şükela:  tümü | bugün
  • her sahnelenisinde, yuzme ogreten baba, abla, abi, kuzen, gibi kimselerin, "yok yahu vallahi oldugum yerde duruyorum, gitmiyorum geriye. hadi gel gel bak cok az kaldi" turundeki klasiklesmis repligiyle olmazsa olmaz bir sekilde eslik edecegi, ve de inadina geri geri giderek cocuun guvenini ve yuzdugu mesafeyi artirmayi hedefledigi, klasik deniz kenari tiyatrosu. devaminda ogrenen tarafin cigliklari, bagirtilari, ve yalanci simarikliklariyla rituel surer.
    ayni sekilde, "vallahi birakmiycam ogrenene kadar" bu klasiklesmis yuzme ogreten insan repliklerindendir. bisiklete binmeyi ogrenirken / ogretirken de pek sik kullanilir.
  • yürümeye alışmış bünyeler için oldukça zordur. öğrenmek için geç kalınmaması tavsiye edilir.
  • yuzme kabiliyeti, bisiklete binme, araba kullanma gibi bir kere ogrenilince hayat boyu surup gider. yani bir defa ogrenmek yeterlidir.

    (bkz: bilincaltı)
  • öğrenmeye gerek yoktur. zaten herkes bilir.
    bildiğinin farkına varınca, öğrenmiş olur.
    (bkz: arşimet)
    (bkz: balıklar düşünmez bilir)
  • yüzebildiğini fark etmek durumunun yıllar önce evden kaçan üvey kardeşi. iki gün önce karşılaştık denizde ve artık ben de kulaçlarını kıbrıs'a doğru atanlardanım. yüzme öğrenmenin heyecanıyla benim kulaçlar engin engin iniyor deniz yüzeyine. 3 metre etrafımdakiler oluşturduğum dalgalardan durulamıyor. sürekli bir hareketlilik var etrafımda. kaçın o adam geliyor suratları görüyorum.

    yıllarca yüzmenin nasıl öğrenildiğini düşünür, ne deyince insanlar yüzmeye başlıyor, bana neden böyle birisi denk gelmedi 24 senelik demo kaydımda diye tasalanırdım. arkadaşlarım kız gruplarının yanına doğru kulaçlar saydırırken ben kıyıda, denizden taş toplama merakım varmış da ondan açılmıyormuşum gibi bir kılıf giymek zorunda kalıyordum. artık kılıfı attık üstümüzden, çalacak minare arıyoruz. gittiğim sahile her gün gelen bir turist var. onun köpeğiyle amansız bir yarış içindeyim. dün geçti beni ama bugün şansı yok. suya baba tavsiyeleriyle girip köpeğe babayı aldıracağım.

    -----

    nasıl öğrendiğimi yazmayı unutup, yüzme bilmeyenleri patır patır mesaj bölümüme topladığım için memnunum aslında. ama söyleyelim, biri daha öğrenir belki. yanınızda iyi yüzen bir arkadaş bir de top olacak. top, denizdeki manevra kabiliyetini geliştiriyor gibi. ondan sonra bir baktım top şortun içinden çıkmış gitmiş ama ben hala yüzüyorum. bir anda oldu. ben de anlamadım. insan yüzdüren o sihirli cümleyi bulamadım mınıskim.
  • çocuklukta özgüveni destekleyen en önemli aşamalardan biridir bu. belli bir aşamayı geçmiş olmak, kendi arkadaş çevresi için artık o kadar da çocuk olmamaktır.
  • kendimi ertesi gün pişecek fasülye gibi hissediyordum ve genzimdeki acılık sanki bana bir ömür yarenlik edecekmiş gibi geliyordu. yüzme öğrenmek bana göre 'mümkün olmayan' bir şey.

    size yüzme öğretmeye çalışan can dostunuz bile olsa; her an bir şerefsizlik yapabileceğini aklınızdan çıkarmamalısınız. tabii daha da önemlisi 'yüzme öğrenmek' gibi bir şey olmadığını, yüzmenin aslında öğrenilemeyen bir şey olduğunu, yüzen insanların da ya bir göz yanılsaması ya da doğuştan zaten yüzme bilen insanlar olabileceğini unutmayın.

    doğuştan yüzme bilmek deyince; bu şerefsizlerin bir de bir argümanı var ki akıllara zarar. neymiş efendim insanlar doğuştan yüzme bilirmiş. ana rahminde zaten sıvı içinde olduğumuz için default olarak yüzücü geliyormuşuz dünyaya. yüzme switchi doğuştan on geliyor demeye getiriyor yani. yer mi anadolu çocuğu bu safsataları.

    "ulan gerizekalı, madem ben doğuştan yüzme biliyorum, mideme dolan ve giderek ağırlaşıp yüzebilme ihtimalimi sıfıra yaklaştıran, yuttuğum bu suları nasıl açıklayacaksın o zaman?" dedim. cevab veremedi.

    bilimsel bilgiye karşı değilim. elbette 'bebekler suya atılınca yüzüyor' falan deyip angut angut deneyler yapanları gördüm ve onları da kınıyorum ama ben doğalı çok oldu beyler. o hafiflik, o 'suya koysan üste çıkar narinliği' kalmadı artık bedenimde.

    ayrıca o batmaz diye verdiğiniz köpüklerle birlikte batışımı izlemenin neresi komik hiç anlamadım. önce bir çıkar kenara, oksijenime bir kavuştur beni; sonra gülersin deyyus.
  • ne yapıp edip küçükken öğrenmelidir yüzmeyi. "dünyaya bilmeden geldim, bilmeden gitmeyeyim bari" düşüncesiyle otuzundan sonra öğrenmeye kalkarsanız, çok azimli, pek pes etmez yapıda da olsanız; bol miktarda klorlu suyla mideyi şişirir, sinüziti azdırır, başağrısından ölebilir, "ne gidicem lan yüzmeye, yatarım ben evimde"* moduna ilk dersten çıkınca geçebilirsiniz.
  • zor iştir hele bir başkasından öğrenmesi daha da zor bir iştir. o nedenle bizim oralarda genelde çocuk aklının tam kesmediği dönemlerinde suya atılır, ister istemez öğrenir sezon sonunda hamsi paluğu gibi olur.
  • en kolay boğulmak istemekle mümkün. bak, ayağın yere değebilecek 1 -1,5 metrelik yere gidip yüzükoyun atla. suya bilerek bat. nasıl olsa ayağını koysan yere değiyor. planking pozisyonunda kal birkaç saniye su seni kaldıracak. hele hele çırpınmadan yavaş yavaş kulaç atmayı denesen hep suyun üstünde kalmayı başarırsın. yüzme bilmeyen insan 2 dakika bile kalabilir suyun içinde ama o kadar süre bile değil bu. ben yüzmeyi değil ama sırt üstü suda yatmayı böyle öğrendim. kulağıma su kaçıyo sandım kaçmıyomuş, birazcık batmayı göze al su yutmadan... cesaretten kastettikleri bu işte. (bkz: yüzme öğreneceklere tavsiyeler)