazıyla olan bu başlıktır.

    http://www.dailymotion.com/video/x3tl1f6

    sinematürk ve vikipedi'de de yüz numaralı adam olarak geçer.
  • yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını türk yönetmen osman fahir seden'in yaptığı, 1978 tarihli kemal sunal filmi. bin kere izleseniz de bıkmayıp tekrar tekrar izleyeceğiniz kemal sunal filmlerinden biridir. gerek filmdeki repliklerle olsun, gerekse mükemmel oyunculuklarla türk sinemasının en güzel filmlerinden. başrollerini kemal sunal ve oya aydoğan'ın üstlendiği filmin yapımcıları ise yine kemal sunal ve fatma girik'tir.

    filmin her sahnesi ayrı bir güzeldir ve her sahnesinde ayrı bir akılda kalan replik vardır. sefer tasında spagetti götürme isteği uyandıran filmdir.* aşık olduğunda konuşamama taktiği de ayriyetten denenebilir. şaban'ın; iş adamı ona her "cevabın nedir?" sorusunu sorduğunda verdiği, "eşşoğlueşşek" cevabı da filmin akılda kalan ve akla geldikçe gülümseten sahnelerinden biridir.

    - bizim şaban'mı?

    - yok, beşiktaş'ın sol açığı şaban!
  • 1978 yapımı yüz numaralı adam filminde şaban'ın bindiği trende yolculuk eden kişi olacak o kadar skeçlerinden tanıdığımız ali demirel'dir.
  • + biraz yürüsek?
    - ama ben bakireyim
    + ben de.
  • yok dikine pançoz
  • efsane natuk baytan-kemal sunal filmelerinden en iyisi.
  • hem güldüren hem de duyguların saflaştırılmış biçimde aktarılması sebebiyle ağlatan buram buram özlem kokan bir şaban filmi. aynı zamanda türk televizyonunun zamanla geri gittiğinin en büyük göstergesi.

    televizyonları açtığımızda artık gördüğümüz şeyler bireysel meseleler. kafamızı bireysel dertlerden kaldırıp geniş açılı bakamadığımızın da en büyük göstergesi aslında. şu zamanlarda hep derdimiz lüks yaşantıları çalkantıları, daima gözümüze sokulan zenginlikler, entrikalar, sınıf atlama çabaları, bir kişinin bitmek bilmez dertleri... kafamızı benden kaldırıp bize bakamıyoruz ve bu televizyonlarda en net biçimiyle görünüyor. toplumsal bir konuya değinme, eleştiri veya birliktelik duygularını körükleyen hiçbir şey yok artık hayatımızda. bireyselliğin içine düşmüş ve en büyük derdimiz "kim kimden ne kadar nafaka aldı ve nerde, nasıl yedi? " gittikçe birlik duygumuzu kaybediyoruz aslında. kemal sunal'ın bu filmi de sanki yıllar önce kaybettiğim duygularıma dokundu. şanslıyım, bu filmlerle büyüdüm. şimdiki çocuklar hep gerçeklikten uzak ve mış gibi yaşamları izleyip hem kendilerinden hem de gerçeklikten uzak yaşıyorlar. anlatacak çok şeyim var aslında bu filmle ilgili saatlerce konuşabilirim. ama şimdilik gerek yok, eminim ki açıp izlediğinizde her şeyi göreceksiniz. böyle değerli filmlerin bir zamanlar bu ülkede yapılmış olması bile yeter. ahlaki çatışmalar, oynanan oyunlar, en saf biçimiyle aşkın ifadesi. her karakterin uzun uzun incelenebileceği bir metin var aslında elimizde. toplum gözünde hiçlikten kahramanlığa yükselen bir adamın hikayesi. sosyolojik bir araştırmanın aktarımı gibi. sonu fazlasıyla ütopik gelse de bazen halkı halka halkla anlatmak gerekir. yaşınız kaç olursa olsun, kaç kere izlediyseniz izleyin oturun tekrar izleyin ve izlettirin.
  • yeşilçam ve diğer türk filmlerinin, dizilerin ve kliplerin çekildiği mekanların paylaşıldığı ve bu yapımlar hakkında birçok ayrıntılı bilginin olduğu youtube kanalı