şükela:  tümü | bugün
  • fransiz şairi. tours'da doğdu. çok az sayıda basılan, "traite du pinasite" adlı yapıtıyla gerçeküstücü harekete katıldı. ve hemen ardından breton ile bozuşarak ayrıldı. sorbonne'da felsefe öğrenimi gördü ve "baudelaire ve kierkegaard" adlı teziyle mezun oldu. giacometti, dupin, du bouchet, jacottet gibi ressam ve şairlerle tanıştı. shakespeare'in birçok oyununu fransızca'ya çevirdi. 1967 yılında aralarında leiris, dupin ve du bouchet'nin de bulunduğu yazarlarla l'ephemere dergisini kurdu. şiiri üzerine bir çok kitap yazılmıştır. şiiriyle, şiir üzerine yazılarıyla, düşünceyle şiiri benzersiz bir biçimde kaynaştırdı. onun için şiir bir "bilme edimi" idi....
  • yatak, yanıbaşında pencere, vadi, gökyüzü,
    şu bulutların muhteşem çabukluğu.
    birden, pencerede yağmurun pençesi
    sanki hiçlik dünyaya imzasını atıyordu.
    dün düşümde
    başka yılların tohumu, yanıyordu güçsüz alevlerle,
    mozaik döşeme üstünde, en küçük bir ısıs yaymadan.
    uzaklaştırıyordu onu çıplak ayaklarımız berrak bir su gibi.
    ey sevdiğim,
    nasıl da kısaydı bedenlerimiz arasındaki mesafe!
    dönenip duran zaman kılıcının keskin yüzü
    boşuna arardı orada galip geleceği yeri.

    yves bonnefoy
  • arthur rimbaud ile ilgili bir kitabı da vardır türkçesi de vardır hatta bu kitabın nisan yayınlarından
  • iki onemli siir kitabi douve'un hareketi ve hareketsizligine dair ile esigin yanilsamasinda ahmet soysal'in cevirisiyle sel yayincilik tarafindan yayimlandi
  • ismet özel'in akla karşı tezler(cinayetler kitabı, 1975) şiirinde semenderi ondan öğrendim diyerek adını andığı şair.
  • "il a plu cette nuit. le chemin a l'odeur de l'herbe mouillée, puis, à nouveau, la main de la chaleur sur notre épaule, comme pour dire que le temps ne va rien nous apprendre." en ünlü dizeleridir.
  • derin ışığın görünmek için
    geceyle kırılmış ve çatlamış bir toprağa ihtiyacı var.
    karanlık bir odundan coşup yükselir alev.
    söze bile bir madde gerekir,
    her çeşit şarkının ötesinde durgun bir kıyı.

    senin yaşamak için ölümü aşman gerekecek
    en saf varoluş saçılmış bir kan'dır.

    ***

    " bonnefoy'ya göre şiirin maksadı bir kurtuluş'tur. '... bir kurtuluş maksadı, ki şiirin tek tasasıdır. o, gerçeği içselleştirmek ister yalnızca. şeyleri bende birleştiren bağları araştırır'.

    (çev: ahmet soysal)
  • ve douve’sun işte sen şimdi son odasında yazın.
    bir semender duvarda kaçıp gitmede. o güzel
    insan başı yaymada yaz ölümünü. "yok
    olmak isterim sende, dar yaşayış" diye haykırıyor douve.
    boş şimşek dudaklarıma koş, içime işle!

    "bak bana, bak bana, koştum ben!"

    yanındayım senin, douve, ısıtıyorum seni.
    aramızda yalnız bu çakıldan lamba var, bu
    dinmiş biraz gölge, ellerimiz ki gölge
    bekleyip durur. şaşırmış semender, kalmışsın
    kımıltısız.

    yaşamış olmakla ânını bilgiye dönüşen en yakın tenin.

    semender yeniden göründüğünde, güneş
    daha yeryüzünde pek alçaktaydı,
    o parlayan gövdeyle bezenmişti yol taşlarıysa.

    daha yeni koparmıştı son
    bağlantıyı ki gölgede dokunulan yürektir o.

    yarattı yarası, o kayalar görünümü,
    bir ölüm vadisini kımıltısız bir gök altında.
    dönüp gene bütün camlara, yüzü
    ışıdı yıllanmış ölüm ağaçlarıyla.

    (bkz: semender)